Andy Warhol’un Fabrikası

1968 yılında Stockholm’de açtığı sergisinin kataloğuna Andy Warhol şöyle yazar: ”Gelecekte, herkes 15 dakikalığına ünlü olacaktır.”

andy warhol

1964 yılı, Stable Galerisi’nde altı adet Brillo kutusu dikkat çekmektedir. Ondan daha dikkat çekici olan Andy Warhol bir gazetecinin sorusunu yanıtlamaktadır:

Andy, diye seslenir gazeteci ve ‘Kanada hükümeti sözcüsü sanatınızın özgün olmadığını söylemektedir. Bunda hem fikir misiniz?’

‘Uhhh, evet’ der Warhol.

‘Bu fikre neden katılıyorsunuz?’ diye sorar ardından.

‘Peki, çünkü özgün değiller.’ diye cevap verir Warhol.

‘Öylece olan bir şeyi kopyalıyor musunuz yani?’

‘Evet.’

‘Neden böyle yapıyorsunuz? Neden yeni bir şey üretmiyorsunuz?’

‘Ahh, çünkü bunu yapması daha kolay.’

‘Bu bir şaka mı ya da topluma mı oynuyorsunuz?’

‘Hayır, yapmam gerektiğini düşündüğüm bir şey sadece.’

Andy Warhol Brillo

[quote]

Drella, 60’larda Warhol için mükemmel bir isimdi: ‘Drakula’ ve ‘Sindrella’nın kombinasyonu.

Victor Bockris

[/quote]

Savaş döneminde sanatın merkezi Paris’ten New York’a taşındı ve birçok sanatçı savaş ortamından kaçarak Amerika’ya yerleşti. 1940’ların sonunda Paris artık sanat için tek merkez değildi.

Batı’da doğan ‘soyut dışavurumculuk’ Amerika’ya da yansıdı. Savaş sonrası dönemden kendine fırsat yaratan Amerika, azalan tüketimi arttırmaya yöneldi. Yaşanan ekonomik krizle azalan talepleri arttırmak için Amerika’da başlayan reklam furyası, Hollywood’un ikonları ile lokomotif bir güce dönüştü. Amaç; her türden kullanıcıya ulaşmaktı ve kapitalizm, oluşturduğu pazara her sınıftan insanı katma amacıyla, bütün sınıfsal farkları aşarak popüler kültür adında ortak bir yaşam biçimi, ortak bir kültür sunuyordu. Ve böylece kapitalizmin ruhu yükselmeye başladı, Amerika kıtasının üzerinden.

[quote]

Para kazanmak sanattır, çalışmak sanattır ama iyi iş yapmak, en iyi sanattır.

Andy Warhol

[/quote]

Soyut dışavurumculuğun benmerkezcilik ve romantizmine tepki olarak, kitleyi hedef alan ‘Pop-Art’ (popüler sanat) doğdu. 50’li ve 60’lı yıllarda gelişen, klasik tarzın oldukça dışında duran, grafik tasarımdan, illüstrasyondan, çizgi roman ve fotoğraftan beslenen Pop-Art, savaş sonrası toplumda çöken değerleri ve trajik olayları daha düz, basit ve anlaşılır bir şekilde yorumlamaya başladı.

Roy Lichtenstein, Pop-Art’ı şöyle özetliyordu:

‘Şehirde bir ağacın önüne oturamam, çünkü şehirlerde hiç ağaç yok. Ve bir ağacı düşündüğümde, ağacın medya (filmler, fotoğraflar, reklamlar vs) tarafından yapılan taklididir aslında aklıma gelen. Ben nesnenin kendisinden çok, taklidini algılarım.’

andy warhol

1928’de Pittsburg’da doğan Andrew Warhola, Slovenya’dan göç etmiş bir ailenin üçüncü çocuğuydu. Çocukluk dönemi yoksulluk ve babasının zamansız ölümü ile darbe almıştı. Sonrasında geçirdiği romatizmal ateşli hastalık, bu darbenin izlerini bırakmıştı adeta. Hareketlerini ve ruhsal durumunu derinden etkileyen bu rahatsızlık, birçok gününü okul yerine evde geçirmesine sebep olmuştu, küçük Warhola’nın. Tüm bunlardan kaçmak için çiziyor, annesinin dergilerinde kendini kaybediyordu. Yeteneğinin farkında olan Warhola şuanki adıyla Carnegie-Mellon Üniversitesi’ne girerek, 1949 yılında Sanat ve Tasarım Bölümü’nden mezun olur ve okulu bitirir bitirmez New York’a taşınır.

