Adalet ve düşmanı olan yalan. Adalet insan ilişkilerinin her yerinde

İnsan ilişkilerinde adalet terazisini dengede tutmak epeyce zordur. Çünkü insanlar haksızlığın kılıcı kendilerine döndüğünde hatırlar adaleti.

Adalet ve düşmanı olan yalan. Adalet insan ilişkilerinin her yerinde

Hükümet vatandaşları arasında, amir memurları arasında, baba çocukları arasında, eşler anne-baba ve eşi arasında, öğretmen öğrencileri arasında,  arkadaş arkadaşları arasında vs. Kısaca adalet insan ilişkilerinin her yerinde karşımıza çıkan daha doğrusu çıkması istenen bir olgudur.

Adaleti gerçekleştirmenin en zor ve amiyane tabirle en pis taraflarından biri yalanlardan birine inanma zorunluluğudur.


İnsanların çoğu yalan söyler ancak yalanlar; nedenine, sonucuna, gidişatına göre öyle şekiller alır ki artık yapabileceğiniz tek şey yalanlar arasından en az yalan gözükeni seçmektir. Burada göz göre göre söylenen yalanlardan bahsetmeyeceğim. Bunlar zaten herkesin malumu olanlardır. Biraz daha fark edilmeyen ya da yeterince derinlemesine düşünülmeyen yalanlardan bahsedelim.

Kabul edilebilir yalanlar

Bana göre kabul edilebilir yalanların ilki yalan söylemek zorunda bırakılanların yalanlarıdır. Bu olayın dram tarafıdır. Bu durumun kendi içinde de çeşitleri vardır. Korktuğundan, yorulduğundan, sıkıldığından, mecbur kaldığından vs. yalan söyleyenler. Fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalan bir çocuk evdeki eşyalardan birini bilerek ya da bilmeyerek bozduğunda ‘‘baba ben bozdum” diyemeyecek, çünkü hem bundan önce de bozulanların suçunu üstüne almış olacak hem de basit bir şey için bir ton hakaret ya da dayak yiyecektir. Her gün işkenceli sorguya alınan biri, artık dayanamaz olduğunda işlemediği suçları da kabul etmeye başlayacaktır. Şimdi kim diyebilir bunlara niye yalan söyledin diye?

Kabul edilebilir yalanlardan biri de hırgürü ve düşmanlığı önlemek için olan beyaz yalanlardır. Adam çok öfkelenmiştir, sizin yanınızda arkadaşının arkasından basmıştır küfrü. Ancak daha sonra pişman olmuştur. Arkadaşı bir zaman sonra size sorar. “Geçen Reşat’la tartışmıştık. Arkamdan kesin konuşmuştur o.” İçinizden dersiniz ‘‘sadece konuşmak olsa iyi bir de ettiği küfürleri duysan.” Ama tabii içinizden geçenler dilinize dökülmez. ‘‘Ben duymadım kardeş bilemem.” Ondan sonra aradan iki hafta geçer elemanlarda küslük müslük olmadan olay biter. Siz de sadece gülersiniz bu duruma.

Senaryoyla oynanarak söylenen yalanlar

“Yalancılıkla ilgili paradoks var. Yalancı yalanı söyleyemeyen adama denir. Söyleyebilen adama yalancı diyemezsin. Çünkü söyleyebilmiştir” Cem Yılmaz

Yalanların en anlaşılmaz olanlarından biri senaryodan kesmek veya senaryoya ekleme yapmak; üstüne bir de küçük, can alıcı bir yorum koymaktır. Egonun da desteğiyle bu yalana kişinin kendisi bile inanır. Yani bir bakıma yalan yalan olmaktan çıkar.

