'çevre' kategorisi için arşiv


Rodos Heykeli Yeniden Yükselecek

Yazar: Nihal Demir Tarih: 20 Kas 2008

Rodos’un ilk sakinleri olan Dorlar, Argos’tan gelen denizci bir kavimdi ve güneş ilahı olan Helios’a taparlardı. Dorlar Rodos’ta en parlak devrini M.Ö. 3. asırda yaşayan bir medeniyet kurdular. Mısır ve Fenike’nin ürünlerini alıp satarak zengin oldular. Adayı kültür-sanat merkezi, güzel konuşma ve felsefe okulu haline getirdiler.

Dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen ve M.Ö. 226 yılındaki bir depremde yıkıldığı söylenen ünlü Rodos Heykeli’nin yerine yeni bir heykel inşa edilmesi için çalışmalara başlandı.

Rodos Adası’nın liman girişine M.Ö. 214 yılında heykeltıraş Lindos’lu Khares tarafından dikilen 34 metre boyundaki tunçtan heykel, Güneş Tanrısı Helios’u temsil ediyordu.

Alman heykeltraş Gert Hof tarafından yapılcak olan ve 400 milyon dolara malolması beklenen yeni heykelin, eskisinin bir kopyası olmayacağı, bunun yerine çok daha büyük bir ışık platformu olarak inşa edileceği belirtiliyor.

Projenin başında bulunan Doktor Dimitris Koutoulas, yeni heykelin 60 ila 100 metre yüksekliğinde olmasının öngörüldüğünü söyledi.

Yeni heykelin dünya barışına ithaf edileceği ve bu nedenle dünyanın dört bir yanından toplanan silahların metal kısımlarının eritilmesiyle elde edilmiş parçalardan yapılacağı kaydedildi.

M.Ö. 304′teki başarısız bir kuşatmadan kalma tunç gereç ve silahların eritilmesiyle yapılan Rodos Heykeli, elinde duran dev meşale sayesinde gemicilerin limanı bulmasına yardımcı oluyordu.

Rodos Heykeli Tarihi

Antik Yunan‘ da belirli güçleri olan kent-devlet sistemi geçerliydi. Lalysos, Kamiros ve Lindos gibi Rodos da, dört ada devletinden biriydi. MÖ 408′ de dört ada anlaşıp, Rodos‘ u başkent yapıp bir birlik kurduktan sonra ekonomik yönden büyük başarı sağladılar. Mısır Kralı Ptolemy, 1.Soter’ le çok gelişmiş bir ticari ilişki içindeydiler.

MÖ 305 ‘te Mekadonyalı Antigonid‘ ler, ticari rekabet sonucunda bu Rodos-Mısır ticari birliğini savaşarak kırdılar ama asla kente giremediler. MÖ 304′ te barış yapıldı, birlik yine kuruldu ve tüm askeri malzeme satıldı ve parasıyla Güneş Tanrısı Helios adına dev bir heykelin yapılmasına karar verildi. Heykel 12 yılda yapıldı ve MÖ 282′ de bitirildi. Rodos Heykeli, gemicilere karayı gösteren bir işaret görevi gördü. Ama MÖ 226′ da oluşan çok şiddetli depreme kadar ayakta durabildi. Kent tamamen yıkılmıştı. Heykel ise en zayıf yeri olan dizlerinden kırılarak devrilmişti. Rodoslular, Mısır Kralı 3. Ptolemy‘ den restorasyon için maddi yardım istediler. Ama sonra bir kahin heykelin yapılmasının yasaklandığı kehanetinde bulununca, Ptolemy‘ nin yardımından vazgeçildi. Yaklaşık 900 yıl boyunca kırık heykel öylece yerde kaldı. Tabii artık bir kalıntıydı. Sonra garip bir şey oldu ve Suriyeli bir Yahudi heykeli satın alarak 900 devenin sırtına yükleyip taşıdı. Sonrası bilinmiyor.

