Ana Sayfa Sektör İş dünyası: Belirsizlikte hızlı karar alma yeteneği kritikleşiyor

İş dünyası: Belirsizlikte hızlı karar alma yeteneği kritikleşiyor

Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş lideriyle yaptığı son araştırmaya göre, şirketlerin %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin arttığı günümüz iş dünyasında, hızlı karar alma yeteneği, riskten kaçınmaktan ziyade stratejik bir büyüme itici gücüne dönüşüyor. İşletmeler, veriye dayalı öngörüler ve yapay zeka destekli analizlerle bu dönüşümü hızlandırmayı hedefliyor.

Hızlı karar alma, Coface araştırmasına göre işletmelerin büyümesi için kritik

Günümüz iş dünyasında belirsizlik, şirketlerin büyüme stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Artık sadece pazar koşulları değil, şirketlerin içsel karar alma mekanizmaları da büyümenin önündeki temel engellerden biri olarak öne çıkıyor. Coface’ın 13 ülkeden 1.250 iş lideriyle gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma, bu durumu çarpıcı verilerle ortaya koyuyor.

Araştırmaya katılan iş liderlerinin %68’i, yavaş karar alma süreçlerinin şirketlerinin büyümesini ciddi şekilde sekteye uğrattığını belirtiyor. Bu oran, belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirketlerin sadece riskten kaçınmakla kalmayıp, aynı zamanda daha çevik ve hızlı karar alma yetenekleri geliştirmek zorunda kaldığını gösteriyor. Risk, artık bir engel olmaktan çıkıp, doğru yönetildiğinde büyümenin ve dönüşümün itici gücüne dönüşüyor.

📌 Öne Çıkanlar: Coface Araştırmasının Temel Bulguları

  • Şirketlerin %68’i, yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor.
  • Karar vericilerin %62’si, ticari büyüme hedefleri ile risk disiplini arasında hala temel bir çelişki olduğuna inanıyor.
  • Katılımcıların %44’ü, risk ve finans ekiplerinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde stratejik büyüme ortaklarına dönüşeceğini düşünüyor.
  • İş liderlerinin %77’si, daha proaktif kararlar alabilmek için dış iş ortaklarından öngörüye dayalı analizler bekliyor.

Coface Araştırması: Karar Alma Süreçleri ve Büyüme Engelleri

Konu Oran (%)
Yavaş karar alma süreçlerini büyüme engeli olarak görenler 68
Büyüme hedefleri ile risk disiplini arasında çelişki olduğuna inananlar 62
Risk ve finans ekiplerinin stratejik ortak olacağını düşünenler (3-5 yıl içinde) 44
Proaktif kararlar için dış iş ortaklarından öngörü bekleyenler 77
Risk ekiplerinden gelen geri bildirimleri aşırı temkinli/piyasa gerçeklerinden uzak bulanlar 59
Pazarlar arasında verilerin parçalı olduğunu bildirenler 52
Fırsat olsa bile “evet” yerine “hayır” demenin daha güvenli olduğuna inanan yöneticiler 50
Risk ekiplerini gerçek büyüme ortağı olarak görenler (şu an) 24
Risk ekiplerini gerçek büyüme ortağı olarak göreceğini öngörenler (3-5 yıl içinde) 44
Farklı pazarlarda tutarlı verilere sahip olduğunu belirten şirketler 20
Risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlanmasını isteyen yöneticiler 59
Yapay zeka destekli risk analizi çözümlerinin kullanımının hızlandırılmasını talep edenler 54
Dış iş ortaklarından pazar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizler bekleyenler 77
Daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için iş ortaklarından güven bekleyenler 71
Dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirmesi gerektiğini düşünenler 65

Kararsızlığın Maliyeti: Yeni Bir Major Risk

Uzun yıllar boyunca dışsal bir faktör olarak algılanan risk, günümüzde büyük ölçüde şirket içi bir mesele haline gelmiş durumda. Birçok kuruluşta karar alma süreçleri, satış ve risk yönetimi ekipleri arasındaki gerilimler ile mevcut verilerin yetersiz kullanımı nedeniyle yavaşlıyor. Kuruluşların yaklaşık %59’u, risk ekiplerinden gelen geri bildirimleri aşırı temkinli veya piyasa gerçeklerinden uzak buluyor. Bu durum, güvensizliği artırarak karar alma süreçlerini olumsuz etkiliyor.

