Martin Luther Türk: Bir rüyam var!

Bir rüyam var. Gün gelecek, üç küçük çocuğum, kimliklerindeki doğum yerlerine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

martin luther king türkiye versiyonu bir rüyam var bir hayalim var

ABD’de siyahların özgürlük mücadelesinde sembol olmuş olan Martin Luther King, takvimler bundan 52 yıl önce, 28 Ağustos 1963’ü gösterdiğinde o meşhur “I have a dream” (Bir Hayalim Var) konuşmasını yaklaşık 200 bin kişiye yapmıştı. 2013 yılında Martin Luther King’in konuşmasının 50. yıl kutlamalarına katılan siyahlar, “King’in hayali gerçekleşti ve geleceğe dönük umutlarımız ve hayallerimiz devam ediyor” dediler. Çünkü ezilen siyahlar 50 yıl sonra herkesle eşit yaşayabildikleri büyük Amerika’ya, dedelerinin vermiş oldukları emekler sonucu kavuşmuşlardı ve ülkelerinin başında kendileri gibi siyahi olan bir başkan vardı.

Fakat ben sizlere “I have a dream” konuşmasındaki insanları coşturan, mağdur olan halkların yeniden dirilişine büyük bir etken olan umuda, kendi topraklarımızdan baktıracağım. Martin Luther King, Türkiye’de herhangi bir şehirde (İzmir’de, Van’da, Sinop’ta, Hatay’da, Ankara’da, İstanbul’da) doğmuş ve büyümüş olsaydı, “I have a dream” konuşması nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Ya da siz düşünmeyin Anadolu’nun bağrından kopan Martin Luther Türk’e “Bir hayalim var” konuşmasını aynısından uyarlayarak Türk Martin Luther’in ağzından yazdım. Umarım bizim topraklarımızdan da bir Martin Luther çıkar ve tekvücûd olmamızı sağlar…

Bir hayalim var!

Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu ânın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir rüyam var benim. Türkiye rüyasına derinden kök salmış bir rüyadır bu.

Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. “Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.

Bir rüyam var!

Gün gelecek, eski mağdurların evlâtlarıyla eski zalimlerin evlâtları, Ağrı Dağı’nın yamaçlarında  kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir rüyam var. Gün gelecek, Doğu ve Güneydoğu bölgesi bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o bölgeler bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir rüyam var. Gün gelecek, üç küçük çocuğum, kimliklerindeki doğum yerlerine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bugün bir rüyam var benim!

Bir rüyam var. Gün gelecek, Doğu ve Güneydoğu bölgeleri, valilerinin ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o bölgeler, küçük Türk oğlanlarla küçük Kürt kızların, küçük Kürt oğlanlar ve küçük Türk kızların el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek.

Bugün bir rüyam var benim!

Bir rüyam var. Gün gelecek, bütün vadiler yükselip bütün tepeler ve dağlar alçalacak, engebeli yerler düzlük yapılıp, girintilerle çıkıntılar düzleşecek ve Allah’ın şanı yeryüzüne inecek, bütün canlar hep birlikte görecek onu.

Bizim umudumuzdur bu. Güneye dönüşümde içimde taşıyacağım inançtır. İşte bu inanç sayesinde umutsuzluk dağını yontup bir umut anıtı yaratacağız. Ulusumuzu saran âhenksiz  bağırtıları, bu inanç sayesinde güzel bir kardeşlik senfonisine dönüştüreceğiz. Bu inanç sayesinde bir gün özgür olacağımızı bilerek hep beraber çalışacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek, özgürlük için hep beraber ayağa kalkacağız.

İşte o gün Yüce Allah’ın bütün kulları, yepyeni bir anlamla söyleyecekler bu ilâhîyi:

Benim ülkem, senin ülken

Özgürlüğün güzel yurdu,

İşte söylüyorum sana:

Atalarımın öldüğü toprak burası,

Şehitlerin gururu olan toprak,

Her bir dağın yamacından,

Özgürlük yankılanacak.

Ve eğer büyük bir ulus olacaksa Türkiye, bunun gerçekleşmesi şarttır. Öyleyse Erciyes’in dev tepelerinden yankılansın özgürlük. Erzurum’un ulu dağlarından özgürlük yankılansın…

Her bir dağın yamacından yankılansın özgürlük.

Özgürlüğün yankılanmasını sağladığımızda, her kasabadan ve köyden, her bölgeden ve kentten özgürlüğün yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün Allah’ın bütün kulları, başörtülüler ve başı açıklar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Ezidiler el ele tutuşup Türkiye’nin eski bir ezgisini söyleyecekler:


Sonunda özgürüz! Sonunda özgürüz!

Şükürler olsun Ya Rabbim!

Sonunda hepimiz özgürüz!…


Devrimin sönmez ateşi: Ernesto Che Guevara