Rodoslular bu heykelin kendilerini ve adayı koruduğuna inanırlardı. Bu nedenle her yıl “Helicia” denilen şölenler düzenler, bu heykelin dibinde dört atlı bir arabayı denize atarlardı. İnanışlarına göre, Helios böyle bir arabayla dünyayı dolaşarak insanları gözetlerdi.

Rodos Heykeli Tanımlama

Güneş Tanrısı Helios‘ un tunçtan yapılma dev heykeliydi. Her ne kadar Rodos Limanı deniyorsa da, heykelin hangi limanın ağzında durduğu bilinmiyor. Tahminler Mandraki Limanı doğrultusunda… Devrildikten sonra limanın ağzını tıkadığından söz eden antik yazarlar da var ama çelişki çok fazla. Heykelin karada mı yoksa denizde mi 900 yıl yattığı pek anlaşılmıyor. Yahudi tüccar neyi satın aldı? Bir kısmını mı? Ya da başka bir şeyi mi?

Heykel Rodoslu heykeltraş Lindoslu Chares başkanlığındaki bir komisyon tarafından yapıldı. Bronz parçalar halinde çalışıldı, sonra birleştirildi, ayakları ve topukları konuldu. Çatısının yapımında demir ve taş blokların kullanıldığı da sanılıyor. Kaidesi beyaz mermerdendi ve bittiği anda yüksekliği 33 metreydi. Tam olarak şekli ve görünümü bilinmiyor, çizimler anlatılardan yola çıkılarak yapılmış ve Fransız heykelci Auguste Bartholdi, Rodos Heykeli‘ nden esinlenerek modern dünyanın en çok tanınan ve en büyük ülkesini simgeleyen heykelini yaptı; New York’taki Özgürlük Heykeli’ni… Ne gariptir ki, her iki heykel de özgürlük adına yapıldı.

Orkinoslar Nerede?

Yazar: Gözde Baykara Tarih: 01 Kas 2008

Yazar: Gözde Baykara
Çevre Haberleri - Kasım 2008
gozbaykara@gmail.com

Orkinoslar 2 metreye varabilen boyları, 700 kiloya kadar varabilen ağırlıkları ve çok hızlı yüzebilme kabiliyetleri ile bilinen göçmen bir balık türüdür. Besin zincirinin üst basamaklarında olması sebebi ile deniz ekosisteminin önemli bir parçasıdır. Genellikle ton balığı olarak bilinirler, ancak bu yazının konusu olan orkinos türü ‘mavi yüzgeçli orkinos’ olarak bilinen ve sadece Japonların meşhur yemeği olan “suşi” yapmakta kullanılan tür. Garip bir şekilde sadece suşi için kullanılmasına rağmen mavi yüzgeçli orkinoslar, aşırı avlanma nedeniyle nesli tükenmekte olan hayvanlar arasında. Zira suşi, Japonların geleneksel yemeği olmakla birlikte yeni dünyanın statü sembollerinden biri olan popüler bir yiyecek maddesi.

Suşi aslında, Japonya’da sirkeli pirinç pilavı ile hazırlanan yemeklerin geneline denir. En popüler türü ise pirinç üzerine yatırılan çiğ balıkla yapılan nigiri suşidir. Suşi, çiğ balık dışında yengeçli, avokadolu, yumurtalı, hatta zencefilli olarak bile hazırlanabilir.

Orkinosun hikayesi ise şöyle:
Bir orkinosun ergin sayılabilmesi için 5 – 8 yaşında olması gerekir. Üreme çağına gelmiş olan orkinoslar her yıl yumurtlamak üzere binlerce kilometre yol katederek sıcak denizlere gelirler. Birkaç hafta boyunca yumurtlama bölgelerinde bulunurlar. Orkinoslar dünya denizlerinde yaşayan en hızlı balıklardan biridir. Bu nedenle avlanabilmeleri için yumurtlama zamanları beklenmesi gerekir. Bu zamanlarda avcılar devasa orkinos tekneleri ve devasa ağlarla balıkların etrafını çevirir ve o sırada yumurtlamakta olan hayvanı ağlarla ve kocaman zıpkınlarla tekneye çekerler. Balık, bazen hemen teknenin içinde parçalanıp soğuk hava depolarına kaldırılır, bazen de kocaman kafeslerin içine alınıp balık çiftliklerine götürülür. Kafese alınan bir orkinosların bazıları korkudan ve stresten delirir ve kendini kafesin parmaklıklarına vurarak intihar eder. Çiftliğe sağ salim getirilen orkinos bol yağlı yiyeceklerle iyice semirtilir, yeterince büyüdüğüne kanaat getirilince öldürülür ve parçalanıp suşi memleketlerine gönderilir.