Andy Warhol, gençlik yıllarını başarısızlık korkusunun ızdırabıyla geçirmiş ve hayatının son anına kadar bu korkuyla yaşamış olması belki de onun en güçlü tetikleyicilerindendi.

Andy warhol

Andy Warhol, Carnegie Enstitüsü’nde aldığı eğitim ile Bauhaus ekolüne hakimdi. Bauhaus profesörlerinden biri olan Moholy-Nagy’nin ‘The New Vision (Yeni Görüş)’ eserindeki  tamamiyle mekanik, herhangi bir duygudan bağımsız yaratımından oldukça etkilenmiştir. Yine enstitüde okutulan Paul Klee’nin ‘Pedagogical Sketchbook (Pedogojik Çizim)’ eseri de kendi tarzının oluşmasına katkı sağlamıştır. 1940 ve 1950’ler dönemine ait Warhol’un dergi için yaptığı işlere bakıldığında tarz olarak Ben Shahn’ı hatırlatır. Fakat Andy Warhol çizgileri daha akıcı ve lekeler ile süslüdür. Böylece Andy Warhol’un çizdiği anlık görüntülerin gariplikleri reprodüksiyon görüntüler haline almaya başlamıştır.

1949’da Glamour isimli moda dergisi için yaptığı ayakkabı illüstrasyonları yayınlandığında, muhtemelen baskı hatasından kaynaklı, soyadındaki ‘a’ harfinin düşmesiyle ve sonrasında da buna adapte olan sanatçı, Warhol’u kullanmaya başlayacaktır.

Andy Warhol

Glamour Dergisi’nde yayınlanan illüstrasyonlarından elde ettiği başarı, Andy Warhol’u New York çapında birçok ajans tarafından aranılan kişi haline getirdi ve kısa süre sonra her bir başarı bir diğerini kovaladı.

love is a pink cake Andy warhol

1952 yılında 55.Doğu Caddesi, Hugo Galeri’de Truman Capote’nin yazılarına itafen yaptığı on beş iş ile ilk sergisini açtı. Sergi hakkında bir kaç makale yazılmasına rağmen hiçbir işi satılmadı. Fakat reklam kariyerinde yükselmeye devam ediyordu. Kısa sürede Warhol, New York’un en çok aranan moda illüstratörü haline geldi. Bu arada çok yoğundu ve Ralph Ward ile birlikte ‘Love is a Pink Cake (Aşk Pembe Bir Kek)’ isimli kitap üzerine çalışıyorlardı.

Andy Warhol, Pittsburg’ta öğrenim gördüğü sırada cinsel kimliğini keşfetmeye başlamıştı fakat içinde bulunduğu dar görüşlü ve hoşgörüsüz çevrede seksüel tercihlerini yeterince gerçekleştiremiyordu. Bu yüzden New York’a taşınmasıyla kendini daha az kısıtlanmış hissederek, seksüalitesini özgürce yaşamaya başlamıştır. 1980’de biyografi yazarı Bob Colacello tarafından yapılan bir röportajda Warhol, hala bakir olduğunu belirtmiştir. Seks yaşamını kendi sözcükleri olan ‘masturbasyon ve voyerizm karışımı’ ile ifade etmekteydi.

Andy Warhol oldukça voyeristikti ve seksüel organlara ait birçok çizimi vardı. Drawing for a Boy Book isimli kitabında portfolyosundaki erkek vücudu ve seksüel organ çizimlerini toplamıştır.

[quote]

Seks, çarşaflardansa ekrandan ve sayfalardan daha heyecan verici.