Veri parçalılığı da bu kısır döngüyü besliyor: Şirketlerin %52’si pazarlar arasında verilerin parçalı olduğunu belirtiyor. Bütünleşik veri eksikliği, kararların kişisel değerlendirmelere dayanmasına yol açıyor ve bu da temkinli yaklaşımı güçlendirerek karar alma hızını daha da düşürüyor.

💡 Riskten kaçınmak yerine, onu stratejik bir büyüme aracı olarak görmek, şirketlerin belirsiz ortamda rekabet avantajı elde etmesinin anahtarıdır.

Paradigma Değişimi: “Hayır” Demek mi, “Evet” İnşa Etmek mi?

Kararsızlığın önemli bir kısmı, riske karşı hala savunmacı bir yaklaşım benimsenmesinden kaynaklanıyor. Yöneticilerin yarısı (%50), fırsatların belirli bir çerçevede değerlendirilebileceği durumlarda bile “evet” oluşturmak yerine “hayır” demenin daha güvenli olduğuna inanıyor. Ancak bu beklentiler hızla değişiyor.

Bugün karar vericilerin yalnızca %24’ü risk ekiplerini gerçek bir büyüme ortağı olarak görürken, %44’ü önümüzdeki üç ila beş yıl içinde bu rolü üstleneceklerini öngörüyor. Değişimin yönü açık: En başarılı şirketler, kontrol odaklı bir anlayışın ötesine geçerek riski karar alma sürecinin en başından itibaren dahil eden ve “güvenli bir evet” yaklaşımını mümkün kılan şirketler olacak.

Dönüşüme Öncülük Eden Şirketler

Araştırmaya katılan şirketlerin sadece küçük bir bölümü (%12,6), “Büyüme Avantajı Liderleri” olarak tanımlanıyor. Bu şirketler, belirsizlikleri daha hızlı uygulanabilir kararlara dönüştürme ve diğer kuruluşların kaçırdığı fırsatları değerlendirme konusunda somut yöntemlerle öne çıkıyorlar:

  • Bu şirketlerin %70’i risk ekiplerini karar alma sürecinin en erken aşamalarından itibaren sürece dahil ediyor (araştırma ortalaması %58).
  • Daha yüksek bir oranı riski rekabet avantajı olarak görüyor (%29’a karşı %19).
  • Tartışma ve yapıcı sorgulamayı teşvik eden bir kurum kültürü oluşturuyorlar (%38’e karşı %23).

Veri ve Yapay Zekâ: Karar Süreçlerinin Belirleyici Hızlandırıcıları

Bu yeni ortamda veri, performansın temel belirleyicilerinden biri haline geliyor. Ancak şirketlerin yalnızca %20’si farklı pazarlarda tutarlı verilere sahip olduğunu belirtiyor. Bu durum, şirketlerin karşılaştırma yapma ve öngörü geliştirme yeteneklerini sınırlıyor. Bu kısıtlar karşısında beklentiler hızla değişiyor. Amaç, kontrol mekanizmalarından ödün vermeden belirsizliği azaltmak ve karar alma süreçlerini hızlandırmak.

  • Yöneticilerin %59’u risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlanmasını istiyor.
  • %54’ü yapay zeka destekli risk analizi çözümlerinin kullanımının hızlandırılmasını talep ediyor.

