Doğumumuz uyku ve unutmaktan başka birşey değildir

Modern çağın dünya barışını gerçekleştirmesi konusunda barış havarisi olan Mahatma Gandhi, dünya barışının gerçekleşmesi için reenkarnasyon anlayışının kendisine umut aşıladığını ifade eder. “İnsanlar arasında savaşı kalıcı düşünemiyorum ve reenkarnasyon teorisine inandığımdan, bu yaşamımda olmasa bile bir başka yaşamımda bütün insanlığı dostça kucaklayabileceğime inanıyorum”.

reenkarnasyon gokceada raku mediha askin deniz kabugu

Bir düşe uyanırken bir düşün içinde bir düşte ölüyoruz. Tek bir varoluş düzlemi yanılsaması ile yaşıyoruz reel hayatımızda. Zihinsel gölgemizi gerçekliğimiz sanarak; aldanarak, hatırlayarak, unutarak. Varoluş döngüsü birçok yaşamlarımızdan süzülüp geliyor bugüne. Birçok yaşamlardan geçtik “bugün” de var olabilmek için.

Her bir varoluş kendi döngüsünde anlamlı bir yaşam döngüsünü sürdürüyor. Bir papatya, bir çınar ağacı, bir insan formu, bir kedi, bir sincap aynı evrenin farklı tezahürleri… Bu farklı tezahürler birbirinden daha alçak ya da daha üstün değil. Bilinç formunda gelişmiş ya da az gelişmiş olarak nitelendirilse de, nebat ya da hayvan olarak nitelendirilse de, ruhsuz ya da ruhu olan olarak ifade edilse de, zeki, akıllı, kuş beyinli gibi ifadeler gerçekliğin zihinsel düzlemindeki konuşmalar, ifadeler, anlam öbekleridir; bütün bunlar yaşam formu tezahürleridir. Kuş beyinli ifadesi, kuşun fiziksel boyutu ile karşılaştırıldığında gayet de orantılıdır, o zaman zürafa beyinli demek daha mantıklı görünüyor. Şaka biryana, kategorize etme, tanımlama zihnimizin alışkanlığı. Oysa farkındalığın alanında zihinsel olmayan alanda öz varlığımızın saydamlığında bütün farklı farklı tezahürleri kucaklayan “bir” olan bir varoluşsal alan mevcut.

Bugün;

Sonsuz bir şimdi;

Uyandığın an…

Çiçeklerin kokusu… Akasyaların;

Gökyüzünün rengi… Mavi beyaz gerçekliğin saydamlığı

Akan insanların seli… Sesler, dünyanın gürültüsü, yaşam diye sesleniyor

Kedilerin… Uçan bir güvercinin kıpırtısı…

Vedalar şöyle der: narayana parah sarve na kutaşcana bibhyati. Eğer kişi Tanrı’yı idrak etmiş bir ruh ise, hiçbir şeyden korkmaz. Mevcut tüm eserler içinde Hindistan’ın Sanskritçe Vedalar’ı reenkarnasyon konusunda başvurulabilecek en eski kaynaktır ve reenkarnasyon biliminin en bütünleyici, mantıklı açıklamalarını içerir.

reenkarnasyon gokceada raku mediha askin deniz kabugu

Reenkarnasyon deneyimleri

Bir an zihnim olmadığının farkındalığındayım, hiçbir tanımlama yapmadan tüm duyularımla varım, konuşan zihin susmuş, ruhumdan, özümden yükselen özışığım canlanıyor, özvarlığım, tüm yaşamlarımda var olan yüksek benliğim, bütün bu yazıya dökülen “an” değil; “an”ın soyutlanarak zihin hale gelmiş şekli. “An” sözlerin bir nehir gibi dizilişini gözlemliyor olmam ve zihnim her an her an düşünür ve bir dizi sözcük öbeği üretir durumdayken saydam olanların dökülüşü, havadaki tınının eşlik etmesi, mekânda ışığın kırılması, nefes, işte “an”; sonsuzluğun döngüsü orada; tüm yaşamalarımın asıl çekirdeği… Bu deneyimleme anı her birimizin başına gelen, kiminin farkında olup geçtiği, kiminin kendiliğinden oluşan doğal bir ruhsal uyanışla deneyimlediği bir durum. Kendi gerçeğimize yol alırken nice ‘ben olma’ları kendimiz sanıyoruz.

“O bu şekil ve yüzlerin hepsini binlerce ilişkide görmüştü… Yeniden doğmuştu. Her biri ölümlüydü, geçici olan her şeyin ihtiras ve ıstıraplı birer örneğiydiler. Buna rağmen hiçbiri ölmedi, sadece değiştiler, hep yeniden doğdular, devamlı yeni yüzler aldılar: Bir yüzle diğeri arasında sadece zaman durdu” (Herman Hesse).

Önemli öykülerinden birinde J.D.Salinger, reenkarnasyon deneyimlerini hatırlayan bunu ifade eden üstün zekalı  bir çocuğu; Teddy’i tanıtır. ” O kadar aptalca. Öldüğünüz zaman yaptığınız tek şey bedeninizi terk etmek. Tanrım! Herkes bunu binlerce kez yapmıştır. Sırf hatırlamıyorlar diye yapmadıkları söylenemez.”

“Shakespeare’in Hamlet’in veya Bach’ın “B Minör Ayini”ndeki zarif sanatsal nüanslardan hangi atom ya da molekül sorumludur”

Psikanaliz dünyasında ve insan gelişimi alanında önemli düşünürlerden Eric Ericson, her insanın inanç sisteminin özünde reenkarnasyon fikrinin olduğuna inanmıştır:

“Kabul etmemiz gerekir ki aklı başında düşünen hiç kimse kendi varlığını, geçmişte daima yaşamış ve gelecekte de yaşayacağını kabullenmeden zihninde canlandıramaz.”

reenkarnasyon gokceada raku mediha askin deniz kabugu

Modern çağın dünya barışını gerçekleştirmesi konusunda barış havarisi olan Mahatma Gandhi, dünya barışının gerçekleşmesi için reenkarnasyon anlayışının kendisine umut aşıladığını ifade eder.” İnsanlar arasında savaşı kalıcı düşünemiyorum ve reenkarnasyon teorisine inandığımdan, bu yaşamımda olmasa bile bir başka yaşamımda bütün insanlığı dostça kucaklayabileceğime inanıyorum”.

Thomas Huxley, “Ruh göçü öğretisi”nin, “Kozmosun doğasını insanoğluna akla yatkın ispatlama ile açıklayabilmek için gerekli bir araç” olduğunu belirtmiş ve şu uyarıda bulunmuştur, “Yalnızca çok aceleci düşünürler bunu saçmalık gerekçesiyle reddederler.”

* William Wordsworth, Intimations of Immortality

Kaynaklar:

*Jazz Selections-Miles Davis-John Coltrane

*Chris Cross-Miles Davis-Thelenois Monk

*John Coltrane,Miles Davis,Duke Ellington-In  a Sentimental mood

*Miles Davis-Summertime

*Miles Davis-Take Five

*Miles Davis-Autumn Leaves

Fotoğraflar:

1.The Death/ Ölüm ( M.Kutay Yılmaz)

2.Gökçeada’da Bahar (Mediha Aşkın)

3.Raku (Mediha Aşkın)

İlgili yazılar

Ölmeden Önce Ölünüz

Tekâmülün Neresindeyiz?

Kitabın Esrarı: Elçi ve İlah