yeni başlık  |  kontrol paneli  |  profil  |  üye olun  |  indigo dergisi   İndigo Dergisi Blog » 2008 » Temmuz

Patlamadan Saniyeler Önce

Jul 29, 2008 @ 07:47 pm by haber merkezi

17 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda ikinci patlama sırasında bir cep telefonu kamerasına kaydedilen görüntüler ortaya önemli bir soru da çıkardı. Görüntüleri dikkatli izleyen herkesin aklına gelen soru şu “Patlamadan saniyeler önce ikinci bombanın patlayacağı alanı arkasına alıp koşarak uzaklaşan bu adam kim?”

Herkes bu soruyu soruyor çünkü ilk patlamadan sonra meydanda koşan tek kişi siyah giydiği görülen bu kişi. Üstelik ilk patlama meydanda bulunan herkesin dikkatini o alan yöneltmesine neden olmuşken, hatta bazı kişiler hızlı adımlarla ilk sesin geldiği yöne ilerlerken, bu kişi tam aksi istikamette koşarak uzaklaşıyor. Bunun nedenini görüntülere bakarak çözmek zor. Ama kesin olan bir şey var. Şimdilik kimliği bilinmeyen bu kişi, o sırada meydanda bulunan herkesten farklı düşünüyor ve farklı hareket ediyor.

Hürriyet Video’larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Haberin videosu icin tiklayin

  • İstanbul’da Bombalı Saldırı
  • Metallica İstanbul’da

    Jul 29, 2008 @ 10:59 am by haber merkezi

    Metallica, 9 yıl aradan sonra bir stat konseriyle yeniden İstanbul’daydı. Grup 1993 ve 1999’da verdikleri konserlerde Türk hayranlarının tüm şarkılarını ezbere bilmesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişti.

    Dünyanın tanınmış metal müzik gruplarından Metallica, Ali Sami Yen Stadı’nda konser verdi. İstanbul’da 1993 yılında İnönü Stadı’nda 48 bin, 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda 46 bin 500 hayranıyla buluşan Metallica grubu, 27 Temmuz akşamı üçüncü stat konseriyle Türk seyircisinin karşısına çıktı. Dünyada bugüne kadar 120 milyondan fazla albüm satan grup, en popüler kült gruplardan biri olarak tanımlanıyor.

    ‘Mamma Mia’ Sinemaya Uyarlandı

    Jul 29, 2008 @ 10:58 am by haber merkezi

    Dünyaca ünlü Abba grubunun şarkısından adını alan “Mamma Mia” müzikali, şimdi de sinemaseverlerle buluşuyor. Yapımcılığını oyuncu Tom Hanks ve Abba grubu üyelerinin üstlendiği filmin başrolünde Oscar ödüllü oyuncu Meryl Streep yer alıyor.

    Müzikal sahnesinin ardından beyazperdede hayranlarıyla buluşmaya hazırlanan “Mamma Mia” düğün hazırlığı yapan Sofi’nin babasını bulma hikayesi esprili bir dille anlatıyor. Adını dünyaca ünlü Abba grubunun aynı isimli şarkısından alan film, 14 kez Oscar adaylığı elde eden ve iki kez Oscar kazanan Meryl Streep, Pierce Brosnan, Colin Firth ve Billy Nighy’ninde yer aldığı güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Filmin oyuncu kadrosunda Meryl Streep başı çekecek ve bekar anne Donna Sheridan rolünde kamera karşısına geçecek.

    Filmin yapımcıları arasındaysa iki Oscar ödüllü Tom Hanks’in yanı sıra efsanevi Abba grubunun üyeleri de var. Mamma Mia’dan en çok keyif alacak olanlarsa şüphesiz Abba hayranları olacak. Zira Abba severler, grubun sevilen şarkılarını filmde bir kez daha dinleme fırsatı bulacaklar. Filmde babasının kimliğini keşfetmeyi ümit eden genç bir kız olan Sophie Sheridan, evlenme aşamasına gelmiş genç bir kızdır. Nikahtan bir gün öncesinde annesi Donna’nın 20 yıl önce ziyaret ettiği Yunan adalarında yaşadığı geçmişinden üç erkek birden getirir. Londra ve İngiltere’deki Pinewood Stüdyolarında çekilen filmin çekim mekanları arasında Yunanistan’da bulunuyor. Abba şarkılarıyla süslenen film, 18 Temmuz’da vizyona girecek.

