Ana Sayfa Bilim Bilim dünyasında şok: Dünya’nın çekirdeğinde gizli okyanuslar bulundu

Bilim dünyasında şok: Dünya’nın çekirdeğinde gizli okyanuslar bulundu

Bilim insanları, gezegenimizin derinliklerinde yaptıkları incelemelerde sarsıcı bir keşfe imza attı. CNN International’ın aktardığı yeni araştırmaya göre Dünya’nın çekirdeği, yüzeydeki tüm okyanusların toplamından katbekat fazla su oluşturma potansiyeline sahip devasa bir hidrojen rezervi barındırıyor olabilir. Nature Communications dergisinde yayımlanan bu çarpıcı bulgular, gezegenimizin oluşumu ve suyun kökenine dair bildiğimiz teorileri kökünden değiştirecek nitelikte veriler sunuyor.

Dünya’nın çekirdeği içindeki yüksek basınç altında hidrojen etkileşimini gösteren yapı

📌 Öne çıkanlar:

  • Bilim insanları, çekirdekte en az 9, en çok 45 okyanus büyüklüğüne eşdeğer hidrojen bulunduğunu hesapladı.
  • Yeni bulgular, Dünya’daki suyun kuyruklu yıldızlardan ziyade gezegenin oluşumu sırasında çekirdekte depolandığını gösteriyor.
  • Güney İskoçya’daki kayalarda yapılan ayrı bir analiz ise “Kartopu Dünya” döneminde bile yaşamın ve iklim döngülerinin devam ettiğini kanıtladı.

🌊 45 okyanus büyüklüğünde hidrojen rezervi

Pekin Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Okulu’ndan araştırmacıların öncülük ettiği çalışmada, Dünya’nın çekirdeğinde bulunan hidrojen miktarının, çekirdeğin toplam ağırlığının yüzde 0,07’si ile yüzde 0,36’sı arasında olabileceği belirlendi. Bu oranlar küçük görünse de, Dünya’nın çekirdeğinin devasa kütlesi göz önüne alındığında ortaya çıkan tablo şaşırtıcı boyutlara ulaşıyor.

Yapılan hesaplamalar, bu oranın en az 9, üst sınırda ise 45 okyanus hacmine eşdeğer miktarda hidrojen anlamına geldiğini ortaya koydu. Çalışmanın başyazarı Dongyang Huang, bu sonuçların Dünya’nın suyunun büyük bölümünü gezegenin oluşumu sırasında edinmiş olabileceğini işaret ettiğini belirtti. Bu keşif, suyun Dünya’ya daha sonra kuyruklu yıldız çarpmalarıyla taşındığını savunan yaygın bilimsel görüşe güçlü bir alternatif oluşturuyor.

Huang’a göre, Dünya tarihinin ilk bir milyon yılında suyun büyük kısmı çekirdekte depolanmış olabilir. Araştırma verileri, su bolluğu bakımından çekirdeği manto ve kabuğun izlediğini, yüzeyin ise aslında gezegenin “en kurak” katmanı olduğunu gösteriyor.

45 okyanus büyüklüğünde hidrojen rezervi

🔬 Atomik ölçekte yeni analiz yöntemi

Yerin binlerce kilometre altındaki aşırı basınç ve sıcaklık koşullarını incelemek bilim insanları için her zaman büyük bir zorluk olmuştur. Hidrojenin en hafif ve küçük element olması, rutin analiz yöntemleriyle tespit edilmesini daha da güçleştiriyordu. Önceki araştırmalar, X-ışını kırınım yöntemleri kullanarak geniş bir belirsizlik aralığında tahminler yapabiliyordu.

Bu çalışmada ise araştırmacılar, yaklaşık 20 nanometre çapında iğne benzeri demir örnekleri hazırlayarak farklı bir teknik uyguladı. Sıvı metal çekirdeği temsil eden demir, “elmas örs hücresi” adı verilen yüksek basınç cihazında lazerle eritildi. Ardından atom prob tomografisi yöntemiyle atomlar iyonize edilerek tek tek sayıldı ve üç boyutlu kimyasal bileşim analizi yapıldı.

Deneyler sonucunda, metal soğurken hidrojenin silikon ve oksijenle etkileşime girdiği ve hidrojen-silikon oranının yaklaşık bire bir olduğu tespit edildi.

Dünya’nın çekirdeği ve iç katmanlarını gösteren jeolojik kesit

🧲 Manyetik alan ve yaşamın kaynağı

Araştırmacılar, demir nanoyapılarında gözlemlenen silikon, oksijen ve hidrojen etkileşiminin sadece suyun kökenini değil, gezegenin yaşanabilirliğini de açıkladığını belirtiyor. Bu elementler arasındaki etkileşim, çekirdekten mantoya ısı aktarımı hakkında kritik ipuçları sunuyor. Söz konusu ısı transferi süreci, Dünya’nın manyetik alanının oluşumunda hayati bir rol oynuyor.