Andy Warhol

[/quote]

1958 yılı Leo Castelli Galerisi, New York’ta açılan sergide sergilenen Jasper Johns’un ‘The American Flag (Amerikan Bayrağı)’ adlı eseri ve Robert Rauschenberg’in işleri, Amerikan Sanatı’nın gidişatını radikal biçimde etkileyerek, Andy Warhol’un dünyasını altüst edecekti. New York’un zevki Andy Warhol’dan gittikçe uzaklaşırken, Johns ve Rauschenberg gibi sanatçılara olan ilgi artmaktaydı. Bu durumla yüzleşmeli ve ticari amaçlı yapılan sanattan güzel sanatlara geçiş yapmalıydı fakat kendini umutsuz şekilde yaratıcı bulmuyordu.

Yaşadığı bu dışlanmışlık ve başarısızlık hissini ona sanat okulundaki ilk yılını hatırlatıyordu. 1960’ların başlarında Rauschenberg’in keşfettiği tek renkli boyama geleneğinden esinlendiği ‘White Paintings (Beyaz Boyama)’  ve neo-Dada akımı arasında bocaladı. Bazı beyaz, boş tualleri sokağa koyup gelip geçenlerin ayak izleri ya da kirlettikleri ile gelişigüzel sanat ya da tual üzerine işeyerek anti-sanat hareketi yaptı. Fakat sonradan hiçbirinin bir işe yaramadığını ve bu hareketinin onu hiçbir yere götürmediğini anladı, vazgeçti.

Daha sonra kitle kültürüne ait objeleri; Coca-Cola şişeleri, buzdolapları ve televizyon setleri, resmetmeye başlamasıyla bu güvensizliği bitmek üzereydi. Yaptığı birkaç işi film yapımcısı arkadaşı Emile de Antonio’ya gösterdiğinde şüphesiz doğru yolda olduğunun farkına vardı.

andy warhol green coca cola bottles 1962
Andy Warhol Yeşil Coca Cola Şişeleri, 1962

[quote]

İlk işlerimi bitirdiğimde, De (Antonio) göstermek istediğim ilk kişiydi. O her zaman bir şeylerin gerçek değerini görebilme yeteneğine sahipti… Bunlardan biri aşağıdan yukarıya soyut dışavurumcu işaretlere sahip olan kola şişelerinden biriydi. İkincisi ise dış hatları koyu kola şişesinin siyah beyaz haliydi. Ben hiçbir şey söylemedim De’ye. Gerek de yoktu çünkü o benim ne istediğimi biliyordu.

‘Pekala, bak şimdi, Andy’ dedi işlere biraz göz gezdirdikten sonra. ‘Bu parçalardan birinde, her şeyden biraz var. Fakat diğeri ise dikkat çekici; ait olduğumuz çevre, kim olduğumuz, kesinlikle çok güzel ve çıplak. Ve sen ilkini yok edip, ikincisini diğerlerine göstereceksin.’

[/quote]

De’nin teşviğiyle Andy Warhol ‘ticari sanatçı’ imajına rağmen cesur bir şekilde işlerini galerilere göstermeye başladı. Fakat Andy Warhol’u sadece Leo Castelli’nin asistanı olan Ivan Karp ciddiye almıştı.

Warhol’un istediği şey ündü ve bir sanatçı olarak ciddiye alınmak istiyordu. 1961 yılı Aralık ayına ait bir akşamüzeri Warhol için unutulmaz olacaktır.

Ted Carey:

