Yaratılışın özü: Varlıksal çekim alanı

Kainatta her makro varlık kendi etrafında, çekim alanında olduğunun etrafında, ve en büyük çekim alanının olduğu, bağlı bulunduğu varlık etrafında döner.

varlıksal kutupsal çekim alanı dünya gezegen

Kainatta her mikro varlık, atom ve atomaltı partiküller, en güçlü olan çekim alanında oldukları çekirdek etrafında ve kendi etraflarında dönerler.

İnsan, makro ve mikro kainatın tam ortasında yer alır ve onun da bir yörüngesi vardır; ancak bunu gözle göremez.

Loading...

Her insanın yay genişliğinde bir yörüngesi vardır, tam tur döner, döngüyü tamamladığında, yine başa döner ve yine döner. Her dönüş bir farkındalık sıçraması yaratır.

Her insan, çekim alanına dahil olduğu güçlü çekim alanın etrafında döner.

Ve dahil olduğu dünya ile birlikte, güneşin etrafında ve galaksinin etrafında döner.

Önemli olan husus, insanın çekim alanına girdiği “şey”lerdir, “varlık”lardır.

O şeyler, zahiri ben, görünen maddesel varlıklar ise, dünyasal madde çekim alanındadır.

“Kör karanlık zindanlarda, balçıktan başka bir şeyi olmayan kör karanlık kuyularda da olsa, insanın kendi ışığı yol gösterici, azmi ve imanı sağlam zemini olur, yeter ona…

Galip gelecek olan yine kendisidir, kendisine karşı, sıkı sıkıya tutunmakta olduğu zahiri Ben’i bırakıp, onu tutmaya başladığında.” (KA’yıb)

Ve tüm dönüşü, zahiri ben odaklıdır. Zahiri ben odaklanmasından özgürleştiği ve ruhsal ile maddesel ortaklaşa alanı dengelediği sürece ise, zahiri ben kontrol edilir Gerçek Ben’in ışığı fark edilir.

Gerçek Ben’e dönüş ise o kişinin insani kamil olduğu durumu gösterir. Bu ulaşılacak insani boyuttaki en zengin, en ulvi, en Rabbi’ne yakın olduğu durumdur.

Sonunda tüm dönüşler Asl’ınadır ve sonra O’nadır.

İnsan ölür, madde bedeni aslına döner yani toprağa, topraktır ve toprağa döner. Maddedir ve maddeye döner. Ruh bedeni ise yine aslına döner ve sonsuzluğa doğru yol almaya devam eder. Ruh sonsuzlukta seyr ederken, madde kainatında tutsaktır aynı zamanda. Fakat hiçkimse, bunun nedenini, amacını kavrayamaz. Neden hem sonsuzlukta hem de aynı anda madde bedeninde tutsak olduğunun idrakine varamaz. Düşünen ve akıl sahibi olan hiçbir mahlukat bunu kavrayamaz. Bunun bilgisi ancak varlıkları yaratandadır.

“Bu benim dünyam, perspektifinden baktığım. Koca bir kainatı kapsarım.

O senin dünyan, perspektifinden baktığın. Koca bir kainatı kapsadığın.

Alanları birbirine çakışmayan, birbirine öğreti olan, her biri özgür irade ile salınan.

Birbirine değmeyen, sevgiyle dönen, varlığı kabul edilen.

Her biri kendi yörüngesinde, İlahi Nurun çekim alanında ilerleyen, terbiye edilen, terbiye olan.

Tüm dönüşleri yalnız O’na olan.” (KA’yıb)

Ancak tüm dönüşler O’na gerçekleşmeden, yaşarken yörüngemizi zahiri benden, Gerçek Ben’e yöneltmemiz, sıçrama yaratmamız, Rabbi tanımamız ve yüzümüzü O’na dönmemiz en ulvi durumu yaratacaktır.

Dimdik ayakta Elif gibi, alnımız ve tüm uzuvlarımız yerde hiçlenerek secde etmemiz Mim gibi. Bakışlarımız yön değiştirmeden, sapmadan, gönül gözümüzün gördüğünü yalanlamadan, yalan ifşa etmeden, bulunduğumuz yer ile Rab(Yüksek Benlik) arasında yörüngemizin yay uzunluğu en yakın mesafede iken insani kamile en yakın noktada, dosdoğru olmak.

Yörüngemizi ve dönüşümüzü Rabbin, yüksek benliğin, ruhsal idare merkezinin hangi adla olduğu değil, içindeki sesin ne dediği önemli olan O’nun çekim alanına, Gerçek Ben’e, O’nun huzuruna ve Nuruna, ışığına yönelterek.

İnsan hakikattendir, ancak asla Hakikatin ta kendisi değildir.

Hakikatedir dönüşü, hakikattendir, ama asla Hakikatin ta kendisi değildir.


“Başını kaldırıp baktığında, emin olduğun şey, sadece iki nokta arasında kalan satıhtır. Hala onu kainat görüyorsan yanılgıdasın.

Sadece gördüğü şeylere sonsuzca itimat eden, kalbinin ve vicdanın sesini perdeleyenlerdir. Zaten perdeler arkasındayım, bir perde de fütursuzca aklımdan olması niye?” (KA’yıb)

Forbes Testi: Doğum tarihimizin kişiliğimize ve ilişkilerimize etkileri