    2010 Türkiye Olimpiyatları

    Jul 29, 2008 @ 10:38 am by ahmetnuray

    Hayallerin gerçekleşmesi için, hayal kurmak gerekir.
    Türkiye’de daha önce yapılacağını zannettiğimiz olimpiyatları desteklemek adına, “Ahmet Nuray:’Olimpiyat Anıtı Projesi’ni” oluşturduk. 90’lı yılların başında Türkiye’nin olimpiyatlara ev sahipliği yapması gündemdeyken, bu dev projede bizim de katkımız olması amacıyla, 40 abideyi, olimpiyat konseptli eseri kendi maddi kaynaklarımızla gerçekleştirdik.

    Olimpiyat Komitesi’nin isteklerini zamanında yetiştiremeyen yetkililer, hazırlanmış orijinal olimpiyat abideleri projesini “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” Projesi kapsamında desteklemelerini arzu ediyoruz. 1992 yılında hiçbir yetkilinin sahiplenmediği bu projeyi sergilenmek üzere Maslak Kasırları’nda taşıdık, açılışını gerçekleştirdik. Daha sonra bu proje kapsamında olan heykeller, askeriye tarafından koruma altına alındı. Şu anda da bir kısmı Kalender Orduevi’nde bulunuyor. 1992 yılında tamamlanmış olan 40 abide dikileceği yeri hala bulamadı.

    İstanbul’a yeni eserler kazandırmak isteyen yetkililer, öncelikle var olan yapıtları değerlendirmeleri gerekmez mi?
    Maddi ve manevi fedakârlıklar ile hayata geçirilmeye çalışılan bu proje, “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi” kapsamına alınıp değerlendirilebilirse, Avrupa’nın önyargılarını yıkacak nitelikte büyük ve çağdaş bir proje olarak tarihe geçecektir. Türkiye için de gurur kaynağı olacaktır. Ahmet Nuray:2010 Olimpiyat Türkiye. Hayallerin gerçekleşmesi için, hayal kurmak gerekir.

    Kuantum Düşünce Gurubu Başkanı: www.ahmetnuray.com sitesinden alıntıdır. Diğer paylaşım siteleri makale ve resimleri kullanabilir. Ahmet Nuray

    İstanbul’da Bombalı Saldırı

    Jul 28, 2008 @ 06:58 am by haber merkezi

    İstanbul Güngören’de araç trafiğine kapalı cadde üzerinde çöp kutularına yerleştirilen parça tesirli 2 bombanın 10 dakika arayla patlatılması sonucu 15 kişi öldü, 154 kişi de yaralandı.

    Güngören’de saat 21.55’te bir patlama oldu. Şiddeti düşük olan bu patlamanın doğalgazdan kaynaklandığı haberleri yayıldı. Çevrede oturanlar ya da bu sırada olay yerinden geçenler, merakla patlamanın olduğu yere koştular. Ancak yaklaşık 10 dakika sonra, çok şiddetli bir patlama daha oldu. Çevredeki binaları, araçları tarhip eden patlama, olay yerinde toplanan çok sayıda insanın ölümüne neden oldu.

    Patlamanın ardından ilçe halkının ifadesine göre, Güngören’de son 1 haftadır güvenlik önlemleri olağanüstü artırılmıştı; sokaklarda kontrol yapan polis “şüpheli” arıyordu.

    İstanbul New York ile Yarışıyor

    Jul 27, 2008 @ 09:55 am by Mehmet Karaarslan

    143 şehri kapsayan 2008 yılı “Yaşam Maliyet Araştırması” nda İstanbul en pahalı 23’üncü şehir çıktı.