”… sıradan bir gün, Oldenburg’tan eve döndüğümde Andy’i aradım ve ‘John, Muriel ve ben bu akşam yemeği birlikte yiyeceğiz, sen de bize katılmak ister misin?’ diye sordum. ‘Haayır, bugün oldukça depresifim’… Bunun üzerine yemekten sonra biz ona gittik ve Andy gerçekten de depresifti. Ayrıca Muriel de onun kadar kötü haldeydi çünkü iflasın eşiğindeydi. Andy ‘Birşeyler yapmalıyım.’ dedi ve ‘Çizgi roman boyamaları… Artık çok geç. Gerçekten Lichenstein ya da Rosenquist’in işlerinden farklı, kendine özgü ve onların yaptıklarıyla kesinlikle aynı görünmeyen bir şeyler olmalı.’ diye devam etti. ‘Ne yapmam gerektiğini bilemiyorum.’ dedi Andy ve ‘Pekala, Muriel, senin müthiş fikirlerin var. Bana da bir şeyler veremez misin?’ Muriel ‘Yes.’, ‘Ama, bunun için bir şeyler ödemelisin.’ dedi. ‘Ne kadar?’ diye sordu Andy. ’50 dolar’ diye cevapladı. ‘Git ve çek defterini al ve bana 50 dolarlık bir çek yaz.’ Ve Andy deli içeriye koşup, çek defterini aldı ve söylediği gibi ona elli dolarlık bir çek yazdı. ‘Pekala, bana muhteşem bir fikir ver.’ dedi Andy. Sonra Muriel ‘Dünyada her şeyden çok sevdiğin ne?’ diye sordu. ‘Bilmiyorum. Sence?’ dedi Andy. ‘Para’ dedi Muriel ve Andy şöyle dedi; ‘Oh, bu muhteşem.’ Ve Muriel devam etti, ‘Herkes tarafından dikkat çekici bir şey bulmalısın. Bu öyle bir şey olmalı ki, onu her gün görmelisin. Bu şey gibi, mesela Campbell’in çorba kutuları!”

andy warhol

[quote]

Hiçbir zaman başka birine ‘Ne resmetmeliyim?’ diye sormaktan çekinmedim. Çünkü Pop dışardan gelir ve nasıl bir fikir için birine sormak, bir dergiyi karıştırmaktan farklı olabilir?… Ne zaman yeni bir projeye başlayacak olsam, bu tarz şeyler haftalarımı alıyor. Hala aynı. Bir tek değişmeyen şey…

(Andy Warhol, POPism: The Warhol’ 60’s)

[/quote]

1962’nin kış ve baharı Andy Warhol’un Latow’dan aldığı fikri işlemekle geçti ve dolar ve çorba kutularının bir çok değişik varyasyonlarını yaptı. Andy’nin durduğu yer, Latow’un fikrini alıp onu duygudan bağımsız, endüstri prosesinin içinden seçip çıkardağı objenin, makine görünümünü vurgulayarak sergilediği sahnenin en önüydü.

[quote] Birisi Brecht’in herkesin aynı şekilde düşünmesini istediğini söyledi. Ben de herkesin aynı şeyi düşünmesini istiyorum… Herkes aynı şekilde görünüyor ve aynı şekilde davranıyor ve bizler gittikçe daha da ilerliyoruz bu yolda. Bence herkes bir makine olma yetisine sahip… çünkü her zaman aynı şeyi yapıyorsunuz. Aynı şeyi yeniden ve yeniden… Bir gün herkes sadece ne düşünmek istediğini düşünecek ve sonra herkes muhtemelen aynı düşünüyor olacak. (Andy Warhol, 1963) [/quote]

Şüphesiz ki Andy Warhol gündelik yaşamın tekrarlarıyla ilgili dikkat çekici bir noktaya değinmiş ve bu da kendisini makineye eş değer şekilde topluma yansıtmasını geliştirmeye başladığı noktadır.

andy warhol

[quote]

Resim yapmak çok zor. Mekanik bir şeyler göstermek istiyorum. Makinelerin daha az problemleri var. Makine gibi olmak isterdim, siz de istemez miydiniz ki?

(Warhol, Time 1963)

[/quote]

4 Temmuz 1962, bir öğle yemeği sırasında Henry Geldzahler’in Warhol’a o günkü gazeteyi göstermesiyle, ‘Death and Disaster’ (Ölüm ve Felaket) oluşumu başlar. Gazetenin ana başlığında daha sonradan Andy Warhol’un eseriyle de aynı ismi taşıyan ‘129 DIE IN JET’ (Jette 129 Ölü) yazıyordu. Bu onun yapacağı felaket resimlerinin ilki olacaktı.

[quote] Bu kadar yaşam sevinci yeter… Belki de Amerika’da her şey o kadar da muhteşem değildir. Artık sıra gerçekten varolan ölümde! [/quote]

Andy Warhol’un araba kazaları, intiharlar ve elektrikli sandalyelerle yaptığı tekrarlar, aslında günlük yaşamda her gün yüz yüze geldiğimiz durumlardır. Her gün gazeteyi açtığımızda okumaya alışkın olduğumuz haberler ya da televizyondan izlediğimiz sahnelerdir.

andy-warhol-100-cans-1962
Campbell’s Soup Cans (Campbell’in çorba konserveleri), 1962

[quote]

Tüyler ürpertici bir fotoğrafı tekrar tekrar gördüğümüzde artık hiçbir etkisi olmaz.

