Türkiye’nin IŞİD ve PKK Operasyonları

Son günlerde Türkiye’nin PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlarının neden, nasıl ortaya çıktığını yazımızda ortaya koyup, siyasi tespitlerle durum değerlendirmesi yaparak süreci analiz etmeye çalışacağız.

Türkiye'nin IŞİD ve PKK Operasyonları

Türkiye’nin IŞİD ve PKK Operasyonları

Son günlerde olup bitenler PKK’nın şiddetli bir eylem içerisine girdiğini ortaya koyuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde silahlı eylemlerle etkisini daha da güçlendirmeye başladı… Bunun yanında yollarda araçları durdurup vatandaşlara örgüt propagandası yapıyor. Burada dikkatle üzerinde durulması gereken konu PKK’nın çözüm sürecinden önceki süreçten farklı eylem içerisinde olduğu ve eylemleri ile daha spesifik bir yöne evrildiğini görebiliyoruz.

Nedir bu spesifik durum? PKK’nın tarihsel süreci izlendiğinde, eylemleri beklenilmeyen bir anda Aktütün, Dağlıca gibi karakollara baskınlar yaparak askerlerimizi haince şehit ediyorlardı. Kimi zaman büyük gruplar halinde yapmış olduğu eylemler çok şiddetli; kimi zaman daha küçük gruplar halinde taciz ateşleri ile eylemlerini gerçekleştiriyorlardı.

Loading...

PKK’nın bugün izlemiş olduğu stratejisi ise tamamen farklı… Görüldüğü gibi bugün PKK şehirlere indi ve çatışma ortamını şehir içlerinde karşılıklı çatışmaya dönüştürdü. Bunu 1990’lı yıllarda nadiren görmüştük…

PKK’nın siyasi kanadı olarak ifade edilen HDP, 7 Haziran Genel Seçimleri’nden sonra sandıktan bu kadar güçlü çıkmışken Türk Milleti’nin gözünde eli kanlı terör örgütü diye nitelenen bu örgüt, ülkede neden bir çatışma ortamı oluşturur?

Burada aslına bakılırsa iki sebep var:

Birincisi, 20 Temmuz’da IŞİD’li olduğu iddia edilen kişinin Suruç’ta kendini patlatması sonrasında iktidar yöneticilerinin IŞİD ve PKK’ya yönelik başlatmış olduğu operasyonlar…

Tabi bu noktada olayların, 7 Haziran’dan sonra olması hakkındaki bazı görüşlerimi, öngörülerimi hukuki nedenlerden dolayı saklı tutuyorum…

İkincisi, HDP’nin öngörülmez yükselişi…

Birinci sebeple devam edelim… Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) siyasi iradeden aldığı emirle bundan yaklaşık bir ay önce IŞİD ve PKK terör örgütlerine yönelik eylemlerini artırdı. Başta Kandil, Avaşin olmak üzere birçok PKK kampları bombalandı.

Suruç’u gerçekleştiren bir IŞİD’li olduğu için onları da selamlamak gerekiyordu. Onlara da sınır dışında göz kırpıldı. Ancak daha sonra ne hikmetse IŞİD’in adı bir anda silindi ve silahlar PKK’ya çevrildi…

Ülkede bazı şeyler için bazı şeylerin olması gerekiyordu. Bahane de Suruç oldu…

Türk Milletinin Gazı Alınıyor…

Hatırlayın değerli okurlar, 2007 yılının Aralık ayında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, PKK kampları için “PKK kampları bizim için artık BBG evi gibi!” demişti. BBG evi gibi olan bu yerlere onca hava operasyonu yapılıyor, o kadar F-16 kalkıp iniyor; ancak bir tane üst yetkili PKK’lı ele geçirilemiyor, etkisiz hale getirilemiyordu! Murat Karayılan, Cemil Bayık, Bahoz Erdal gibi isimler sağ kurtulabiliyordu!

PKK’ya yönelik operasyonlarla, daha önceki yıllarda olduğu gibi bugün de ne yazık ki sadece ve sadece Türk Milletinin gazı alınıyor!..

