Mesnevi ve Divan-ı Kebir’de Saba Melikesi ve Hüt Hüt Kuşu

Hüt Hüt’ün küçücük vücudunu görünce, Belkıs’ın kalben Hz. Süleyman’dan gelen haberi ulu bulması.Allah, Belkıs’a, yüzlerce erkeğin aklını vermiş. Hüt Hüt kuşu, Süleyman’dan birkaç satırdan ibaret bir mektup getirdi. Belkıs okudu. Nükteleri hor görmedi. Gözü hüthüdü gördü, gönlü onun Anka olduğunu anladı. Duygusu onu bir köpekten ibared gördü, gönlüyse bir derya. (Mesnevi 2.cilt, 1560)

Mesnevi ve Divan-ı Kebir'de Saba Melikesi ve Hüt Hüt Kuşu

Matta İncilinde (12/42) “Güneyin Kraliçesi” olarak bahsedilen, Saba Melikesi, İslam kültüründe Belkıs olarak bilinir. Bazı kaynaklarda ise, Lilith, Nikola olarak da geçer. Arapça Sebe, Saba, İbranice seba olarak bilinir. Güneşe tapmaktadır. Ancak Hz. Süleyman tarafından Alemlerin Rabbine inanması için hüt hüt ile haber yollanmaktadır.

Hz. Süleyman kutsal kitap Kuran-ı Kerim ayetlerinde çok sık tekrar edilen, Allah katında kendisine ilim ve kudret verilen salihlerden, amacına ulaşabilmesi için yol verilen, sebep kılınanlardan biridir. Hz. Süleyman’a tüm hayvanlarla konuşabilme, cinni ve peri gibi bir takım varlıklarla da iletişim kurma, yönetme ve yönlendirme yetkisi verilmişti.

Hz. Süleyman gönül gözüyle, can gözüyle gördü de, bu yüzden bütün kuşların dillerini bildi. (Divan-ı Kebir III, 1281)

Hz. Mevlana “Aynı dili konuşma, hısımlık ve bağlılıktır. (Mesnevi cilt1 1030)” buyurmuştur. Hz. Süleyman tüm canlılarla ve cansızlarla konuşabildiği için, evrenin ruhu kendisindeydi. Çünkü O, Can gözülye değil, gönül gözüyle görmekteydi. Can ve gönül gözü ile görebilmek, Alemlerin Rabbi ile irtibat kurma ve kudretini alabilmedir. Hz. Süleyman Can hısmındandır. Can da tüm yaratılmışların hamurunda bulunan yaşam enerjisidir. Hz. Süleyman cana sahip bir bedenli değil, bedende görünen bir Candır. Bu yüzden de can taşıyan canlı ya da cansız diye yorumlanan her zerre ile iletişim kurabilme kudretine sahiptir.

 

Hz. Mevlana Türbesi Mesnevi ve Divan-ı Kebir'de Saba Melikesi ve Hüt Hüt Kuşu
Hz. Mevlana Türbesi – Divan-ı Kebir

Hz. Mevlana, Hüt Hüt kuşu, Belkıs ve Hz. Süleyman’ı sıkça tekrarlamıştır hem Divan Kebirde, hem de Mesnevi’de. Ancak ele alışı, tamamen bilgi kudretinin bir mülk olduğu ile ilgilidir. Çünkü Hz. Süleyman’ın mülkü bilgidir, bilgi olmazsa, tüm kainat bir cesettir. Cesede dirilik veren Can’dır. Ve Can da bilgidir. Tüm zerreler Can ile beslenir. Ve Can da Hz. Süleyman da açığa çıkmıştır. Mevlana Mesnevi 2.Cilt 3700’de “tüm hayvanlar arasındaki düşmanlığı da ortadan kaldırmış, hatta tüm kuşlar arasında bir birlik kurabilmiş kudrette ve bilgidedir” denmiştir.

