Kefalet sözleşmesinde eşin rızası

Eşlerin evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları hesaba katmadan sırf arkadaş, ahbap hatırına imzaladıkları kefalet sözleşmelerinin yarattığı yıkımların açtığı kanayan yaralar toplumsal belleğimizde hale taptaze durmaktadır. Peki, kanun koyucu, mağdur olan eşlerin kefalet sözleşmesinden doğan zararlardan korunması amacıyla acaba bir önlem almış mıdır? Bu bağlamda, nasıl bir yasal düzenleme yapmıştır?

kefalet sözleşmesi eşin rızası kefil türk borçlar kanunu alacak borç yasal düzenleme

01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) onbeşinci bölümü kefalet sözleşmesi başlığını taşımakta olup anılan başlığın altında kefalet sözleşmesinin tanımı, koşulları, şekli, içeriği, hüküm ve sonuçları ile uygulama alanı düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesine ilişkin TBK’da en dikkat çeken madde, eski 616 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer almayan, yani sıfırdan düzenlenen 584. maddedir. Çünkü, Türk Hukuku’nda ilk defa bu madde ile ailenin ve bireyin korunması amacına hizmet edilmiş ve eşlerden her birine diğerinin herhangi bir borca kefil olması hususunda güvence hakkı tanınmıştır. Bu madde ile, evli bir kişinin kefil olabilmesi, diğer eşin yazılı rızasına bağlanmıştır.

Miras hukukunda saklı pay ve tenkis davası

Eşlerin, evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları, diğer eşin ve/veya çocukların ekonomik durumlarını hiç hesaba katmadan sırf arkadaş, ahbap hatırına, onların menfaatlerini ön planda tutup kendi ailesinin menfaatlerini ikinci plana itecek şekilde imzaladıkları kefalet sözleşmelerinin yarattığı yıkımların açtığı kanayan yaralar toplumsal belleğimizde hale taptaze durmaktadır.

Bu uğurda açılmış birçok boşanma davasının olduğu, birçok yuvanın yıkıldığı toplumun her kesiminin malumudur. Yukarıda anılan düzenlemeye göre; eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (TBK m 584/1).

Maddede belirtildiği üzere kefalet sözleşmesine taraf olan kişi, eğer evliyse, eşinin yazılı rızası olmadan yaptığı kefalet sözleşmesi, şekle aykırılıktan dolayı kesin hükümsüz olacaktır. Hemen belirtelim ki; bu yazılı rızanın resmi yazılı şekilde yani noter huzurunda yapılması şart olmayıp adi yazılı şekilde yapılması ve eşin imzasının da yazının altında bulunması yeterlidir.

Evli bir kişinin, kendisi adına taahhüde gireceği her hal, maddenin uygulama kapsamına girmektedir. Peki, kefalet sözleşmesi yapmak isteyen fakat eşinin buna rıza göstermeyeceğini bilen evli bir kişi, kendi adına kefalet taahhüdünde bulunmak için bir başka kişiye vekaletname verirse, yani o kişiyi vekil tayin ederse, bu hal için de eşinin rızası aranacak mıdır? Kanun koyucu, kötü niyetli eşlerin bir bakıma kanunu dolanmalarının önünü kesmek için, kefalet taahhüdünde bulunacak eşin kendisini vekille temsil ettirmesinde dahi diğer eşin rızasının şart olduğuna hükmetmiştir.

Facebook kayıtlarının delil niteliği

Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, eşin rızasının alınması şeklindeki emredici hükmün katı bir biçimde uygulanması, özellikle kredi temini konusunda sorun yaşayan ticari işletme sahiplerini ve ticaret şirket ortaklarını rahatsız etmiştir. Oluşan tepkilerin sayısındaki fazlalık nedeniyle, kanun koyucu, 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 77. maddesiyle 28.03.2013 tarihinde TBK m.584’e bir fıkra eklemiştir. Eklenen fıkra ile kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekmediği hallerin kapsamı genişletilmiştir.

Buna göre; ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızasının aranmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Burada dikkat edilecek husus, ek fıkrada sayılan kişilerin sadece iş hayatlarına yönelik ve şirketleri ya da ticari işletmelerin kredi sözleşmeleri için verecekleri kefalet taahhütleri bakımından eşin rızasının aranması koşulunun kaldırılmış olmasıdır. Anılan kişilerin, kendi özel hukuk alanında hüküm ve sonuç doğuracak, mesleki faaliyetleri ya da işletmeleri ile ilgili olmayan kefalet sözleşmeleri bakımından yine eşlerinin yazılı rızalarını almaları şartı geçerli olacaktır.

Sonuç olarak; eşin rızasının arandığı hallerde eş rıza vermemişse ya da eşten rıza alınmamışsa kefalet sözleşmesi şekil şartına aykırılıktan ötürü kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olacaktır. Bir başka deyişle, eşin rızasında eksiklik bulunan bir kefalet sözleşmesi, yapıldığı anda hükümsüzdür. Çünkü, eşin rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması kanunun emredici hükmünden ötürü şarttır.

PAYLAŞ
Önceki yazıFaşizmin Kökeni: Beyaz Bant
Sonraki yazıAk Troller Yarbay’ın Peşinde
Gülperi Eldeniz, 14 Haziran 1977’de Mersin’de doğdu. İçel Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Öğrenciliği esnasında çeşitli hukuk bürolarında çalıştı. 2007 yılında kendi hukuk bürosunu kurup serbest avukatlık yapmaya başladı. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ticaret hukuku alanındaki yüksek lisans programını tamamladıktan sonra aynı enstitü bünyesinde Medeni Hukuk-Borçlar Hukuku alanında doktora programına kaydoldu. Eldeniz, bir yandan serbest avukatlığa devam etmekte, diğer yandan da doktora çalışmalarında tez aşamasına eriştiğinden tezini yazmaktadır.