Sigmund Freud

[/quote]

Andy Warhol’a yaptığı tekrarlarla ilgili soru sorulduğunda, örneğin; 100 Campbell’s konserveleri hakkında, sadece bu çorbaları çok sevdiğini ve fazla tükettiğini söylediği tipik cevabını verir. Bu yüzden de Andy Warhol eserleri ve kendisi ile ilgili yaptığı bu tarz açıklamalardan dolayı en anlaşılmaz (ya da yanlış anlaşılan) ve kompleks yapıda olan sanatçılardan biridir. Hiç bir zaman işlerini duygusal ya da tarihsel açıdan açıklamadı. Bu konuda kasten çekingen ve naifti. Yaptığı işlerin hatta kendisinin de yüzeysel olduğunu söyleyip durdu. Fakat yüzüne taktığı plastik maskesini kaldırdığınızda ve boş gözlerine dikkatlice baktığınızda bulacağınız şey gerçekten iyi saklanmış ironi olacaktır.

[quote]

İçten içe yüzeysel bir insanım.

Andy Warhol

[/quote]

marilyn monroe
Marilyn Diptych (Mariyln İki Kanatlı Tablo), 1962
(Tual üzerine akrilik) Tate Modern, Londra

4 Ağustos 1962’de Marilyn Monroe’nun trajik haberinin duyulmasıyla Warhol, en ünlü eserlerinden biri haline gelecek serisine başladı. Seride resmettiği Marilyn Monroe portresi için Warhol, 1953’te aktrisin yer aldığı Niagara filmi çekimleri sırasında Gene Kornman tarafından çekilen fotoğraftan esinlenmiştir. Şüphesiz ki, bu seri diğer tüm Marilyn’lerden en hatırlananı olacaktır.

Andy Warhol birçok Marilyn portresini tekrarlayan şekilde resmetmiştir. Hepsi aynıdır fakat kendi içinde farklıdır. Andy Warhol’un seri imgelerinde tekrar edilen Marilyn, farklılığın tekrarıdır.

[quote]

Yüzey göründüğü gibi değildir; çünkü yüzeyde kabul, yüzleşme ve sorgulama birleşir.

Andy Warhol

[/quote]

factory

1963’ün ortalarında Lexington Avenue’de bulunan yerin çalışmak için fazla kalabalık bir hale gelmesiyle Andy Warhol, o yıl Temmuz ayında yeni bir yer kiralamaya karar verir: The Factory (Fabrika).

Gerard Malanga:

”Andy Warhol ve ben yaklaşık 6 haftamızı yer bakarak geçirdik. Sonunda 47.Cadde üzerinde boş bir yer bulabildik. Burası kapanmadan önce şapka üreten bir firmaya ait bir yermiş. Andy bayıldı çünkü burası tipik bir sanatçı stüdyosuna hiç benzemiyordu ve artistik bir auraya sahip değildi. Daha iyi ya da daha kötü, farklı hissettiriyordu. Girdiğinizde doğruca yürüyordunuz ve nereye gideceğinizi ya da neresinde olabileceğinizden emin olamadığınız bir yerdi burası, tam olarak böyle birşey.”

Billy Name sokaktan bulduğu eşyalarla Fabrika’yı döşerken, dökülen duvarları ve borular ile eline geçen çoğu şeyi-klozetin içi dahil- metalik boya ile boyayan kişidir. Fabrika’yı gümüşe boyarken Hudson Köprüsü’nün endüstriyel alüminyum boyasından ilham almıştır.

Andy Warhol Factory people filming

Andy Warhol:

”Genellikle gece yarısına kadar çalışırdık ve sonrasında şehre inip, Kafe Figaro, the Hip Bagel, the Kettle of Fish, the Gaslight, Kafe Bizarre ya da the Cino gibi yerlere takılırdık. Sabaha karşı 4 gibi evde olur, bir kaç telefon görüşmesi yapardım ve çoğunlukla Henry Geldzahler ile yaklaşık bir saat ya da bir buçuk saat konuşurduk. Gün ağarmaya başladığında bir tane Seconal alır, bir kaç saat uyur ve öğleden sonra Fabrika’ya dönerdim.”