Bu devasa suşi endüstrisi elbette ki yukarda adı geçen küresel orkinos endüstrisi ile birlikte çalışır. Dünyanın tüm denizlerinde her yıl binlerce ton orkinos yasal olarak, binlercesi de kaçak olarak avlanır. Karada ise milyon dolarlık satışlar yapılır, büyük miktarlarda paralar kazanılır, gelecek yılın av kotaları belirlenir, kaçak avlanmaya karşı tedbirler alınması kararlaştırılır, dünyanın her yerinde aileler Japon restoranlarında balığımızdan yiyip refaha ve statüye doyarlar.

Tüm dünyada yılda kaç ton orkinos avlanacağına 41 ülkede temsilcilikleri bulunan ve AB tarafından tanınan ICCAT ( International Comission for the Conservation of Atlantic Tunas) karar verir. Orkinos popülasyonunun büyük bir hızla azalması ve orkinos sayısının tehlikeli bir biçimde düşüşü nedeniyle tüm dünyadan bilim insanları ICCAT’in 2006 yılı toplantısında konunun önemini vurguladılar ve bir sonraki yıl için ideal olan av kotasının 15.000 ton ile sınırlandırılması gerektiği görüşünü sundular. Bu görüş, tamamen gözardı edildi ve yıllık kota 30.000 olarak belirlendi. İlerleyen yıllarda da bu küresel vurdumduymazlık değişmedi, yıllık kotalar bilimin ve sağduyunun değil, devasa küresel orkinos endüstrisinin yararına olacak şekilde belirlendi. Bu arada yukardaki sayılar sadece yasal olarak avlanabilecek balık miktarını ifade etmekte, kaçak olarak avlanan balıklarla birlikte yaklaşık iki katına çıkmakta…

Türkiye söz konusu olduğunda durum daha ilginç bir hal alıyor. Suşi, ülkemizde pek bilinen bir yemek bile olmamasına rağmen Türkiye, 2001 yılından beri bu pazarın içinde ve Türk balıkçıları yıllardır Japonya’ya gönderilmek üzere her yıl balığın yumurtlama zamanlarında denize açılıyorlar. Hatta Türk orkinos filosu pazarda son derece yeni olmasına rağmen kaygı verici bir hızla büyüyen bir filo. ICCAT’in Türkiye’ye her yıl verdiği av kotası yaklaşık olarak 800 tondur. Bu kota Türk filolarının kapasitesinin çok altında olduğundan Akdeniz’de kaçak avcılık kontrol edilemez boyutlara vardı.

Tüm bu nedenlerle dünya denizlerinde avlanacak orkinos neredeyse kalmadı ve tüm dünyada büyük bir sektör olan orkinos avcılığı; hırs, cehalet ve modern dünyanın en büyük hastalıklarından biri olan “gündelik ve yüzeysel yaşama biçimi” nedeniyle kendi kendini bitirme noktasına geldi.

Neyse ki suşi onlarca farklı malzeme kullanılarak da hazırlanabiliyor.

İndigo Dergisi Çevre Haberleri

Çin’in Simgesi Pandalar

Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 07 Eki 2008

Haber: Mehmet Karaarslan
Çevre Haberleri, Pekin, Çin
mehmet@indigodergisi.com

Kendilerini korkutacak ya da huzursuz edecek bir gürültü olduğunda stresten ölecek kadar narin, canlı bir oyuncak ayı kadar da sevimli olan pandalar, soylarının devamını tehlikeye atacak derecede üreme isteksizlikleri ve miskin tavırlarıyla tanınıyor. Çin yönetimi ise, titiz pandaları korumak için çevreyi kirleten fabrikaları kapatıyor.