Günlük muhabbetlerde sık görülür bu yalan türü. O an orada olmayan birilerini ya da o ortamdakilerin istenmeyeni olmuşları, belki de oldurulmuşları arkasından kesmek için kullanılır. Zaten yanında dedikodu yapmak için içi kaynayan, dediğine inanmak üzere hazır kıta bekleyen birileri vardır. Propaganda becerisi yüksek birisi başlar anlatmaya. “Şu şöyle şöyle demiş, şöyle şöyle yapmış” diye. Hakkında kötü düşünülmesi istenenlerin arkasından konuşma sıklığı inandırıcılığı artırır. Öyle ya, ne kadar çok anlatırsan o kadar çok inandırırsın ya da ne kadar çok dinlersen o kadar çok inanırsın. Diğer etkenler; propagandanın ağırlığı, hitabın gücü, ilk duyduğun kişi ve anlatanla olan yakınlık’tır. Kısaca düne kadar çok sevdiğin insanları hipnozun etkisiyle artık vatan haini gibi görmeye başlarsın. Akrabalık ilişkileri ve iş hayatındaki insan ilişkileri bu duruma örneklerle doludur.

Senaryoyla oynanarak söylenen yalanlara bir diğer örnekte bilimsel vicdansızlıktır. Bununla ilgili spesifik bir örnek vermek yerine tarih bilimi ile ilgili şu kadarını söylesem herhalde yeterlidir. Hem dünya tarihindeki hem milli tarihimizdeki bazı karakterler, hem kahraman hem de hain olarak lanse edilebilmektedir. Tarihi karakterin sevilmesi ya da sevilmemesi korkusuyla senaryonun istenmeyen kısımları kesilmiş ya da küçük eklemeler yapılmıştır. Birileri Süpermen olarak anlatmıştır, Süpermen demişizdir. Birileri yaratık olarak anlatmıştır, yaratık demişizdir. Oysa onlar birer insandır. Yanlışları ve doğruları olan birer insan.

Yalanlar ve adalet

İnsanları gözlemleyenler çelişkilerin farkına vardığında hep şaşırıyor. Bu şaşkınlıkla birlikte insanları tanımaya başlıyor, ancak insanlara güvenmek zorlaşıyor.


İnsanların birbirlerini severlerse hiçbir sorunun kalmayacağı öğretilmişti bana çocukken. Bu, çok doğal ve insancıl görünmüştü o dönemde; ama uygulamaya kalkınca sevilecek insanın çok az bulunduğu; kendimin bile pek sevilecek biri olmadığını anladım. George Bernard Shaw

Adalet çizgisiyle hareket etmek isteyen herkes öncelikle insanlardan gelecek tepkileri göze almalıdır. Adil olmayı insanlara yaranmak için değil; vicdanen rahat olabilmek, erdemli bir hayat sürebilmek, varsa inancı Allah rızası için seçmelidir. Adaletin nedeniyle senin yanında olduğunu söyleyenler, adaletin onların yanlışlarını gösterdiğinde başlarla adaletine laf etmeye. Kimseyi yüzde yüz memnun edemeyeceğini de unutmamalı adil insan.

Yalancılara karşı önlem almayayım diye, beni aldatmalarına göz yumarım. Lekesiz tertemiz kalmak istiyorsan; kirli suyla temizlenmeyi öğrenmelisin.” “Friedrich Niestzsche

Niestzche’nin yalancılara aldanmamak için önerisi bu. Bence de mantıklı bir öneri. Sizi kandırdığını zanneden insanlar aslında kendilerini kandıracaklardır ve bunun farkına bile varmayacaklardır. Ancak söylenmesi kadar uygulanması kolay mıdır bilinmez. Ben uygulamaya çalışıyorum. Faydasını da görmedim diyemem. Ancak şu dikkatimi çekti. Kişilere yönelik önbilgileriniz sizi yanılta da biliyor. Araştırdığınız, bir kanaate varmak istediğiniz insan olunca her konuda olduğu gibi bu konuda da hiçbir çözüm tek başına yeterli olmuyor.

Adaletin öncelikle insanların yüreğine  girmesi ve yalanların yol açtığı gönül yaralarını yok etmesi ümidiyle…

Kaynaklar:

Cem Yılmaz, CMYLMZ (2007) Stand Up Gösterisi

George Bernard Shaw, Vikisöz İnternet Sayfası


Friedrich Niestzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, Panama Yayıncılık, 2011

Kuyruklu Yıldızlar ve Kuyruklu Yalanlar