Koalisyon Orucu Bozar mı Hocam?

Kışın ardından ilkbahar, ilkbaharın ardından seçim, seçimin ardından koalisyon gelirmiş. Sonra da Ramazan…

Koalisyon Orucu Bozar mı Hocam - İndigo Dergisi

Koalisyon

Son günlerin büyülü sözcüğü… Belki de seçimden daha ilgi çekicidir. Sadece siyasi çevreleri değil, zam ve kriz korkusu nedeniyle birebir vatandaşı ilgilendiren konu. Evde, iş yerinde ve bilumum mekânlarda gündemin padişahı… Sürprizlerle dolu bir seçimin ertesinde, gelinen son nokta; kim, kiminle, nerede, ne zaman? Muallakta kalan onlarca soru… Her zihinde bir tahmin furyası var. Bu durum kötü, lakin biz kötüye alışkınız ve kötünün iyisine şükretmeye… (Kahretsin)

Koalisyon, Kaf Dağı’nda yaşayan bir öcü, ondan hepimiz korkarız. O, aslında Kaf Dağı’nın kuzusu, ancak Türkiye’de en az Anguslar kadar eğreti durur.

Neden Korkarız?

Türkiye’de koalisyon, Nasreddin Hoca’nın göle çaldığı maya gibidir de o yüzden korkarız. Bu ülkede bu maya tutmuyor arkadaş, tutmuyor! Dünyada koalisyon ile yönetilen ülke yok mu? Var. Mesela İsrail var. Bu yıl, Mayıs ayının ilk haftası İsrail’de seçim olmuş, ardından Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi ile Yahudi Evi Partisi arasında anlaşma sağlanarak, koalisyon hükümeti kurulmuştu. Çiçeği burnunda İsrail, koalisyonu kurulalı neredeyse iki ay oldu. Görünüşe göre İsrail’de krizin ‘k’sı ya da zammın ‘z’ si yok. Bomba atıp, öldürmeye kaldıkları yerden devam ediyorlar. Her neyse, meselemiz İsrail değil, onun koalisyonu. Müreffeh yaşam orada koalisyondan sonra da devam ettiğine göre, koalisyon mayası İsrail’de tutmuş demek ki. Peki, bu işin sırrı ne?

İşin Sırrı

Şudur ki Netanyahu, hükümeti şu anki ortağıyla değil de diğer herhangi bir partiyle de kurabilirdi ve bu durumda İsrail’in siyaset gemisi yine batmadan yüzmeye devam ederdi. Neden mi? Çünkü orada partilerin değil, ülkenin bekası esastır. Ülke çıkarları, ideolojilerin çıkarlarından önceliklidir. Hoş, ülke çıkarları da İsrail’in en üst inanç ve ideolojisine (Siyonizm) göre şekillenir.

Şimdi gözünüzde, Türkiye’den tanıdık gelecek birkaç manzarayı canlandıralım. Koalisyonun bir çeşit evlilik olduğunu varsayalım. Mevcut partilerin her biri, ayrı ideolojileri benimsemiştir. Her birine parti yerine ideoloji dersek yanlış olmaz ve maalesef bizim ülkemizde, ideolojilerin evliliği İsrail’deki kadar kolay ve sancısız olamaz. Partiler adeta eş beğenmeyen kızlar gibi öyle değil mi? Her biri koalisyona kendi ideolojik çerçevesinden, daha doğrusu çıkar çerçevelerinden bakıyorlar. Dertleri ülkenin bekası değil! Eğer dertleri vatan ve vatandaş olsaydı, buğulu alanlar çoktan netleşir ve ülkenin faydası adına birlikte çalışmak için yarışırlardı. Sanki zorla evlendiriliyorlarmış gibi, gönülsüzler. Öte yandan yine iyi bilirsiniz ki mecburi evliliklerin ömrü de kısa oluyor. Ne dersiniz, ömür boyu aynı hükümete baş koyacak değiller de en azından diğer genel seçimlere kadar bu evlilik sürer mi?

Tahmin Furyası

Partiler, her ne kadar birbirine zıt ve uzlaşmaz görünseler de ortada bir bardak süt var, onu içmeden duramazlar. Hoş, içlerinden birinin daha önce ağzı yanmıştı. Şimdi “istemem, aman kalsın” dese de sanıyorum ki hem ağlarım, hem giderim de diyecektir. Merak etmeyin, sütü üfleyerek içer…

Silinenler

Bu başlığın altında, tek tek tüm partileri içeren, detaylı değerlendirmelere yer vermiştim. Ancak gerek seçim süreci, gerek öncesi ve gerekse sonrası olmak üzere tüm bu zaman dilimi, beni adeta tiksindirdi. Değil değerlendirme yapmak, isimlerini anmak bile midemi kaldırıyor. Çokları gibi bir partiyi takdis edip, geri kalanların canını cehenneme yollamak hastalığına saplanmış değilim. Aksine tüm partilerden ve yaptıkları düzeysiz siyasetten hoşlandığımı söyleyemem. Sebebi? Halkım… Bir alay yalancının insafına bırakılmış ülkem… Vatan sevgisinde samimi bir vatandaş, partizan hırslardan kurtularak, zümrelerin doğrularını birer put gibi yıkmalı! Ancak yurt severek ve her şartta onun çıkarına pozisyon alarak gerçekten vatansever olunur. Aksi halde tüm o fırkalar gibi kişi de zihinlerin ve bu mübarek toprakların istilacısı olur! Bu yüzden yukarıda bahsettiğim değerlendirmeleri silerek, yerine bu notu düşme gereği duyuyorum.

Sözün Özü

Partiler inceden inceye hesap yapadursun, benim naçizane mantığım ve de vicdanım şunu der: Eşyadan tartışan dünürler gibi, tüm partiler bir sebepten ayak sürüyor. Bu, millete yapılan bir kötülüktür. Halkımızın, oylarıyla meclise soktuğu ve temsil hakkı verdiği 550 kişilik orkestra, bu zamana kadar bir türlü uyum içerisinde tek nota çalamadı. (Vekil maaşları hariç) Şahsen bundan sonra da çalabileceklerinden şüpheliyim.


Bir diğer mevzu, koalisyona karşı adeta “vurun kahpeye” tavrının takınılması. Bilenler hadi neyse de koalisyonun ne olduğunu, artı ve eksilerini bilmeden fikir beyan edenler de var. Hazır Ramazan da geliyor, birileri Diyanet İşleri yetkililerine şu soruyu sorarsa hiç şaşırmayın:

Sahi, koalisyon orucu bozar mı hocam?

Hayali soruma, hayali Müftü olarak cevap vereyim: Koalisyon normal şartlarda orucu bozmaz. Öcü de değildir, felaket hiç değil. Ancak, hâlihazırda koalisyon kurmayı bile beceremeyen, kendi hırs ve ideolojilerinin esiri olmuş ve ülke ile vatandaşın endişelerini paylaşmayan bu partilerle, koalisyon kurulsa da korkarım ki istikrar orucu bozulacaktır.