Billy Name:

”İşte Fabrika! Burası öyle bir yer ki, bir kez daha aynısı yapılamaz. Burası gerçek insanlarla film yaptığımız bir yerken, gerçek insanlarla sanat yaptığımız bir yer. Bu kedim, Ruby. Burada yaşadığınızı ve çalıştığınızı hayal edin! Harika değil mi?”

Ivy Nicholson:

”Hepimiz birer drama kraliçesiyiz. Fabrika öfke nöbetlerimizi geçirdiğimiz, iç yüzümüzü gösterebildiğimiz bir yer.”

Mary Woronov:

”Ben bir kült-yıldızım. Kültüm çünkü New York’ta gelecekte bir yıldız olacağıma inanan tek kişi Warhol’du ve sadece bir ‘yıldız’ değildi. Gerçekten çok garip rollerde oynadım. ‘Eating Raoul’da mesela seri katili canlandırmıştım.”

Victor Bockris:

”Ben bir biyografi yazarıyım ve Fabrika ile ilgi söyleyebilirim ki, kapılarını açtığı andan itibaren dünyanın en akıllı sanat komünüydü.”

lennon-warhol
Andy Warhol ve John Lennon

Victor Bockris:

”Andy Billy’e gerçekten güveniyordu. Billy Fabrika’da yaşıyordu ve Andy’nin orada kalmasına izin verdiği tek kişiydi.”

Ultra Violet:

”İnsanlar eğer bir parti varsa ve orada Warhol yoksa bunun tam bir fiyasko olduğunu söylemeye alışmışlardı. Ama eğer o dakikalarda Warhol içeriye giriyorsa, oh evet, işte şimdi bu bir partidir.”

Victor Bockris:

”Andy’nin hayat ile ilgili görüşü: Hayat bir parti olmalı, iş bir parti olmalı. Varolan her şey bir parti olmalı.”

andy-warhol-edie-sedgwick-and-entourage-new-york

Vincent Fremont:

”Ortama amfetamin hakimdi. İnsanlar fazla kullanıyorlardı. Andy asla aşırıya kaçmazdı. Amfetamin olduğuna eminim fakat çılgınlık insanlara enerji veriyordu. İnsanlar ortaya fikirler saçıyor, bir yığın delirmiş insan birarada Fabrika’da ama bir o kadar da yaratıcıydılar.”

Ivy Nicholson:

”Herkesin kafası iyiydi. Bence polislerinki de öyleydi çünkü kimse tutuklanmıyordu. Yani demek istediğim, bu çok garipti.”

David Croland:

”Fabrika’da her zaman parti oluyordu. Parti vermek gibi değildi, partinin kendisiydi.”

1963 Temmuz ayında ilk filmini çekti: Sleep (Uyku). Film altı saat boyunca, o sırada sevgilisi olan John Giorno’nun uyuklayışı ve uyku halini gösteriyordu. Aynı tarzda çektiği bir diğer filmi ‘Empire’ da sekiz saat boyunca binanın alacakaranlık zamanından sabahın erken saatlerine kadar olan anını göstermekteydi.

Bob-Dylan-holding-Double-Elvis-Ferus-Type-at-the-Factory-at-231-East-47th-street-New-York-1965.
Bob Dylan Fabrika’da, 1965

1960’lar New York’ta, ‘sanat’ giderek ilgi çekici (ve finansal açıdan cazip) bir hale gelirken bir çok insan Andy Warhol’un filmlerinde oynamak ya da Fabrika’sında bulunmak isteyenlerin sayısı giderek artıyordu. Bu kitlenin bir kısmını uyuşturucu tabanlı duygusal ve mental problemleri olan insanlar oluştursa da, Andy Warhol her zaman (ya da onlardan biri tarafından vurulana dek) bu sosyal açıdan uyumsuz kişiliklere karşı hoşgörülüydü. Bu durum grup tarafından bir nevi lider olarak görülmesinden dolayı her türlü manipülasyona açık olması, yaptığı seksüel ve psikolojik kontrol egzersizlerini garip bir şekilde arttırma memnuniyetini yaşarken, başkaları tarafından yüceltilerek elde ettiği ve hayat boyunca ihtiyacını duyduğu psikolojik manipülasyonu gerçekleştirme fırsatı tanımıştır. Bu da Andy Warhol’un kendiyle ilgili bahsettiği ‘Sosyal Hastalık’ durumunun altında yatan gerçekliktir.