Masum görünüşleriyle insanların kalbini kazanan pandalar anavatanları Çin’de ve dünyada on yıllardır dikkatle korunuyor. Çin’de bir panda öldürmenin cezası idam. Dünyanın en popüler hayvanlarından biri olan dev pandalar için büyük bütçeli üreme programları yürüten Çin dev pandaları bir diplomasi enstrümanı olarak da kullanıyor. Özellikle soğuk savaş döneminde ülkeyi ziyaret eden dünya liderlerine verilen en önemli hediye panda yavrularıydı. Başkan Mao’nun 1972’de ABD Başkanı Richard Nixon’a hediye ettiği Ling Ling ve Hsing Hsing en ünlüleriydi.

panda-china-pekin-5.jpg

panda-china-pekin-4.jpg

panda-china-pekin-3.jpg

panda-china-pekin-1.jpg

Milli hazine olarak görülen dev pandaların korunması için her türlü önlemin alındığı Çin’de Siçuan, Şaanksi ve Gansu bölgelerinde yaklaşık 1000 panda yaşıyor. Yerel hükümet, geçen birkaç yıl içinde pandaların sağlığı için yaklaşık 30 işletmeyi kapattı.

Zeitgeist: Gerçek Bir Film

Yazar: zeitgeist Tarih: 05 Eki 2008

Düşündüklerimizi, anladıklarımızı, nereden geldiğimizi ve bundan sonra ne yapacağımızı daha derin araştırdıkça bize ne kadar çok yalan söylendiğini göreceksiniz. “Dünyadaki her kurum tarafından kandırıldık.” Zeitgeist, Almanca’da “Dünya Ruhu” anlamına gelen bir uyanış filmi olarak değerlendirilebilir. İnanmak zorunda değilsiniz, sadece izleyin.

Film ise hayata bakışınızı, inançlarınızı, dininizi, işinizi, bankadaki paranızı, savaşları, yüzyıllardır yaşanan olayları, tüm dünyayı, hayatı, her şeyi, bambaşka bir bakış açısıyla görmenizi sağlayan, aslında tek yaptığı şey zaten var olanı ortaya koymak olan bir belgesel. Bu filmde görülenlere komplo teorisi denemez, çünkü yüzlerce kaynaktan toplanan, gerçek bilgiler üst üste getirilmiş, pek çok düşünürün, bilim adamının, siyasetçinin yorumları alınmış ve bir kolaj yapılmış. Sahte olan, iddia olan hiçbir şey yok! (yorum: black rock, 20.03.2008, bkz eksisozluk)

Karbondioksidi Tutan Cihaz İcat Edildi

Yazar: Nihal Demir Tarih: 04 Eki 2008

Haber: Nihal Demir
Çevre Haberleri - Alberta, Kanada
nhldmr@gmail.com
karbon-dioksid-tutma-cihazi-calgary-keith.bmp

Kanada’nın Alberta eyaletindeki Calgary Üniversitesi bilimadamlarından Prof. David Keith başkanlığındaki araştırma ekibi, havaya bırakılan karbondioksit gazlarını tutan yeni bir cihaz icat etti. Bu icat şimdi değil ancak yeni buluşların önünü açarak dünyayı kurtarabilir!

Ekip tarafından icat edilen cihaz, atmosfere karbondioksit gazı bırakan tüm araç, makine ve uçağa takılabilme özelliğine sahip. Montajının ve kullanımının kolaylığının yanısıra, pahalı olmayacağı belirtilen cihazın, sera gazları sorununa büyük oranda çözüm sağlayacağına dikkat çekiliyor.

Calgary Üniversitesi’nde iklim değişikliği uzmanı olarak görev yapan Prof. Keith, “Özellikle imalat sanayinde bugüne dek CO2 gazlarının yayılmasını önleyen teknolojilerin kullanımı, pahalı olmaları nedeniyle çok yavaş ilerledi. Artık bu sistemle CO2 üreten her araç ve uçağı kontrol etmek mümkün olabilecek” dedi.

