Tepkisel davranışı kontrolde altın kurallar

Gerek kapalı alanlarımızın,  gerekse de kör alanlarımızın ortaya çıkışı bizim onlarla yüzleşmemiz ile gerçekleşir. Yüzleşme cesaret ister, hazır olmayı, istekli olmayı gerektirir.

tepkisel-davranis-modelleri-psikoloji-kocluk-kisisel-gelisim

Hayat deneyimlerin içinde çoğu zaman bizi, davranışlarımız açısından düşünmeye zorlar.  Bir deneyimin içindeyken davranışlarımız ya tepkiseldir ya da bilinçli olarak gerçekleşir. Tepkisel davranış modelimizde istem dışı davranırız. Bazen istem dışı davranışımızın farkında oluruz ama engel olamayız. Bazen bilinçli olarak  ” bir daha yapmayacağım ” kararını alırız ama yapamayız. Bazen kendimizi bir tartışmanın ortasında bir taraf olarak buluruz.  Kimi zaman da rasladığımız bazı kişilere karşı hiç sempati duymayız ve hatta içsel olarak nedenini de bilmeden huzursuzluk hissederiz. Tüm bu ve benzer durumlar kendimizle yüzleşme ihtiyacımız olduğunu ifade eder.

İçe dönük dünyamıza baktığımızda çocukluk dönemlerimizde bireysel algılarımızla bilinçaltımıza kaydettiklerimiz ve / veya bize öğretilenlerle kişiliklerimizi oluştururuz.  Yüzleşmelerimiz o kayıtların oluşturduğu inançlar ve değerlerimizin ortaya çıkışıyla gerçekleşir.

Bilinçaltındaki kayıtlarımızın dışa vurumunu 3 şekilde ifade ederiz:

1- Açık alanlarımız; Kendimizi açık, net, anlaşılır bir şekilde ifade ettiğimiz hallerimizdir. Nasıl davranacağımız, ne düşüneceğimiz hem bizim hem de karşımızdakiler tarafından bilinir, her şey açıktır. Genellikle bu davranış modelimizde bilinçli farkındalıktayızdır.

2- Kapalı alanlarımız; Kendimizin sevmediğimiz, hoşlanmadığımız yanlarımızı biliriz, ya da o şekilde algıladığımız için onları saklamak ihtiyacındayızdır. Aksi halde beğenilmeyeceğimizi, istenmeyeceğimizi düşünebiliriz. O nedenle de maskeler takmayı seçeriz ve hissettiğimiz gibi davranmayız. Özetle açık olmayız.

3- Kör alanlarımız; Bu kısım ne bizim tarafından ne de karşımızdaki tarafından bilinçaltı kaydımızın ne olduğuyla ilgili bilgi sahibi olmadığımız algısıdır. Burada davranış modeli tepkiseldir.  Deneyimler karşısında istemsiz davranışlar geliştiririz.  Genelde davranışlarımız kendimizi iletişim halindeyken suçlanmış gibi hissettiğimizden savunma şeklinde olur. Bizde karşımızdakini suçlarız. Sorumluluğu başkasına bırakırız.

4- Potansiyel alanlarımız;  herkesin içinde yaratıcı özelliği vardır. Hissediş ve sezgilerimiz bizim yaratıcılığımızı ortaya çıkarmamızı sağlar. Ne kadar kapalı ve kör alanlarımızla yüzleşir onları ortaya çıkarır, yeni istediğimiz davranışlarımıza dönüştürebilirsek yaratıcılığımız da bir o kadar ortaya çıkar. Bir anlamda beynimizin kullanmadığımız % 85 ‘lik kısma açılmaya başlarız.

Gerek kapalı alanlarımızın,  gerekse de kör alanlarımızın ortaya çıkışı bizim onlarla yüzleşmemiz ile gerçekleşir. Yüzleşme cesaret ister, hazır olmayı, istekli olmayı gerektirir. Kendimizi hazır hissettiğimizde aşağıdaki yolları izleyerek kendimizle yüzleşme fırsatını bulabiliriz. Yüzeye çıkan her bir farkındalık kaydı bizim potansiyel alanımızla temasa geçmemizi ve yaratıcılığımızı artırmamızı sağlar.

Kendimizle yüzleşmede dikkat etmemiz gereken hususlar:

a) Karşımızdaki birisi tarafından eleştiriye uğradığımız zaman. Bu fiziksel yapımıza olabilir, kimliğimize olabilir fark etmez. Bizi rahatsız ediyorsa içimizde bir yerlere dokunmuş demektir. Tepki veririz.

b) Biz karşımızdaki birini eleştirdiğimiz ya da yargıladığımız zaman. Bizim içsel standartlarımıza ya da kurallarımıza uyum sağlanmamış demektir. Karşımızdaki kusur, beğenmediğimiz hali bizde olmasa onu asla farketmeyiz . Bazen bu davranışı bir davranış karşısında tepkisel yaparız.

c) Bizim dışımızdaki bir olay karşısında kimi zaman taraf oluruz, kimi zaman bir tartışmada taraflardan birini tutarız. Bizimle ilgisi olsun olmasın kendimizi o konunun içinde bulabiliriz, tartışmaya katılmış olabiliriz, yargıda bulunabiliriz.

d) Her ne için olursa olsun kendimizin haklı olduğunu savunduğumuz hallerimiz. Neyi ve niye savunduğumuza bakmamız gerekir.


Yüzleşme değişimin, dönüşümün olmazsa olmazıdır. Öz güç, öz potansiyel yüzleşmeden ortaya çıkmaz. Biz de kendimize karşı doğru ve dürüst olamayız. Kendimize dürüst olamadığımızda karşımızdakine de olamayacağımızdan sağlıklı bir iletişim de kuramamış oluruz.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” dizeleri bize kendimizle yüzleşme sonucunda geleceğimiz davranışlara ayna tutmaktadır. Yüzleşme kişinin kendisiyle buluşmasıdır. Şimdi yüzleşme zamanıdır, şimdi değişim zamanıdır, şimdi dönüşüm zamanıdır.

Kişisel gelişim mutluluğu depresyon sebebi