“Koruma”dan “Öngörü”ye: Dış İş Ortaklarının Kritik Rolü

Şirketler artık iş ortaklarından yalnızca risk koruması sağlamalarını beklemiyor. Beklentiler, öngörüye dayalı analizler ve stratejik rehberlik yönünde evriliyor:

  • %77’si pazar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizlerden yararlanmak istiyor.
  • %71’i ise daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için iş ortaklarının kendilerine güven vermesini bekliyor.

Genel olarak, karar vericilerin %65’i dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirerek daha cesur iş kararlarının alınmasını mümkün kılması gerektiğini düşünüyor. Bu yeni dönemde risk yönetimi profesyonellerinden, belirsizliği daha kolay uygulanabilir kararlara dönüştürebilen gerçek karar alma ortakları olmaları bekleniyor.

Coface CEO’su Xavier Durand konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Şirketler için asıl zorluk artık riskten kaçınmak değil, belirsizliği bilgiye dayalı kararlara dönüştürmeyi bilmektir. Bunun için de veri gerekir. Bilgiyi toplama, analiz etme ve öngörüye dönüştürme yeteneği; daha erken, daha hızlı ve daha güvenli şekilde ‘evet’ diyebilmenin merkezinde yer alıyor. En başarılı şirketler daha az risk alanlar değil, karar vermek için en güçlü bilgi ve öngörüye sahip olanlardır,” ifadelerine yer verdi.


❓ Sıkça Sorulan Sorular

İşletmeler neden hızlı karar almakta zorlanıyor?

Coface araştırmasına göre, işletmelerin %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Bu durum, satış ve risk yönetimi ekipleri arasındaki gerilimler, mevcut verilerin etkin kullanılamaması ve veri parçalılığı gibi şirket içi faktörlerden kaynaklanıyor.

Risk yönetimi ekiplerinin rolü nasıl değişiyor?

Geleneksel olarak savunmacı bir rol üstlenen risk yönetimi ekipleri, artık stratejik büyüme ortağı olarak görülüyor. Katılımcıların %44’ü, risk ve finans ekiplerinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde bu role dönüşeceğini öngörüyor. Amaç, riski bir engel yerine, bilinçli kararlar almayı sağlayan bir itici güç olarak kullanmaktır.

Veri ve yapay zeka, karar alma süreçlerini nasıl hızlandırabilir?

Veri ve yapay zeka, belirsizliği azaltarak ve öngörü yeteneklerini artırarak karar alma süreçlerini hızlandırabilir. Yöneticilerin %59’u risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden, %54’ü ise yapay zeka destekli risk analizi çözümlerinden daha fazla yararlanmasını talep ediyor.

“Büyüme Avantajı Liderleri” kimlerdir ve onları farklı kılan nedir?

“Büyüme Avantajı Liderleri”, Coface araştırmasına katılan şirketlerin %12,6’sını oluşturan ve belirsizlikleri hızlıca uygulanabilir kararlara dönüştürebilen şirketlerdir. Onları farklı kılan, risk ekiplerini karar alma sürecinin en erken aşamalarına dahil etmeleri, riski rekabet avantajı olarak görmeleri ve yapıcı sorgulamayı teşvik eden bir kurum kültürü oluşturmalarıdır.

Dış iş ortaklarından beklentiler nelerdir?

Şirketler artık dış iş ortaklarından sadece risk koruması değil, aynı zamanda pazar gelişmelerini öngörebilen tahmine dayalı analizler (%77) ve daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için güven (%71) bekliyor. Karar vericilerin %65’i, dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirerek daha cesur iş kararlarının alınmasını mümkün kılması gerektiğini düşünüyor.

Editor
Haber Merkezi ▪ İndigo Dergisi, 20 yıldır ilkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışan bağımsız bir medya kuruluşudur. Amacımız: Gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonumuz: Okurlarımızda sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerlerimiz: Dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın çevrimiçi yayınlarından biri olarak, iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul eder. Bu doğrultuda Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İndigo Dergisi ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildirgeyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya toplumsal köken, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İndigo Dergisi herhangi bir çıkar grubu, ideolojik veya politik hiçbir oluşumun parçası değildir.