Spor diyor bazıları; dağa çıkanlar mı cesur onları kurtaranlar mı?

Kış geliyor malum, ulaşılmaz zirvelere çıkmak için yola koyulacak yine heyecan tutkunları. Spor diyorlar bazıları, belki de spordur, bilemem. Bana hiç cazip gelmedi bu güne kadar.

Spor diyor bazıları; dağa çıkanlar mı cesur onları kurtaranlar mı?

Konu, bana cazip gelmemesi değil de son yıllarda itici gelmesi. Bu nedenle birkaç satır karalayayım dedim. Belki okuyanlarda benim baktığım taraftan bakma isteği uyandırır yazım. Kim bilir, belli mi olur belki bir yetkili görür, okur da bir şeyler yapmaya çalışır.

Paranız vardır istediğiniz sporu yaparsınız.

Tenis oynarsınız mesela, golf oynarsınız ya da ata binersiniz, ne bileyim paintball bile oynayabilirsiniz.

Var mı kimseye bir zararı?

Hayır!

İstediğiniz şekilde spor yapın ama lütfen karda kışta dağa çıkmaya kalkmayın.

Spor diyor bazıları; dağa çıkanlar mı cesur onları kurtaranlar mı?

Onun zararı garibana çünkü!

Siz orada adrenalin yükseltmeye çalışırken kaybolunca, olan gariban ana kuzularına oluyor.  O gencecik fidanları, sizin kıymetini bilmediğiniz bedeninizin koruyucusu olsunlar diye yetiştirmedi anaları.

“Aşırı sis ve olumsuz hava koşulları nedeniyle kaybolan üç dağcıya ulaşma çalışmaları sürüyor” şeklindeki bir televizyon haberini sıcak odanızda, rahat koltuğunuzda izlemek kolaydır.

Kim sürdürüyor o kurtarma çalışmaları diye bir düşünün lütfen.

Bedava işçiler, canı sokakta bulunan gençler, garibanların isimsiz çocukları.

Askerler!

Oysaki üç dağcının isimlerini biliyorsunuz hepiniz.

Ünlü dağcılar, zirve tutkunu, heyecan bağımlısı korkusuzlar!

Taktire şayan gençler, ailelerinin gurur kaynakları!

O kadar korkusuzlarsa sıkıysa bir kağıt imzalasınlar oraya çıkarken. Desinler ki ” Biz bu sporu kendi özgür irademizle seçtik ve ölümü göze aldık. Biz dağda mahsur kalırsak bizi kurtarmaya kimsenin gelmemesini baştan kabul ediyoruz.”

Ya da o dağa çıkmadan önce bir sigorta yapılsın bu insanlara. Baştan parasını ödesinler. Dağda mahsur kalırlarsa da sigorta şirketi, onların ödediği paralarla profesyonel bir ekip tutup arama yaptırsın.

Haksız mıyım?

Dağ bu! Çığ da düşer, don da olur, tipi de çıkar. Çıkmayı göze alan aldığı riski kendi parasıyla sigorta ettirsin.

Yeter bu ülkenin kendi heyecanı, kendi çıkarı peşinde koşanlardan çektiği!

Bu kış bir kanun çıksa da, artık son verilse bu haksızlığa!

AKUT’tan doğada hayat kurtaracak bilgiler

 

 

Önceki yazıYaşamını özgür bırak. Kendini bulma vakti
Sonraki yazıYine aylardan Kasım: Ret ettiğimiz herkesin ve her şeyin gölgesi içimizde
1963 yılında İzmir’de doğmuşum. İzmirli olmaktan her zaman gurur duymuşumdur. Uzun yıllar İzmir’den uzak yaşasam da son iki yıldır memleketime kesin dönüş yaptım. Bu şehirde yaşamaktan büyük keyif alıyorum. Şifacı bir aileden geliyorum. Aile büyüklerinin “el alma” yöntemi ile bana hediye ettikleri iyileştirici gücü ihtiyacı olan herkese uygulayarak evrendeki pozitif enerjilere katkı sağlamaya çalışıyorum. Okuma yazma öğrendiğim yıldan itibaren kitap okumaya başladım diyebilirim. Çocukken elime ne geçerse okurdum. Yaş 35, yolun yarısı eder mi, bilmem? Ama 35’inden sonra düşündüklerimin ve sorguladıklarımın yön değiştirmesiyle birlikte okuduklarımın da tamamen değiştiği kesin. 35’imde elime tesadüfen geçen bir kutsal kitap tercümesi ile evreni sorgulamaya başladım. Merakım beni tüm kutsal kitapları, kutsal kitapların yorumlayan incelemeleri, mitolojileri, varoluşu sorgulayan felsefeleri, tasavvufu, sembolleri, gizemleri ve ölüm ötesini araştırmaya yöneltti. Astroloji ile tanışmam sonrasında kaderin varlığından emin oldum. Bilgi sonsuzdu ve öğrendikçe yeni sorgular doğuran yaşam bilmecesinin labirentlerinde gezinmek müthiş bir hazdı. Edindiğim bilgiler ışığında kendi öngörülerimi ve sezgilerimi de kullanarak profesyonel anlamda rüya yorumlaya başladım. İlk başladığım günden bu yana, yıllardır Hürriyet Gazetesinin, Hürriyet Aile sayfasında rüya yorumlama işini sürdürüyorum. Ayrıca “eborsahaber” sitesinin finansal astroloji sayfasını yönetiyorum. İhtiyacı olanlara danışmanlık hizmeti veriyor, rüyalarla ve astroloji ile yollarını aydınlatmaya çalışıyorum. Dünyanın ve evrenin büyüklüğü içindeki önemsiz mevcudiyetinizin çok önemli görevleri olabiliyor. Ben her bireyin, insan haklarını ve eşit yaşam koşullarının sağlanmasını savunmakla ve bunun için savaşmakla yükümlü olduğuna inananlardanım. Dünyadaki acıların, açlığın, hastalıkların, savaşların ve ölümlerin bitmesi için bireysel mücadelenin şart olduğunu biliyorum. Evren cinsiyet, dil, din, ırk gözetmez; bizler bir tuzağın içindeyiz ve gözlerimize mil çekilmiş. Kendi yarattığımız çirkin dünyada kendi acılarımızla boğuşuyoruz. Yeni bir dünya yaratacağız bir gün; bir gün mutlaka baskın negatif enerjilerden kurtaracağız dünyayı, inanıyorum. Siz de inanın; siz inanmazsanız biz de başaramayız çünkü…