Türkiye 38 yılda yaklaşık 635 bin hektar ormanını yangınlarda kaybetti. Bu alan İstanbul’dan büyük, Lüksemburg’un yaklaşık 2,5 katı ve 900 bine yakın futbol sahasına denk geliyor. Orman ekolojisi ve iklim değişikliği alanında Türkiye’nin önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a göre orman yangınları ile mücadelede asıl dönüşüm, yangın çıktıktan sonraki “kriz yönetiminden” yangın öncesindeki “risk yönetimine” geçmek.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, bu değerlendirmeleri SosyalUp’ın YouTube kanalında yayımlanan ve Eray Çoşan Akkuş’un sunduğu Yaşam Hasadı programında paylaştı.
Rakamlarla Türkiye’de orman yangınları
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre:
- Geçen yıl Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktı ve 81 bin 473 hektardan fazla orman alanı etkilendi.
- 1988-2025 arasındaki 38 yılda toplam 86 bin 531 orman yangını meydana geldi, 634 bin 575 hektar orman alanı zarar gördü.
- Türkiye’nin toplam orman varlığı 2025 itibarıyla yaklaşık 23,4 milyon hektar.
- 2026 yangın sezonu için 28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracından oluşan 161 hava aracı görevlendirildi; filonun su atma kapasitesi 462 tona çıkarıldı.
Ancak orman yangınları ile mücadelede yalnızca müdahale kapasitesini artırmak yeterli değil. Orman Genel Müdürlüğü’nün 2025 verilerine göre yangınların yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kaza, yüzde 4’ü kasıt, yüzde 9’u yıldırım kaynaklı; yüzde 32’sinin nedeni ise belirlenemedi. Bu tablo, riskleri önceden azaltmanın önemini ortaya koyuyor.
“Sıfır yangın hedefi gerçekçi değil”
Tolunay’a göre özellikle Ege ve Akdeniz coğrafyasında yangın, doğal süreçlerin bir parçası. Bu nedenle asıl hedef, yangınların sayısını ve etkisini mümkün olduğunca azaltmak olmalı.
“Orman kendi kendine tutuşmaz”: Kızılçam neden sökülmemeli?
Kamuoyunda sıkça dile getirilen “Kızılçamlar kolay yanıyor, sökülüp yerine başka türler dikilsin” anlayışının ekolojik açıdan büyük bir hata olduğunu söyleyen Tolunay, kızılçam ve maki örtüsünün Akdeniz iklimiyle birlikte evrimleştiğini hatırlatıyor:
“Evet kolay yanarlar. Ama yangın sonrasında da çok kolay şekilde orada tekrardan orman kurmaya başlarlar. Hatta yangından bir hafta, on gün sonra maki bitki örtüsünde yer alan çalılar, ağaççıklar, kökleri yangında zarar görmediği için sürgün vermeye başlarlar.”
“Doğadan kopya çekmek gerekiyor”
Tolunay, Karadeniz’e özgü ağaç türlerinin Ege ve Akdeniz’e dikilmesinin ilk kurak sezonda başarısız olacağını vurguluyor:
“Mutlaka doğayı temel almak gerekiyor. Doğadan kopya çekmek gerekiyor. Karadeniz’de yangın çıkmaması ve oradaki ağaç türlerinin yanmaması tamamen iklimle ilişkili. Onları alıp Ege Akdeniz’de diktiğiniz zaman ertesi yıl hiçbir fidan kalmaz. Dolayısıyla doğayı taklit edip maceraya girmeden o ormanların restorasyonunu yapmamız lazım.”
“Gelecekteki iklim hesaba katılmalı”
Bugünkü ormancılık uygulamalarında gelecekteki iklim koşullarının da düşünülmesi gerekiyor:
“Bugün dikilen bir fidan en az orada 50-60 yıl hayatta kalacak. Bazı türler 150-200 yıl kadar kalacak. Bırakın 200 yılı, 50 yıl sonra Türkiye 3-4 derece daha sıcak olabilir. Yağışlar yüzde 20 kadar azalabilir. O koşullarda oraya diktiğiniz bitki nasıl hayatta kalacak? Bütün bunları planlamak gerekiyor.”
