Anne olmak var ya anne olmak!

Ne zormuş anneliği yazmak! Ne zormuş anne olmak ve kendi olduğun şeyi günün birinde cümle aleme duyurmak. Yazdığım her bir satır, kendi içinde ayrı bir dünyayı barındırır.

Anne olmak var ya anne olmak!

Satırlar arasını doldurmak da siz okuyuculara kalır. Bu dünyanın içinde bu şekilde ‘var’ olana boyun kıldan ince… Etmişim ya kendi boynumu kıldan ince, sizlere de işte böyle duyururum incedeeeen inceye. Neymiş ‘anne olmak’ görelim şimdi kıssadan hisseye…

Anne olmak

Tutunacak hiçbir şey kalmadığında bile,

Yavrusu için sadece ‘kendine’ tutunabilmeyi başarabilmek demektir.

Anne olmak,

Güneşin doğmayacağını bildiğin her gün,

Minicik bir mumla, güneşi doğurmayı başarabilmek demektir.

Anne olmak,

Nefes alamadığın her an için,

Nefesini uzun uzadıya tutarak yaşayabilmek demektir.

Anne olmak,

On tırnağınla kazıdığın geleceği,

Tırnakların kalmadığında, parmakların kopana kadar kazıyabilmek demektir.

Anne olmak,

Gözündeki tüm yaşları,

Gözlerinin arkasındaki okyanusun dibine asilce gömebilmek demektir.

Anne olmak,

Yara bere almış tüm ruhunu,

Kendi içinde ustaca tamir edebilmek demektir.

Anne olmak,

Kırılan her umudun yerine,

Umutsuzluğu bile umut olarak koyabilmek demektir.

Anne olmak,

Her hapşurduğunda “çok yaşa” diyenlere,

‘Ömrüm evladımın olsun’ diyebilmek demektir.

Anne olmak,

İçin kanarken bile başını yere indirmeden,

Yavruna gamzelerini gösterebilmek demektir.

Anne olmak,

Her gün ateş üstünde çıplak ayak yürürken,

‘Canım yanıyor’ demeden, inatla yaşayabilmek demektir.

Anne olmak var ya anne olmak!

Sadece yavrusunun kokusunu ve nefesini duyabilmek için,

Her gün idam sehpasına çıkmaya razı gelmek demektir.

İşte bu makam böyle bir makam dostlar ve ben anneliği böyle bilirim!

Çünkü ben, o makamın en tepesinde gördüğüm annemi seyrederek emekledim.

Hele hele, benim gibi özel bir çocuk annesiyseniz, tüm okuduklarınızı çarpın birbirine çarpabildiğiniz kadar.

İşte öyle!

Ana gibi yâr olmadı ve olmayacak.

Çünkü cennet, bir tek anaların ayakları altında var olacak.

Tüm Annelerin Anneler Günü Kutlu Olsun.

Kaybettiğimiz tüm analarımızın da, üzerinde nurlar dursun.

Daima sevgiyle kalın.

Cyndie French ve oğlu Derek: Bir annenin öyküsü

Önceki yazıHomo Novus: Bilincin dönüşümü
Sonraki yazıKültlere yaraşır bir devam filmi: Evil Dead
1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...