İcadın, bugüne dek bilinen CO2 yakalama sisteminden farklı olarak “hava yakalama ve CO2 depolama (air capture and CO2 storage)” aslına dayandığını anlatan Keith, “Bu sistem, özellikle uçaklarda ve ulaşım sektöründe yeni buluşların da önünü açacak” dedi.

Prototip sistemle, 1 yılda 20 ton CO2 depoladıklarını açıklayan Keith, “Daha önce soruna çözüm için nükleer veya rüzgar enerjisi önerilirdi. Şimdi bunlara ek olarak yeni sistemi sunuyoruz” diye konuştu.

Yunusların Dayanışması

Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 01 Eki 2008

Haber: Mehmet Karaarslan
Indigo Dergisi, Cevre Haberleri
mehmet@indigodergisi.com

Aynı sürüye dâhil bir grup yunusun yaralı bir başka yunusu kurtarmak için gösterdiği caba bilim insanlarını hayrete düşürdü. Ne yazık ki yunusların bir saat boyunca kameralara kaydedilen çabası başarılı olamadı.
yunuslarin-dayanismasi.jpg

Denizlerin en akilli canlılarından yunus, bilim dünyasını bir kez daha şaşırttı. Güney Koreli bilim insanları, bir grup yunusun ayni sürüden yaralı bir arkadaşlarını hayatta tutma çabasını görüntüledi. Yirmi kadar yunus yüzecek takati kalmayan yunusun dibe batarak ölmemesi için uzun sure gayret gösterdi. Onu suyun yüzünde tutarak nefes almasına yardımcı olmaya çalıştı. Ancak bu caba sonuç vermedi ve yaralı yunus bir süre sonra derin sularda gözden kayboldu. Bilim insanları yunuslarla ilgili araştırmalarda ilk kez bir yunusun doğal ortamında ölüm anını görüntüledi.
___________________________________________________________________________________________________________

Video: Yunusların Çabası (ntvmsnbc)
___________________________________________________________________________________________________________

Yarasalara Yapay Mağaralar

Yazar: haber merkezi Tarih: 27 Eyl 2008

Balıkesir Havran Barajı inşaatında bulunan 20 bin yarasanın sular altında kalmaması için devlet tarafından yapay mağaralar oluşturuluyor.

Devlet Su İşleri (DSİ) yetkilileri, Türkiye’nin 2. yarasa popülasyon merkezi durumundaki yarasa mağaralarını kurtarmak için devletten yardım istedi. Derinlemesine araştırma yapan uzmanlar, barajın su tutmasıyla birlikte sular altında kalacak mağaraları iptal etme kararı aldı. 20 bin yarasayı, mevcut mağaraların üst kısmındaki sarp kayalıklara taşımaya çalışan yetkililer metrelerce derinliğe ulaşarak yapay mağaralar oluşturdu. Şubat ayında başlanan yapay yarasa mağaraları inşaatının önümüzdeki aylarda tamamlanacağı ve hemen arkasından barajın aktif hale getirileceği öğrenildi.
___________________________________________________________________________________________________________

Video: Yarasalara Yapay Mağaralar (ntvmsnbc)
___________________________________________________________________________________________________________

Marmaris’e Maden Arama Ruhsatı

Yazar: haber merkezi Tarih: 18 Eyl 2008

Birinci derecede turizm bolgesi, milli park ve sit alanı kapsaminda olan Marmaris’te maden aranması için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca 41 şirkete ruhsat verildiği ortaya çıktı.
015amazon_a183125020_std.jpg

86 bin 600 hektar yüzölçüme sahip Marmaris‘te 45 bin 173 hektarlık alana maden arama ruhsatı verildiği tespit edildi. Bu rakam ilçenin yüzde 52′lik bölümünü oluşturuyor. Kent Konseyi Başkanı Hakkı Şevket Bayındır, “Turizm kenti olan Marmaris’te bu kadar ruhsatlı yer faaliyete geçerse artık gerisini siz düşünün. Bu ruhsatlarla birileri gidip yol açma bahanesiyle önce ormanı katledecekler. Sonrasını hiç düşünmek bile istemiyoruz” dedi.