Rice Üniversitesi’nden Yer Sistemleri Bilimi Profesörü Rajdeep Dasgupta, hidrojenin çekirdeğe ancak gezegenin ana büyüme evrelerinde girebileceğini vurguladı. Tokyo Üniversitesi’nden Profesör Kei Hirose ise çekirdekteki hidrojen oranının yüzde 0,6’ya kadar çıkabileceğini, yani yeni çalışmadaki tahminden bile yüksek olabileceğini öne sürdü.

❄️ “Kartopu Dünya” teorisinde şaşırtıcı bulgular

"Kartopu Dünya" teorisinde şaşırtıcı bulgular

Dünya’nın jeolojik geçmişine dair bir diğer çarpıcı keşif ise Southampton Üniversitesi bilim insanlarından geldi. Araştırmacılar, gezegenin tamamen buzla kaplandığı düşünülen “Kartopu Dünya” döneminde dahi iklimin tamamen durmadığını ortaya çıkardı.

İskoçya’daki Garvellachs Adaları’nda bulunan ve yıllık katmanlar halindeki “varv” kayaları üzerinde yapılan analizler, bu aşırı donma döneminde bile mevsimsel döngülerin ve El Niño benzeri iklim ritmlerinin buzun altında aktif kaldığını gösterdi. Daha önce bu dönemde iklim sisteminin tamamen durduğu düşünülüyordu.

Veriler, Dünya’nın kesintisiz bir buz kütlesi yerine, açık okyanus ceplerinin bulunduğu “çamur topu” benzeri bir yapıda olabileceğini ve atmosfer-okyanus etkileşiminin en uç koşullarda bile kesilmediğini kanıtlıyor.


💧 Suyun kökeni tartışması ve kuyruklu yıldız teorisinin sarsılması

Dünya'nın manyetik kutbu

Bilim dünyasında uzun süredir kabul gören baskın görüş, Dünya’daki suyun gezegen oluştuktan çok sonra, buzlu kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yüzeye çarpmasıyla taşındığı yönündeydi. Ancak Pekin Üniversitesi tarafından yürütülen bu yeni çalışma, suyun dışarıdan gelen bir “misafir” olmaktan ziyade, gezegenin kendi öz yapısının bir parçası olabileceğini gösteriyor. Araştırmanın sonuçları, hidrojenin gezegenin oluşum evrelerinde, henüz gaz ve toz bulutlarının çarpıştığı dönemde çekirdeğe hapsolduğunu öne sürüyor.

Araştırmanın başyazarı Dongyang Huang, bulguların suyun büyük bölümünün gezegenin ilk oluşum anlarında edinildiğini kanıtlar nitelikte olduğunu belirtiyor.

Bu senaryoya göre, Dünya tarihinin ilk bir milyon yılında su molekülleri yüzeyden ziyade derinlerde, metalik çekirdeğin içinde depolandı. Bu durum, okyanusların yalnızca yüzeydeki birikintiler değil, aslında gezegenin derinliklerinden gelen dinamik bir sürecin sonucu olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

🌍 Gezegenin oluşumunda 4,6 milyar yıllık kimyasal süreç

Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce Güneş’in etrafındaki ilkel diskte bulunan kaya, gaz ve toz parçacıklarının şiddetli çarpışmaları bugünkü Dünya’yı şekillendirdi. Bu kaotik süreçte, yoğun ve ağır metaller merkeze çökerek çekirdeği oluştururken, daha hafif elementler manto ve kabuk katmanlarını meydana getirdi. Ancak hidrojen gibi en hafif elementlerin bu ayrışma sırasında nasıl davrandığı uzun süre gizemini korudu.

Rice Üniversitesi’nden Prof. Rajdeep Dasgupta’nın belirttiği üzere, hidrojenin metalik sıvı çekirdeğe girebilmesi ancak gezegenin ana büyüme evrelerinde mümkündü. Yüksek basınç ve sıcaklık altında gerçekleşen bu kimyasal süreçte, hidrojen atomları demir, silikon ve oksijen ile etkileşime girerek metalik kafes yapılarına hapsoldu. Bu, gezegenin yapı taşlarının sadece fiziksel değil, aynı zamanda derin bir kimyasal evrim geçirdiğini gösteriyor.

🧬 Yaşamın yapı taşları ve manyetik alan ilişkisi

Yaşamın yapı taşları ve manyetik alan ilişkisi

Çekirdekteki hidrojen varlığı, sadece su rezervi açısından değil, Dünya’nın yaşanabilirliği açısından da kritik bir öneme sahip. Araştırmacılar, demir nanoyapılarında gözlemledikleri hidrojen, silikon ve oksijen etkileşiminin, çekirdekten mantoya doğru gerçekleşen ısı transferini doğrudan etkilediğini vurguluyor. Bu ısı akışı, gezegenimizi zararlı kozmik radyasyondan koruyan manyetik alanın motoru işlevini görüyor.

