Muhammed Ali: Kenar Mahallenin Esmer Güzeli

Bu yazıda evlatlar; beyaz yerine ak, siyah yerine benim esmer güzeli yavrum diyerek sevildi.

muhammed ali

Her yeri ak ve esmer güzeli görebiliyordun, renkli televizyonun icadına daha vardı.

Tüm Türkiye gece yarısı onun çıkacağı vakti kolluyordu. Ahşap elektrik direklerine rağmen elektrik kesintisiz taşınıyor; televizyon az olduğu üzere mahallede bir imece ruhu, bir iletişim patlaması yaşanıyordu ki sormayın.

Komşumuzu tanıdığımız yıllardı…

*

Kimlikte adı Marcellus’tu; esmer güzeliydi, gecenin 3’ünde bizim mahalleyi toplardı.

Süperman çakma, o gerçekti. Sırtında ak kostümü ve ayağında ak ayakkabılarıyla gelen esmer güzeli uzun adam, ezber bozan bir ağır siklet zerafetiydi.

Şampiyon olunca;

İlk meydan okuyuşu kendi ismine oldu; O atalarınızın koyduğu köle ismi dedi.

Olay oldu.. Yeni adını söyler söylemez;

— Tamam tamam, biz de o ismi arıyorduk, tesadüfe bak dediler. Vietnam’a savaşa gitmen gerekiyor, ülken için.

Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım?

Sen misin diyen…

5 Yıl hapsi ve dünya şampiyonluğunun iadesine,

Bir daha olmasın diye sporcu lisansının iptaline,

‘Sen şimdi kaçar gidersin’den sebep şu pasaportunun alınmasına;

Hükmettiler.

Mücadelesinde bağlı olduğu dini lider onu yalnız bıraktı. Yetinmedi, bir de aforoz etti; ibadethanelerimize almayın.

*

Lisans, şampiyonluk, Müslümanlık, vatandaşlık…

Hepsinden oldu. Tüm bu yaşananlar;

Bizim mahalleyi bile dünyanın bir ucundan kendisine hayran bıraktığı,

Bir Ağır sikletten beklenmeyecek kuğu gölü balesi icrası,

Esmer güzellerinden beklenmeyecek meydan okumaları,

Hip hop müziğin türemesine sebep şiirleri,

Ve ak adamların kenar mahallelerde toplanma, konuşma ve yürümesini yasakladığı esmer güzeli halkı kışkırttığı içindi.

Bu kadar ‘ak’ın içinde hem esmer güzeli hem Müslüman olacaksın, bir de kitleleri ardından sürükleyeceksin. Yok böyle bir şey! deme hemen, biraz bekle…

Ringdeki ayrı, Amerikan Hükümeti’yle dövüşü ayrıydı uzun ve esmer güzeli adamın. İşin içinde soy ezme, soy dışlama, soyu yok sayma vardı.

Ak adamların yönettiği Amerikan Hükümeti’yle dövüşüyorum dedi.

Esmer güzeli 1960’lardaki bu mücadeleyi bir kazanırsa 2009’da Amerika’ya başkan olacaktı.

‘Gürle genç adam gürle, onun senin olan bir şeyi almasına izin verme’ dediği sadece ringdeki rakibi değil, özgürlüğüydü. Ona göre Şampiyonlar, içlerinde tutku, hayal ve amaç olan insanlardan çıkardı. Tüm esmer ve ezilen güzeller için işte böyle tutkulu ve idealistti.

*

Yolundan dönmedi. 5 yıl hapis dediklerinde; ‘bu ülkede 400 yıldır zaten hapisteyim’ dedi.

Sonunda ne mi oldu? Amerikan Anayasa Mahkemesi’nden Allah razı olsun, kararları bozdu.

*

‘Bitiremiyorsak kahramandır’ demek zorunda kaldılar. Dolayısıyla;

Ömrünün bir kısmını vatan haini diğer kısmını kahraman geçirdi.

Aslan gibi Müslümandı, ezilmiş halkların mücadelesini bir başına verecek kadar cesurdu.

Pergelle çizilmişcesine bir yerde kahramanlığa oynamadı. Çok yer gezdi, çok insanı bağrına bastı. Fakir evlerin duvarlarında tankları döverken resmedildi.

*

Bir zamanlar ne güzel, ne gerçek kahramanlarımız vardı değil mi?

Muhammed Ali‘yi tanımak hususunda X ve Y kuşakları şanslıdır. Z Kuşağı yetişemedi lakin Kapitalizmin fırsatçı ticari anlayışı onu tanıtmayı görev bildi. Bir atari oyunundaki boksördü, düğmeye basıp kontrol edebildiğin bir yumruk makinesi..

Dans, şiir, tutku, bağımsızlık ve meydan okumalardan yoksun bir boksör.

Dövüyor mu dövüyor işte…

*


Zor zanaat kahraman olmak.

Bağlayalım;

Bir tankı döverken resmedilmek.