Dört bakanlık ormanlık alanda açılan maden ocağıyla ilgili verilen soru önergesine farklı farklı cevaplar verdi.CHP Muğla Milletvekili Fevzi Topuz ‘un, Marmaris -Osmaniye Köyü ‘nün ormanlık alanlarında manganez maden ocağı ruhsatı verilmesine ilişkin soru önergesine verilen yanıtlar, konuyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı , Çevre ve Orman Bakanlığı , Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki eşgüdümsüzlüğü ortaya koydu. Dört bakanlık aynı soruya dört ayrı yanıt verdi.
______________________________________________________________________________________________________
Video: Marmaris’te Maden Ruhsatı(NTVMSNBC)

Marmaris Kent Konseyi ise izinlerin iptali için bakanlıklar nezdinde girişimlerde bulundu. Öncelikli olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na gönderilen yazıda “Turizm, özel çevre koruma, sit ve milli parklar içine rastlayan tüm ruhsatların iptalini istiyoruz” denildi, Bakanlığa maden aranan alanların haritası da gönderildi.

İstanbul’da Orman Katledip Villa Yapmak

Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 15 Eyl 2008

Haber: Mehmet Karaarslan
İndigo Dergisi Çevre Haberleri
mehmet@indigodergisi.com

İstanbul’un en büyük rant sahalarından biri olan Beykoz’da yerel yönetim, bir sene içinde kararından 180 derece döndü. Beykoz Belediyesi daha önce orman katliamı yapıldığı iddiasıyla yıkım kararı verdiği Acaristanbul’un 144 villası için tekrar ruhsat verilmesine karar verdi.

Geçen yıl Acaristanbul’da villa inşaatlarının orman arazisine verilen izinden fazla yayıldığı iddia edilmişti. Beykoz Belediyesi önce yıkım kararı vermekte zorlandı. Ancak Orman Bakanı Osman Pepe’nin ısrarı ve resmi itirazlarıyla belediye encümeni çekişmeli bir oylama sonucunda villalar için yıkım kararı aldı. Bunun üzerine Acar İnşaat, İdare Mahkemesi’ne alınan yıkım kararı için itiraz etti. İstanbul 4. İdare Mahkemesi, Acaristanbul için verilen yıkım kararı ile ilgili olarak yürütmeyi durdurma kararı aldı.

Bu karar; hem Acarları hem de yıkım sonrasında tazminat davalarıyla karşı karşıya kalacağını düşünen ama bakanlığın ısrarı ile yıkım kararı alan Beykoz Belediyesi’ni rahatlattı. Mahkeme, daha sonra karar vererek belediyenin verdiği para cezalarını da kaldırdı. Acarlar bu karara dayanarak ruhsatın yeniden verilmesi talebiyle belediyeye başvurdu. Beykoz Belediyesi, idare mahkemesinin kararına itiraz hakkı olmasına rağmen Acaristanbul’un talep ettiği ruhsatı verdi.

Video: Ike Kasırgası

Yazar: Mehmet Karaarslan Tarih: 13 Eyl 2008

Atlantik Okyanusu üstünde Amerika’nın Teksas eyaleti kıyılarına doğru seyreden Ike Kasırgası, henüz karaya ulaşmadan plajları ve deniz seviyesindeki yerleşim birimlerini sular altında bırakmaya başladı. Kasırganın vuracağı Galveston şehri tamamen boşaltıldı.

galveston-hurricane-ike.jpg
Yetkililer kasırganın 5.5 milyon nüfuslu Houston kentini de tehdit ettiğini soyluyor. Kategori 2 olan Ike Kasirgasi saatte 105 mil (168 km) hızla esiyor. Küba üstünden gecen kasırga bir hafta boyunca yaşamı olumsuz etkilemiş binlerce Kübalı’yı evsiz bırakmıştı. Teksas eyaleti sahil şeridinde yasayan birçok Amerikalı kıyıdan uzak kentlere kaçtılar. (Haber: Mehmet Karaarslan - Galveston, ABD)

Arama

 Facebook'ta Paylaş