    Global insan kaynakları yönetim danışmanlığı firması Mercer’in altı kıtada 143 şehri kapsayan 2008 yılı “Yaşam Maliyet Araştırması” nda Moskova üçüncü kez en pahalı şehir oldu. İstanbul ise 23’üncü sıraya yükselerek pahalılıkta 22’nci sıradaki New York ile yarışmaya başladı. Tüm dünyada 40’tan fazla ülkede 25 binin üzerinde müşteriye hizmet veren insan kaynakları yönetim danışmanlığı firması Mercer, araştırmada her şehirde konut, ulaşım, yiyecek, giysi, ev eşyaları ve eğlence dahil olmak üzere 200’den fazla kalemi karşılaştırdı.

    Uluslarası firmaların yurtdışı görevlerine atadığı çalışanları için rekabetçi ve adil bir yaşam kalitesi ve ödenek sağlanması amacıyla yapılan araştırmada en pahalı ilk üçü sırasıyla Moskova, Tokyo ve Londra paylaştı. Geçtiğimiz yıl aynı araştırmada 38’inci sırada yer alan İstanbul, 2008 yılı sonuçlarına göre sıralamada 13 puan yükselerek pahalılıkta 23’üncülüğe çıktı. Dünyanın en kapsamlı yaşam maliyeti araştırması olan Mercer araştırması New York baz alınarak gerçekleştiriliyor.

    100 puana sahip referans şehir New York, sıralamada bu yıl 22’nci olarak yer alıyor. Araştırmada, bir önceki yılın aksine dünyanın en pahalı ve ucuz şehirleri arasındaki mesafenin genişlediği de gözleniyor. Mercer Araştırma Müdürü Yvonne Traber “Mevcut pazar koşulları ABD dolarının daha da zayıflamasına neden oldu. Euro’nun ve diğer bazı para birimlerinin de güçlenmesi ile birlikte bu yılın sıralamalarında önemli değişiklikler meydana geldi” dedi.

    Mercer Yaşam Maliyeti Araştırması’nın ilk 20’sine göz atıldığında Oslo, Hong Kong, Zürih ya da Singapur gibi Batı Avrupa ve Asya’nın geleneksel olarak pahalı şehirleri halen üst sıralarda yer alıyor. Ancak, Doğu Avrupa, Brezilya ve Hindistan’daki bazı şehirlerin yukarılara doğru tırmandığı görülüyor. Örneğin Prag 20 sıra yükselerek 29’uncu sıraya, Varşova 32 sıra yükselerek 35’inci sıraya, Sao Paulo 37 sıra yükselerek 25’inci sıraya geldi.

    ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesince Yargılanabilir

    Jul 21, 2008 @ 07:37 am by haber merkezi

    Uluslararası Ceza Mahkemesi, diş teknisyeni Yılmaz Yukarıgöz’ün ABD’nin işlediği savaş suçlarından yargılanmasının yolunu açabilmek için yaptığı suç duyurusunun incelenmesine karar verdi. Daha önce Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’i soykırımdan suçlu bulan mahkeme, inceleme sonucunda varacağı kararla Birleşmiş Milletler’i (BM) zorlayarak ABD’nin yargılanmasının yolunu açabilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Türkiye’den yapılan başvurunun incelenmesine karar verdi.

    Uluslararası Ceza Mahkemesi, diş teknisyeni Yılmaz Yukarıgöz’ün ABD’nin işlediği savaş suçlarından yargılanmasının yolunu açabilmek için yaptığı suç duyurusunun incelenmesine karar verdi. Daha önce Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’i soykırımdan suçlu bulan mahkeme, inceleme sonucunda varacağı kararla Birleşmiş Milletler’i (BM) zorlayarak ABD’nin yargılanmasının yolunu açabilir.

    Yılmaz Yukarıgöz’ün 1 Mart tezkeresinin gündeme geldiği 2003 yılında ABD’ye karşı başlattığı mücadele uluslararası düzeyde devam ediyor. 5 yıl boyunca ABD’nin dünyanın birçok yerinde işlediği savaş suçlarıyla ilgili bilgi ve belgeler toplayan Yukarıgöz, 7 Mart 2008’de resmen Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. ABD’nin suç dosyası, mahkemeyle eşzamanlı olarak ABD’nin resmi müdahale kronolojisinde bulunan ülkelerden 15 tanesinin Türkiye büyükelçiliklerine yollandı.