Tane arayana tane tuzaktır, ancak Süleyman arayan, hem Süleyman’ı bulur, hem taneyi elde eder. (Mesnevi 2.cilt 3705)

Tane olarak bahsedilen eşya, kıymetli değerler, dünya maddesini arayanlar için, tuzaklar mevcuttur, yani manevi duygular olan, hırs, şehvet, caydırıcı ve azdırıcı tüm etkiler. Ancak Can arayanlar yani diriliği arayanlar, Süleyman’ı arayanlar olarak bahsediyor Hz. Mevlana, hem Can’ı bulur hem de taneyi. Yani Allah’ın kudretinden olan maneviyata yönelen, hem buna kavuşur, hem de aradığı dünya nimetlerinin de aracılığını layıkıyla kullanabilir. Hz. Süleyman’ın değerini ve manasını tamamen açıklayan bu sözü ile Hz. Mevlana, her zerrede titreşen tanrısal enerjinin Hz. Süleyman’ın manasal ifadesi olarak açıklamaktadır.

Hüt Hüt ile Belkıs

Belkıs, Sebe Melikesi’dir ve Yemen’dedir. Ancak henüz onların varlığı, modern teknoloji ve bilimsel bulgular ile tam olarak ispatlanamamıştır. Sebe suresinde 22-47 ayetlerinde konusu geçer. Hüt Hüt, Süleyman’ın yanına varır ve Sebe Halkı’nın ve Melikesi Belkıs’ın inanılmaz bir maddi servete ve imkana sahip olduğunu, ancak Alemlerin Rabbine değil de, güneşe taptığını anlatır. Çünkü şeytan gözlerini öyle bir bürümüş ve kandırmıştır ki, doğru yoldan ayırmış ve hidayete erdirmesini engellemiş, bu yüzden Allah tanımaz hale getirmiştir. Ve Hüt Hüt önemle şunu belirtir, her şeyi bilen bilgi ve kudrete sahip Can sahibi Süleyman’a; “senin bilmediğin bir şeyi öğrendim.”

Burada çok ilginç bir ayrım ortaya çıkmaktadır. Can ve bilgi ile kudretlendirilmiş Hz. Süleyman’ın bilemediği ve haberdar olamadığı bir durum, ancak ve ancak onun ulaşamayacağı kadar uzak ya da farklı bir ırk olan nefsani güçlerin egemenliği olmalıdır. Bir çok kaynakta geçen, Lilith kavramı, Hz. Adem ile aynı zamanda yaratılan bir dişidir ve eşitsizliği kabul etmeyerek, Tanrının yasak ismini kullanıp göğe yükselir, şeytan ile işbirliğine girer. Ve şeytani güçlerle kudret sağlar. Burada bu bağlantıyı yapmak mümkündür.

Hz. Süleyman Can kavramının sahibi ve bilgi ile donatılmış kudretlendirilmiştir. Haberinin olmaması bahsi ise Belkıs’ın o sırada şeytan ile ateşten ve farklı bir titreşime sahip bir alemde bulunmasından dolayı olabilir ihtimali çok yüksektir. Çünkü güneşe tapmakta olduğu da önemle vurgulanmıştır. Güneş ve ateş aynı manaya gelmektedir.

Hem Mesnevi’de, hem Sebe suresinde geçen konuya kısaca değinelim.

Hz. Mevlana Türbesi
Hz. Mevlana Türbesi

Hz. Süleyman Belkıs’ın elçilerini, getirdikleri hediyelerle beraber Belkıs’a gondermesi ve Belkıs’ı güneşe tapmakdan vazgeçirip Allaha inanmaya davet etmesi. Süleyman Peygamber, o elçilere dedi ki: “Ey utanan elçiler, geri dönün, altın sizin olsun, bana gönül getirin, gönül. (Mesnevi 610 cilt 4)

“Elçiler hediyelerle gelince Süleyman şöyle dedi “siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz. Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz” (27/36)

Hz. Süleyman gönül ile bahsettiği vicdan kanalı ile Alemlerin Rabbine ulaşma yoludur. Çünkü bedenli bir insan ancak gönül yolu ile Rabbi ile iletişim kurabilir ve kudretine zerk olabilir. Bu yüzden Hz. Süleyman mal derdinde değil, gönül derdindedir. Çünkü gönül Candır.

Hz.Süleyman, Belkıs’ın tahtının getirmesini buyurur. En kısa zamanda kimin getireceğini sorar. Cinlerden bir ifrit; “sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm”(27/38)

Ancak kendisine kitaptan ilmi olan ise Seyit ise “sen gözünü açıp kapayana kadar getiririm” (27/39) der.