Orman yangınları ile mücadelede kriz değil, risk yönetimi
Tolunay, yangınla mücadelenin yalnızca söndürme araçları üzerinden tartışılmasına karşı çıkıyor:
“Uzun yıllardan beri yangınların sadece uçak helikopter sayısına indirgenmesine şiddetle karşıyım. Yangın çıktığı anda en kısa sürede gidelim, mümkün olan en fazla araç, gerek uçakla yangını bir an önce söndürelim yaklaşımı belki 30 yıl önceki bir yaklaşım. Günümüzde artık kriz değil, risk yönetimi kavramı var.”
Yangının büyümesini sağlayan unsurlardan biri de yanıcı madde:
“Ormanlarda bir kıvılcımı azaltmak lazım. İkincisi de yanıcı madde yönetimi. Kuru otlar, ağaçlardan dökülmüş yapraklar varsa ufacık bir kıvılcımla bunlar tutuşarak bir de hızlı ilerliyor. Bu otları müdahale edene kadar rüzgâr da varsa çok hızlı ilerliyor ve uçak, helikopter, arazöz, itfaiye neyse gelene kadar yangın metrelerce yayılmış oluyor.”
Keçi otlatma tek başına çözüm değil
Tolunay’a göre keçi otlatma her orman için geçerli bir formül değil. Genç ormanlarda keçiler fidanlara ciddi zarar verebiliyor; ağaçların yeterince geliştiği bazı alanlarda ise ot ve çalıları tüketerek yanıcı madde miktarını azaltabiliyor. Keçi otlatma, ot biçme ya da kontrollü yakma gibi yöntemlerin hepsi, daha geniş bir “yanıcı madde yönetimi” yaklaşımının parçası olarak alanın özelliklerine göre değerlendirilmeli.
Her yangın alanına aynı reçete uygulanamaz
Yangın sonrası çalışmaların bölgenin ve yangının özelliklerine göre planlanması gerekiyor:
“Öncelikli olarak yangından hemen sonra bir envanter çıkarılması gerekiyor. Hangi türler yandı? Orman neydi? Ormanın yaşı neydi? Yangının şiddeti neydi? Bütün bunların hepsinin kayıt altına alınması lazım.”
Tolunay’a göre fidan dikimi her durumda ilk seçenek olmamalı: “Ağaçlandırma, fidan dikimi yapılabilir mi? Evet yapılabilir. Ama B planı, C planı olarak değerlendirmeli. İlk etapta mümkün olduğunca oradaki ağaçların üzerinde yeterince tohum varsa, o yoksa çevredeki ağaçlardan toplanan tohumlarla ilk önceliğimiz bu şekilde olmalı.”
Yanan alana bahçe fidanı dikmeyin
Tolunay, yangınların ardından iyi niyetle yapılan kontrolsüz fidan dikimlerine karşı da uyarıyor:
“Vatandaşlar ellerindeki her türlü fidanı buralara dikmek istiyorlar. Bunu kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Bahçemizdeki elma ağacıdır, armut ağacıdır, başka ağaçlardır; onları oraya götürdüğünüz zaman doğada zaten bunlar yaşamayacaklar. Aynı zamanda da onlarla birlikte çeşitli hastalıklar ormana taşınabilir.”
Yakın dönemdeki yangınlardan biri için Bursa orman yangını haberimize göz atabilirsiniz. Programın tamamı SosyalUp’ın YouTube kanalında izlenebiliyor.
Orman yangınları hakkında sık sorulan sorular
Türkiye’de orman yangınlarının en büyük nedeni nedir?
Orman Genel Müdürlüğü’nün 2025 verilerine göre yangınların yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlikten kaynaklanıyor. Kaza yüzde 13, yıldırım yüzde 9, kasıt yüzde 4; yangınların yüzde 32’sinin nedeni ise belirlenemedi.
Yanan ormana fidan dikmek doğru mu?
Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a göre öncelik, alandaki ya da çevredeki ağaçların tohumlarıyla doğal yenilenme olmalı. Fidan dikimi B ya da C planı olarak değerlendirilmeli; bahçe fidanları ise kesinlikle dikilmemeli.
Kızılçam yerine başka ağaç dikilmeli mi?
Tolunay’a göre hayır. Kızılçam ve maki Akdeniz iklimiyle evrimleşmiş, yangın sonrası hızla yenilenebilen türler. Karadeniz türleri ise bu iklimde yaşayamıyor.
Kaynaklar:
- T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, 1988-2025 orman yangınları istatistikleri
- Orman Genel Müdürlüğü, orman yangınlarına karşı bilinçlendirme çalışmaları
- SosyalUp, Yaşam Hasadı programı