[quote] Bende ‘Sosyal Hastalık’ var. Bu yüzden her gece dışarıya çıkmalıyım. Eğer bir gece bile evde kalırsam köpeklerimle dedikodu yapmaya başlarım.

Andy Warhol [/quote]

Andy-Warhol-Silver-Factory-packaging

1966 yılında Castelli Galeri’nin içi gümüş helyum balonlar, ‘Silver Clouds (Gümüş Bulutlar)’ ile doluydu. Andy Warhol bu işiyle ilgili şöyle demiştir:

”Artık resim yapmak istemiyorum ve düşündüm ki resim yapmayı bırakmanın en iyi yolu onları serbest bırakmak. Bu yüzden herkesin içlerini helyum ile doldurup, pencerelerinden salıvermeleri için bu gümüş dikdörtgenleri yaptım.”

1966 yılın Nisan ayında rock müzik grubu The Velvet Underground’ın ‘Exploding Plastic Inevitable’ gösterisini düzenledi. Gösteride ışıklandırma ile zenginleştirilmiş 60’lara ait saykodelik görüntüleri ile arka fonda Andy Warhol’un filmleri eşliğinde grup performansı vardı. Ardından film sektöründe ilk başarısını kazanan ‘Chelsea Girls (Chelsea Kızları)’ filmini çekti. 195 dakikalık bu film ikiye bölünmüş (split-screen) ekran düzleminde, siyah-beyaz çekilmiştir. Film, Chelsea Hotel’inde konaklayan birçok kişinin yaşam kesitlerinden oluşmaktadır. Oyuncular arasında Ondine, Nico, Brigid Berlin, Mary Woronov gibi birçok Warhol Yıldızı da bulunmaktadır.

[quote]

Ingrid Superstar: Kim bir melek olmak ister?

(Chelsea Girls 1996)

[/quote]

1967’de Andy Warhol Fransa’ya Chelsea Girls filminin Cannes Film Festivali’nde gösterilmesini umarak gitti fakat film festivalde gösterilmedi. Ardından ‘Bikeboy’ ve ‘I, a Man’ filmlerini çekti. Fakat bir süre sonra Andy Warhol kendini kaybolmuş hissetmeye başladı.

[quote]

‘Ivan, geriye benden hiç bir şey kalmadı. Ben populer bir karakterim… fakat elimde hiçbir şey kalmadı.’

‘Senden geriye ne mi kaldı? Bunu kendin yarat!’ dedi, Ivan Karp.

[/quote]

Sonuç, 1967 yılı itibariyle bir grup Andy Warhol portresinden ve kültürel bir ikon haline gelmiş kendisinden ibaretti.

andy warhol

1967’de Andy Warhol büyük ölçekli baskıların yaratıcı ve ticari potansiyelini keşfetti. İlk setler, Andy Warhol’un renkleri kullanmaktaki gücünü ve ustalığını yansıttıkları hemen tükendi. Daha sonra 22 Kasım’da Flash isimli sergisinde portfolyosundan örnekler yer alırken, Kennedy suikasti ile ilgili işleri de dikkat çekiciydi.