    ‘İnsan ırkına karşı suç’

    Yukarıgöz, suç duyurusunda, “Uluslararası suçlarda, Roma Statüsü’ne göre bizzat mağdur olarak anılamayacağım için bu mahkemelere başvurma hakkım bulunmamaktadır. Ancak işlenen suçlar insan ırkına göre işlenmiştir ve benim bu ırkın bir üyesi olarak, suçluların cezalandırılmasını isteme hakkım bulunmaktadır. ABD’nin ve diğer emperyalist devletlerin yarın ‘demokrasi’ adını verdikleri bir çıkar uğruna benim ülkeme de saldırmayacaklarının garantisi bulunmamaktadır” dedi.

    Rahmi Koç Müzesi Çocukları Bekliyor

    Jul 20, 2008 @ 05:01 am by Ferhan Cay

    Rahmi Koç Müzesinden yapılan açıklamaya göre, müzeye, hareketli yaz aktiviteleriyle başta çocuklar olmak üzere öğrenmeyi eğlenceli bir kıvama getirmek isteyen tüm ziyaretçiler bekleniyor.

    Müze, buharlı tekne gezileri, nostaljik tren seferi, rengarenk ve müzikli atlıkarınca, antika arabalar ve oyuncak trenlerle çocuklara öğretici bir eğlence imkanı sunuyor.

    Çocukların eğlendiği müzede, büyükler de baget sandviç ve demli çay keyfi yapabileceği “tearoom”, Fransız Mutfağı “Cafe du Levant Restaurant”, otantik British Pub ve deniz kıyısındaki “Halat Restaurant”da ağırlanıyor.

    Üsküdar’dan kalkan ve saatte bir ring seferi yapan İDO vapurlarıyla da müzenin bulunduğu Hasköy’e ulaşılabiliyor.

    Alzheimer ve Parkinson Hastalarına Umut

    Jul 20, 2008 @ 05:01 am by Ferhan Cay

    Bilim adamları, Omega-3 yağ asitleriyle yüklü özel bir besin ile besleyerek beyin hücreleri zarar görmüş olan farelerin hafızalarını güçlendirmeyi başardı. Bu özel besin desteği, özellikle Alzheimer ve Parkinson hastaları için umut oldu.

    Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) görevli bilim adamları, Omega-3 yağ asitleriyle hazırladıkları özel diet menüsü ile besledikleri kobay farelerde hafızanın güçlendiğini ve öğrenmenin hızlandığını tespit etti.

    Araştırma sonucunda, başta Alzheimer ve Parkinson olmak üzere çeşitli baş hastalıkları yüzünden beyin sinir hücreleri kısmen azalan ya da zarar görmüş kişilerin, söz konusu besinle beyin fonksiyonlarının yeniden canlandırılabileceği belirlendi.

    Bilim adamlarının hazırladığı besin desteğinde, bir çeşit Omega-3 yağ asidi olan DHA, Uridin ile Kolin bulunuyor.

    Omega-3 yağ asitleri vücut tarafından üretilmemesine rağmen balık, yumurta, keten tohumu ve otla beslenen hayvanlardan elde edilen etlerde bulunuyor. Herhangi bir dış yiyecek kaynağından elde edilemeyen Uridin ise, özellikle bebek emziren kadınların vücutlarında diğer insanlara göre daha çok bulunuyor. Kolin ise et, yumurta, fındık, fıstık, ceviz gibi kabuklu yemişlerde B vitamini formunda yer alıyor.

    Klima ile Serinleyenler Lejyonere Dikkat

    Jul 20, 2008 @ 05:01 am by Ferhan Cay

    Klima kullanımıyla birlikte su damlacıklarıyla havaya karışarak insanlara bulaşan bakteriler, ölümlere sebep olabilen lejyoner hastalığına neden olabiliyor.