  • Isı transferi: Hidrojenin varlığı, çekirdeğin soğuma hızını ve konveksiyon akımlarını düzenliyor.
  • Manyetik kalkan: Düzenli ısı akışı, manyetik alanın sürekliliğini sağlayarak atmosferin korunmasına yardımcı oluyor.
  • Temel elementler: Hidrojen; karbon, azot, oksijen, kükürt ve fosfor ile birlikte yaşamın başlaması için zorunlu olan altı temel elementten biri olarak kabul ediliyor.

❄️ Kartopu dünya döneminde okyanus-atmosfer etkileşimi

Dünya’nın iklim geçmişine dair bir diğer önemli bulgu ise Southampton Üniversitesi’nden geldi. Gezegenin tamamen buzla kaplandığı düşünülen “Kartopu Dünya” dönemine ait yeni veriler, iklim sisteminin sanıldığı gibi tamamen durmadığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu ekstrem donma olayında bile atmosfer ve okyanus arasındaki etkileşimin devam ettiğini belirledi.

Elde edilen bulgular, Dünya’nın tamamen beyaz bir buz küresi olmaktan ziyade, “çamur topu” (slushball) benzeri bir yapıda olduğunu düşündürüyor. Yani, gezegenin büyük kısmı buzla kaplı olsa da, açık okyanus cepleri ve hareketli su kütleleri varlığını sürdürdü. Bu durum, iklim sisteminin en zorlu koşullarda dahi ne kadar dirençli olduğunu ve yaşamın devamlılığı için gerekli ortamı sağlayabildiğini kanıtlıyor.

🧊 İskoçya’daki Garvellachs Adaları ve antik iklim kayıtları

İskoçya'daki Garvellachs Adaları varv kayaları

Bu devrim niteliğindeki iklim verileri, İskoçya’nın Garvellachs Adaları’ndaki özel kaya oluşumlarından elde edildi. Bilim insanları, “varv” adı verilen ve ağaç halkaları gibi yıllık tortu katmanlarını barındıran kayaları analiz etti. Bu kayalar, milyonlarca yıl öncesine ait iklim ritmlerini bugüne taşıyan doğal bir arşiv niteliği taşıyor.

Analizler sonucunda, buzun altında bile modern dünyadaki El Niño olaylarına ve güneş döngülerine benzer periyodik iklim dalgalanmalarının yaşandığı tespit edildi. Bu ritmler, gezegenin iklim mekanizmasının donma noktasında bile “nabız gibi atmaya” devam ettiğini gösteriyor.


❓ Sıkça sorulan sorular

  • Dünya’nın çekirdeğinde ne kadar su olduğu tahmin ediliyor?
    Bilim insanları, çekirdekteki hidrojen miktarının 9 ila 45 okyanus büyüklüğüne eşdeğer su oluşturma potansiyeline sahip olduğunu hesaplamıştır.
  • Çekirdekteki hidrojen miktarı nasıl ölçüldü?
    Araştırmacılar, laboratuvar ortamında yüksek basınç ve sıcaklık koşullarını taklit ederek lazerle eritilen demir örneklerini atom prob tomografisi yöntemiyle atomik ölçekte incelemiştir.
  • Yeni bulgular suyun kökeni hakkında ne söylüyor?
    Bulgular, Dünya’daki suyun büyük kısmının kuyruklu yıldız çarpmalarıyla sonradan gelmek yerine, gezegenin oluşumu sırasında çekirdekte depolandığını göstermektedir.
  • Kartopu Dünya teorisi neden güncellendi?
    İskoçya’daki kayalarda yapılan analizler, gezegenin tamamen donmadığını, açık okyanus ceplerinin bulunduğu ve iklim döngülerinin devam ettiği “çamur topu” benzeri bir yapıda olduğunu ortaya koymuştur.
  • Çekirdekteki hidrojenin manyetik alanla ilgisi nedir?
    Hidrojenin diğer elementlerle etkileşimi, çekirdekten mantoya ısı transferini etkileyerek Dünya’nın manyetik alanını oluşturan süreçlerde kritik bir rol oynamaktadır.

🌐 Bunlar da ilginizi çekebilir:


🔗 Kaynaklar:

  1. Experimental quantification of hydrogen content in the Earth’s core | Nature Communications
  2. Interannual to multidecadal climate oscillations occurred during Cryogenian glaciation – ScienceDirect
  3. Yale joins the ‘Snowball’ fight over global deep freeze periods | Yale News
Editor
Haber Merkezi ▪ İndigo Dergisi, 20 yıldır ilkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışan bağımsız bir medya kuruluşudur. Amacımız: Gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonumuz: Okurlarımızda sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerlerimiz: Dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın çevrimiçi yayınlarından biri olarak, iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul eder. Bu doğrultuda Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İndigo Dergisi ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildirgeyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya toplumsal köken, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İndigo Dergisi herhangi bir çıkar grubu, ideolojik veya politik hiçbir oluşumun parçası değildir.