Aşk ve ben neredeyim? Aslında ne büyük özgürlük…

Aşk! Aşk bugün yine yakıp, kavuruyor beni. Ne varsa yanıyor sanki içimde bana ait. Ya da bana ait sandığım. Benim olmayan her şeyi temizlemek istercesine. Nasıl bir yangın yeri…

Aşk ve ben neredeyim? Aslında ne büyük özgürlük…

Arada yoğunlaşıyor, arada duruldu derken, bir daha, bir daha esiyor sanki kalbimin rüzgarları.

Arınmak, kendi içimde yok olmak denilen bir şey yaşadığım. Elimi kaldırmak istiyorum, elim yok sanki Ya da var orada öylece duran bir uzuv. Sahi ne işe yarıyordu? Düşünüyorum, düşünce ya yok, ya da ben düşünemiyorum. Veya düşünmekten çok yoruldum, Ve artık zihnim durdu. Sonra yine savrulan bir yaprak gibiyim oradan oraya. Aslında ne büyük özgürlük…

Nefes alıyorum, derin bir nefes! İçime çekiyorum havayı. Ohh ne büyük mutluluk nefes alabilmek. Birden sanki havalanıyorum hafifçe, rüzgarda savrulan yaprak gibi hafif, hatta daha da hafif, tüy gibiyim. Süzülüyorum, bir sağa, bir sola… Ne güzel bir his bu! İçim kabaracak gibi oluyor uçtuğumu fark ettiğimde, ama düşünce yok yine, ben özgürüm, hatta ben neredeyim?


Aşkı düşünmek istemiyorum, sadece içimde duymak dileğim. O müthiş güzel bir nefes sanki, hiç bitmeyen, sevdikçe dolan, sana seni getiren…Ohh, aşkta her şey var. Her tadın toplamı aşk sanki. Acı-tatlı, güzel-çirkin, iyi-kötü, büyük-küçük… Aşkın içinde her tad. Biri olmasa aşk da olamayacak gibi.

Sanki Aşk kuralsız, kısıtlamasız, tek ve eşsiz bir bütün…

Aşk dolu bir meditasyon anı bu! İçinde camiler, dinler, üstatlar, kabe, gözümün önünde uçuşan bir büyülü seccade… Hem her şey burada görüyorum, izliyorum bir çift göz gibi, hem de içimde sanki tüm bu olup biten. Nasıl bir dinginlik, vecd hali. Uzaklarda bir ses… Dinliyorum, aşkın eşsiz notaları, gözümün önünde balinalar, yunuslar… Nasıl da ses çıkarıyorlar sanki birbirlerine ve denizin dibindeki karanlık dehlizlere aşkın şarkısını sesleniyorlar. Birdenbire ortalık aydınlanıyor, kalbimin içinde bir mum yanıyor sanki. Yangın…

Yine yanıyor içimde aşkın yangını. Aşığım! Ağlamak istiyorum sevinçten…


Ruhsal sağırlık: Sesler açık büfe, afiyet olsun!

PAYLAŞ
Önceki yazıJoker
Sonraki yazıSporda zihinsel hazırlık

İndigo Dergisi’nde Yazı İşleri Müdürü ve Yayıncı olarak görev yapıyor. İndigo Dergisi’ni kendisi ve yazarlar için bir okul olarak görüyor. Yaşama ve insana dair pek çok şey öğrenerek, yürekleri sonsuz güzellikle çarpan bir sevgi ailesinin içinde her gün biraz daha maskelerinden arınarak, özünü, kendi olanı buluyor. İki harika çocuğunun öğretmenliğinde ve eşinin her konuda kendisini destekleyen sevgisi eşliğinde öğrenmeye devam ediyor. İstanbul ve Marmaris’te yaşıyor.