IŞİD’e operasyonlar yapılıyor; sınır dışındaki bu operasyonların TSK tarafından “nokta operasyonlar” olduğu ifade ediliyor ama Suriye sınırımıza yüz metre mesafede IŞİD mevzi kazıyor, bu gruplara silahlı bir müdahalede bulunulmuyor!..

Türkiye'nin IŞİD ve PKK Operasyonları

IŞİD’e sınırlar içerinde ne yapıldı? Başta Ankara, İstanbul olmak üzere birçok operasyon yapıldı, birçok kişi gözaltına alındı. Buraya dikkat değerli okurlar! Ankara, Türkiye’nin başkenti ve en korunaklı şehri… Neden? Siyasi, askeri, emniyet birimlerinin merkezi… Böyle bir yerde istihbarat çalışmaz mı, örgüt üyelerinin bir araya gelinmesinden haber alınmaz mı?

Ankara’nın merkezi Hacı Bayram Mahallesi’nden Suriye’ye gitmek için IŞİD’e elaman temini yapılacak; MİT, Emniyet İstihbarat Dairesi’nin haberi olmayacak? Buna inanılabilir mi? Sonra da “Emniyet başarılı bir operasyon gerçekleştirdi?” diyeceksiniz… Gülüyorum!..

Hatırlarsanız Kobani, IŞİD’e yenilmek üzereyken Türkiye sınırlarından geçen PKK’ya yakın Peşmerge güçleri, Kobani’de IŞİD’e karşı savaştı. Türkiye de buraya askeri olmasa da Peşmerge’nin sınırlardan geçmesine izin vererek fiili bir yardımda bulundu ve böylece Kobani’nin düşmesi engellendi…

Yakın zamanda Türkiye, İncirlik üssünü ABD’ye açtı. Böylece ABD, Suriye’de IŞİD mevzilerini bombalarken diğer yandan da Suriye’de YPG güçlerine koridor açılmış oldu… YPG kimdir? Suriye’deki PYD’nin silahlı kanadı! Türkiye’de PKK ne ise, İran’daki PJAK ve Suriye’deki YPG de odur.Türkiye'nin IŞİD ve PKK Operasyonları

Bu konjonktürel ortamda Türkiye müttefiki ABD’ye destek vererek dolaylı olarak YPG’nin de yanında bulunmaktadır. YPG, Kobani’deyken PKK, 2014 Eylül ayında 400 civarında militanını Kobani’ye göndermemiş miydi? Türkiye yurt içinde ve sınırlar ötesinde PKK’yı vururken diğer yanda PKK’nın örgütsel silahlı adaşına dolaylı yardımda bulunmaktadır!..

Bu siyasal eylem, tezatlığı da içinde barındırmaktadır. PKK’ya yönelik eylemlerin 7 Haziran’dan sonra özellikle provokatif eylem niteliği taşıyan Suruç’tan sonra akıllara birçok soru getirmektedir.


Bu noktada PKK’ya yapılan operasyonların seçimlerden sonra olmasıyla “Neden seçimlerden sonra?!” sorusu bugün milletçe soruluyor ve sorgulanıyor…

İkinci sebebe geri dönecek olursak; PKK’nın eylemlerini şehir içinde ve şiddetle ortaya koymasının nedeni, güçlenen Kürt siyasal hareketi olan HDP’nin yükselişi diyebiliriz. HDP’nin güçlenmesi de PKK’nın, siyasal süreçte otorite kaybına neden olabilecektir. Bu yüzden “Biz buradayız!” mesajı vererek bu hareket içerinde Kürt halkının üzerinde meşruluğunu hakim kılmak ve tartışılmaz halde tutmak istemektedir.

Rakka ve Musul çerçevesinde ‘IŞİD’ ve PKK sorunu

 

PAYLAŞ
Önceki yazıZamanın Ruhu Kadında Gizlidir
Sonraki yazıAret Vartanyan ile Yaşam Atölyesi

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…