1968 Mayıs ayında Andy Warhol Paul Morrisey ile birlite yakınlardaki üniversitelere konuşmacı olarak katılıyordu. O sıralarda La Jolla ve Surfing Movie filmlerinin çekimlerini de yapmaktaydı. Fabrika’daki yaşam ise yoğun bir şekilde devam ederken Warhol çalışma alanını taşımaya zorlanıyordu. Çünkü etrafındaki yaratıcı kalabalık eski havasında değildi. Fabrika’ya erişimin kolaylığı, dengesiz uyuşturucu kullanımı ve psikolojik ve duygusal problemler iç güvensizliklere ve olaylara sebep oluyordu. Örneğin 1964’te takılanlardan Dorothy Podber, daha sonra ‘Shot Marilyn (Marilyn’i Vur)’ ismini alacak olan Marilyn resimlerinin üzerine ateş açmıştı.

andy warhol

3 Temmuz 1968’de bir akşam üzeri, Andy Warhol üç kez ruhsal problemleri olan oyuncu, feminist ve  SCUM kurucusu, Valerie Solanas tarafından vurulduktan sonra hastaneye kaldırılan Warhol, başarılı bir operasyon geçirdikten sonra yılın kalan zamanını iyileşmek üzere dinlenerek geçirirken, resim yapmak da ona eşlik eden yegane aktivitesiydi.

Kazadan sonraki o sonbaharda Andy Warhol, film çekmeye devam etti. Sıradaki filmi Paul Morrissey ile birlikte yaptığı ‘Flesh’ oldu. Daha sonraki yıl ise semi-pornografik bir yapım olan ‘Blue Movie’ filminin gösterimi için hardcore gay porno filmlerinin gösterildiği Manhattan sinemasını kiraladı.

1969 ile 1971 yılları arasında Andy Warhol resim yapmayı bırakmıştı. Emile de Antonio’nun kendisiyle yaptığı bir röportajda  ”Eleştirmenler  gerçek birer sanatçı ve dağıtımcılar da öyle. Artık resim yapmayacağım. Çünkü resim öldü.” ifadesini kullanmıştır.

[quote]

Los Angeles’ı seviyorum. Hollywood’a bayılıyorum. Hepsi çok güzeller. Herkes plastik ama plastiği seviyorum. Ben de plastik olmak istiyorum.

Andy Warhol

[/quote]

Andy Warhol ve Mick Jagger
Andy Warhol ve Mick Jagger

1970 yılında Warhol’un işleri Kaliforniya, Londra, Paris, New York gibi birçok önemli şehirlerde sergilenmeye devam etti ve açık arttırmada en yüksek fiyata erişen ‘Soup Can’ serisi ile açık arttırmada yaşayan, gelmiş geçmiş en yüksek fiyata erişen Amerikan sanatçısı ilan edildi.

1975’te aralarında Mick Jagger’ın da bulunduğu portrelerin yer aldığı ‘Ladies and Gentlemen’ serisini yapmaya başladı. Daha sonra 1976 yılında ‘Bad’ isimli son filmini çekti. Film çekmek ihtiyaç duyduğu bir diğer görsel alan olmakla beraber uzun yıllar Andy Warhol’u resim yapmaktan uzak tutmuştur.

warhol

1970 ve 1980 arasında hızlı bir şekilde yaşayan Andy Warhol bu dönemin sonrlarına doğru kendi televizyon programı ‘Andy Warhol’s TV’ nin çekimlerine başladı. Haftalık yayınlanan bu program iki yıl boyunca sürdü. 1979’da Whitney Müzesi’nde sergilenmek üzere hazırladığı ‘Portraits of the Seventies’in ardından 1980 yılında Freud, Einstein, Gershwin, Martin Buber ve Marx Kardeşler’in portrelerinin de bulunduğu ‘Ten Portraits of Jews of the Twentieth Century’ isimli serisini yayınladı. Daha sonraki çalışmalarında da dolar işareti, bıçaklar, silahlar ve mitlerden esinlendi ve yapmayı planladığı yeni seriler için çalışmak üzere New York’a döndü. Fakat daha fazla seri olmayacaktı.

[quote]

Gelecekte, herkes 15 dakikalığına ünlü olacaktır.

Andy Warhol

[/quote]

andy warhol
Otoportre (Gözleri Kapalı), Andy Warhol 1979

22 Şubat 1987, Pazar sabahı Andy Warhol’a öldüğünde daha elli dokuz yaşındaydı ve ardında bıraktığı en başarılı eseri Andy Warhol, kendisiydi.

[quote] Binaları inşa eden ve artık bu dünyada olmayan insanları düşünürüm hep. Ya da içinde bir kalabalık sahnesi geçen bir filmi, ama herkes ölmüş. Korkunç. [/quote]