    Kapalı ortamların ısısını ve nem oranını istenilen seviyelere getirebilen klimaların, solunan havayı ve solunum yollarını doğrudan etkiliyor. Yüksek ateş ve öksürük yakınması olan hastaların, son günlerde klimalı ortamlarda bulunmuşlarsa lejyoner hastalığı açısından değerlendirilmeleri gerekiyor.”

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, yaptığı yazılı açıklamada, lejyoner hastalığına neden olan “Legionella pneumophila” bakterisinin durgun sularda ürediğini, suyun havaya saçılması sırasında solunum yoluyla, akciğerlere girerek enfeksiyonlarına neden olduğunu belirtti.

    Klima içerisinde oluşan nemli ortamın “Legionella pneumophila” gibi hastalık etkenlerinin yaşaması ve çoğalması için çok uygun ortamlar olduğuna değinen Karadağ, bu etkenlerin su damlacıkları ile havaya karışarak insanlara bulaştığını vurguladı.

    Karadağ, otel, iş merkezi, gökdelen gibi büyük binaların havalandırma sistemlerinin su bölmeleri, havuzlar, su depoları gibi ortamlarda çoğalan bakterilerin, o binada bulunan pek çok insanda hastalığa yol açabileceğine dikkati çekti.

    LEJYONERİN BELİRTİLERİ

    Her klimalı ortamda bu bakterilerin bulunmadığını, bakterilerin olduğu ortamda yaşayan ve bu havayı soluyan herkesin de hastalanmayacağını ifade eden Karadağ, hastalık etkenine maruz kalan insanlarda 2 -10 gün arasında ateş, halsizlik, kas ağrıları, iştahsızlık, baş ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıktığını, ancak çoğunlukla ilk dikkati çeken belirtinin öksürük olduğunu kaydetti.

    Başlangıçta kuru ve hafif olan öksürüğün kanlı balgama ve nefes almakta güçlüğe neden olabileceğine, hastaların yüzde 20’sinde ateşin 40.5 derecenin üzerinde olduğuna işaret eden Karadağ, “Yüksek ateş ve öksürük yakınması olan hastalar, son günlerde klimalı ortamlarda bulunmuşlarsa lejyoner hastalığı açısından değerlendirilmeleri gerekiyor”’ dedi.

    Karadağ, hastalığın en çok bebekleri, yaşlıları, erkekleri, sigara tiryakilerini, alkolikleri, kalp-damar, kronik bronşit, diyabet ve böbrek hastalarını, bağışıklık sistemi baskılanmış kişileri ve kortizon kullananları etkilediğini dile getirdi.

    DOĞRU İLACIN SEÇİLMESİ VE ERKEN TEDAVİ ÖNEMLİ

    Hastalığın tedavisinde doğru ilacın seçilmesi ve erken dönemde tedaviye başlanmasının yan etkileri önlediğine, ancak tedavi süresinin hastanın tüm şikayetleri ortadan kalksa bile üç haftadan az olmaması gerektiğine dikkati çeken Karadağ, bu ciddi ve ölümcül hastalığın önlenebilmesi için bakterilerin bulunabileceği ortamların saptanması ve uygun şekilde dezenfekte edilmesinin çok önemli olduğunu belirtti.

    Prof. Dr. Karadağ, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:

    Klimalar, havalandırma sistemleri, su depoları, kapalı alanlardaki havuzlar, duş başlıkları ile bazı tıbbi aletler bulaşıcılık açısından dikkatle kontrol edilmeli,

    Enfeksiyon şüphesi oluştuğunda bakım ve dezenfeksiyon için hiç beklemeden, su 70 derecenin üzerinde ısıtılmalı

    Musluklar, duş başlıkları, basınçlı sıcak su ile 30 dakika süreyle yıkanmalı,

    Metalik iyonizasyon yöntemiyle de dezenfeksiyon yapılabilir. Klorla yapılan dezenfeksiyondan daha etkili bulunan bu yöntemde özel elektrotlar tarafından havuz Kilmasuyuna bakır, gümüş ve çinko iyonları aktarılır. Belirli düzeylere geldiğinde bu iyonlar dezenfeksiyonu sağlamaktadır.”

    Sonraki Sayfa »
     

    indigo dergisi blog-logo