“Ageometretos Medeis Eisito!”
Akademia! Matematik bilmeyenlerin girmemesi gereken okulun adıdır. İlk olarak efsanevi filozof Sokrates ile ruhunu kazanıp onun öğrencisi olan Platon ile milattan önce 387 yılında bedene bürünmüş ve Akademia olarak insanlığa görünmüş olan çok değerli bir okuldur.

Matematik güzeldir. Matematiği sevenlerin zevkle okuyacağı ama sevmeyenlerin hiç yanaşmayacağı bir yazıyı okuyorsunuz. Matematik değerlidir. Değerli olduğu için çok önemlidir. Matematiğin değerini herkes bilip takdir etmelidir. Bu tüm zamanların en çok günahına sahip olan keçi sayesinde, tüm zamanlarda insanlık matematikten öğrendi asıl sıçratan bilgileri. Sıçrayarak kendisine geldi! Kendini bil! Sözü ile insana “Birlik” ten ve “Bir” den bahsedildi. “Bir”, zihinde matematiği doğururken fizikte tüm eşyaya can verdi. İnsan, “Bir” den türeyiverdi. Sonra her şeyin sonsuztürevi üretildi “Bir” olan akılda! Sonra yine “Bir” sonsuz kere kendi etrafında döndü ve dans etti. Sayılar böylece üredi. Anlamlar böylece çiçek verdi. “Bir” in her bir dönüşü kendi ekseninde sonsuzu şekillendirdi.

Akademia

Modeller kuramı, matematiksel konseptleri küme kuramı temelinde inceleyen yada matematiksel sistemlerin dayandığı modelleriaraştıran matematik dalıdır. Modeller kuramı, “dış dünyada” matematiksel nesnelerin var olduğunu varsayar ve nesneler, nesneler arasında bazı işlemler yada bağıntılar ve bir aksiyomlar kümesi verildiğinde, nelerin nasıl kanıtlanabileceğine ilişkin sorular sorar ve mantıksal tanıklar gösterir. Her seçilen aksiyom bir modeldir. Her model bir işleve sahiptir. İşlemiyorsa eğer hemen değiştirilir. Değişiklik modellerimizin de şaşmaz kaderidir. İşleyen modeller bile değişir. Çünkü, değişim aksiyomu illüzyonun değişmez kabullerindendir. Her kabul diğer kabule kadar geçerlidir. Diğer kabulde değiştirilecektir. Modeller podyumunda değişim geçidi boy gösteriyor kışkırtıcı cazibeleriyle ve kapılıp gidiyoruz yaşamın ta içine. Böylece yaşam veriyoruz hayatımızın kendisine. Böylece üretiyoruz sonsuz olsun her şey diye. Sonsuz değişimi hayal ediyoruz. Sonsuza kadar her şey yeni kalsın diye bazılarını değiştirip yenilerine sesleniyoruz. Hayatımızı sıkılmadan geçirmek istiyoruz. Aynı şey, aynı şey olmasın artık diyoruz. Farklılıklarda fark var!
Özellikle matematiğe dair yazıların son kısımları hüzünlü olur. Bunun bir çok nedeni vardır. Bilirsiniz ki matematiksel yazıları kimse okumaz. Dolayısı ile sonunu özellikle kimse okumaz! Bu vahim duruma rağmen matematiğe gönül vermiş bir yazar olarak ben yolumda yılmadan ilerliyorum. Israrla insanlara “matematik” diyorum. İnsanlar zannediyorlar ki: Bir çeşit matematik vardır. Oysa durum öyle değildir. Sonsuz sayıda matematik vardır. İnsan türünün baştan sorgusuz sualsiz kabul ettiği aksiyomların sonuçlarından birisi olarak bu çeşidi tanıyoruz. Onu da sevmiyoruz! Hem de bilmiyoruz. Bir taraftan matematiği hem sevmez hem de bilmezken her düşündüğümüzü doğru kabul edip her ileri sürdüğümüzü benliklerimizin şımarık ısrarlarıyla körü körüne sahiplenip tartışıp duruyoruz. Matematik bilmeyen felsefe bilemez. Felsefe bilmeyen matematik bilemez. Matematik ve felsefe aynı şeydir. Birisinin rakamlarla anlatıp durduğunu diğeri açılımlarla gözler önüne serer. Gözler görmek istediği müddetçe en büyük sıkıntıların altında bile büyük huzurlar olduğunu görebilir. Gözler görmek istediği müddetçe yaşanılan her an cennete çevrilebilir.
Yazar: Türker ERCAN Sayı 45 Haziran 2009



