‘İn’san mısınız yoksa ‘Out’san mı?

2012 yılı da, her yeni yıl gibi iyiye, kötüye, doğruya, yanlışa, acıya tatlıya gebe. 2012 yılı, İn/san’lığa ve Out/san’lığa gebe. Peki, bu yıl siz hangisi olacaksınız? İn/san mı, yoksa Out/san mı?

2012

Hiçbir insanoğluna dünya’ya gelmek isteyip istemediği sorulmuyor. Ebeveynlerimiz planlı ya da plansız olarak bizi dünyaya getiriyor. Yaşam ile tanıştığımız ilk saniyelerde, ona olan ilk tepkimizi ağlayarak veriyoruz. Daha sonraları bize verilecek olan rolleri sergileyebilmek için, var olan düzende sırayla yerimizi alıyoruz.

Bu düzen içerisinde yüzlerce etken bizi şekillendiriyor. Bu etkenlerden bir kaçı: Ailesel, çevresel, sosyal ve ekonomiksel etkenlerdir.

Hayatımızda var olan ya da sonradan var olacak her bir etken, karakterimizi, arzularımızı, ahlaki değerlerimizi, kişisel gelişimlerimizi ve yaşam tarzlarımızı oluşturuyor.

Her birimiz istisnasız olarak acının yanında tatlıyı,  sevginin yanında sevgisizliği, sağlığın yanında, sağlıksızlığı, bütünlüğün yanında parçalanmayı, kalabalıklar içinde yalnızlığı, mutluluğun yanında mutsuzluğu, bağlılığın yanında ihaneti tadıyoruz.

Hayatta elimizde olmayan sebepler dışında birçok şey, ellerimiz arasında bize bağlı olarak ya açılım gösterir, ya da yok yere erir.

Sonuçta, tüm bunlar her ne şekilde gelişirse gelişsin, eğer içimizde temiz bir ruh taşıyorsak

İnsanlığımızdan uzaklaşmaya ya da uzaklaştırılmaya izin vermeyiz. Öz ve gür olan irademizi, yani özgür irademizi kullanabilmek, bizi hem sağlam hem asil kılar.

Bana göre in/san olmanın vasıflarından bir kaçı şöyledir: Sadece kendi yaşamı için dünya’ya gelmediğini bilmek, içindeki sevgiyi hiçbir zaman öldürmemek, empati kurma yeteneğini kullanabilmek, her tür varlıktan öğrenebileceği bir şey olduğunu kabul etmektir. Bu ve bunun gibi güzel vasıfların toplamındaki gerçek; in/san’dır.

Ve bana göre out/san olmanın vasıflarından bir kaçı: Dünya’da sadece kendi varlığına değer vermek, sevgisini sadece canı istediği zaman insanlara sunabilmek, empati diye bir duygunun varlığını yok sayabilmek, çevresinde var olan diğer canlıların yaşadığı olaylar ve duygular ile ilgilenmemektir.

2012 yılı da, her yeni yıl gibi iyiye, kötüye, doğruya, yanlışa, acıya, tatlıya gebe.

2012 yılı, İn/san’lığa ve Out/san’lığa gebe.

Peki!

Bu yıl siz hangisi olacaksınız?

İn/san mı, yoksa Out/san mı?

[divider]

Yazar: Serpil Çavuşoğlu   ‖ Sayı 76 | 01 Ocak 2012 00:00 UTC+2

1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...