Birden yanında beliren tahtı görünce şükreden Hz. Süleyman, tahtın Belkıs’ın bilemeyeceği bir hale dönüştürülmesini buyurur. Ateşe tapan ve şeytani enerjilerden olan Belkıs’ın maddeye gömülmüş inkarcı düşünce tarzının değişikliğe uğraması ve tamamen nurla kaplı bir hale getirilmiş şeffaf tahtını tanıyabilmesi mümkün olabilecek midir?

Düşünce Hüt Hüt’lerinden mademki onun nişanı, izi belirtisi göründü, artık Süleyman’ın mülkü benimdir (Divan-ı Kebir c III. 1281)

Belkıs’ın sınandığı billur döşenmiş saray bize de göründü. Allah aşkı Süleyman’ın yüzüğü gibidir. Nerede Süleyman’ın geliri, nerede karıncanın kazancı. (Divan-ı Kebir II, 882

Mesnevi ve Divan-ı Kebirde “Hüt Hüt” olarak bahsedilen zihni düşüncelerdir. Hz. Süleyman zihinleri okuyabilen, tüm düşünce formlarını algılayabilen, telepatik güçlere sahip, tayini mekan yapabilen bir Peygamberdir. Hz. Mevlana, aynı hısımdan olduğunu vurgulamakta, Süleyman’ın mülkü ile kendi mülkünün aynı olduğunu hatta “benimdir” ifadesini kullanmaktadır. Aynı cinsten yani Candan olduklarını belirtmektedir.

Belkıs, dönüştürülen tahtını görünce ona sorulur: “senin tahtın böyle midir”. O da: “sanki o” kelimesini kullanır. (27/42)

Hz. Mevlana Türbesi
Hz. Mevlana Türbesi

Sanki o kelimesi özellikle üstüne basa basa vurgulanmıştır. ‘Sanki o’. Tayini mekanda değişime uğramış olma ihtimali yüksek olduğu gibi, ateşten ve saf maddeden olan eski tahtı, artık su gibi seffaf, saf nurdan bir hale dönüştürülmüştü. En son da Belkıs’ın bu dönüşümden etkilenerek Alemlerin Rabbine teslim olması ifade edilir. (27/44)

‘Sanki o’ ile özellikle vurgulanmak isteneni Hz. Mevlana şu şekilde açıklamıştır: Düşünce elbiselerinden soyun, onları üstünden at. Çünkü güneş ve ay, çıplakları kucaklar. (Divan-ı Kebir IV, 2073) ‘Sanki o’ kelimesinde hala düşünce kirliliği vardır, Belkıs gözüyle gördüğünde bu kelimeyi kullanır, ancak gönül gözüyle görmeye başladığında ise, tam bir iman ile Allah’ın varlığını kabul eder.

Yemen’de halen ismi geçen Sebe bölgesi, Sebe Melikesi ile bağlantısı çok kuvvetlidir. Sebe Suresi ve Sebe Melikesi de bağlantılıdır. Çünkü Belkıs Sebe Melikesi’dir ve Konik tarzda yedili sistemin en üstünde bulunan Alemlerin Rabbinin yansıması olan, en alt bölümde bulunan çemberin çeperinde bulunur. Yedili sistemin en dış çeperidir.

Piramidin tabanıdır. Hz. Süleyman ise Alemlerin Rabbi ile, gönül vasıtası ile irtibat kurabilen ve en dış çeperde bulunan Sebe Melikesi’ni çeperin içine yani çemberin içine dahil edebilmiştir. Çünkü İblis ve caydırıcı güçler, bu çemberin çeperinin dışında bulunmaktadır.

Sebe Melikesi de burada yer alıyordu. Çeperin içine çekildiğinde Yedili sisteme dahil olmuştur. Bu yüzden özellikle Sebe Suresinde bahsedilmekte, Sebe Melikesi olarak adlandırılmaktadır. Hz. Mevlana’nın Batını yönünü ele alırsak, o ancak kendi cinsinden olanlardan Hz. Süleyman’dan üstüne basa basa bahsetmiştir.

(Yazıda belirtilen örneğin 27/38 olarak verilen rakalamlar Kur’an-ı Kerim’de Sure/Ayet numaralarıdır.)

Mevlana’nın hakikat yolunda kabak metaforu