Gökdelenler kentine doğru sürüklenen İstanbul

İstanbul, bütün yapısıyla dünyanın en seçkin şehirlerden biri. Hatırlarsınız Dubai Towers sırf bu seçkinliğin bilincinde olduğu için şehri modernlik vasfı adı altında bir Arap kenti haline getirmek istemişti. Ellerimize sıkıştırılan bolca para ile ‘haydi gidin bununla oyalanın’ denilerek yurtlarımızdan, şehrimizden resmen kovuluyoruz.

istanbul gokdelenleri

Gökdelenler kentine doğru sürüklenen İstanbul

Etrafımıza şöyle bir baktığımızda, her tarafı kuşatan yüksek kuleler ile beraber nice kan emici kılıklı firmaların yapacağı yatırımların tabelalarını görüyoruz. Onlar kendi tabiriyle, şehre yüksek kuleler inşa ederek, İstanbul’u kozmik bir dünya kenti pozisyonuna getirecek.

İyi de İstanbul’un böyle projelere ihtiyacı var mı? Bu projelerin kendisine ve bizlere getirisi ve götürüsü ne olacak?

İstanbul dünyadaki rant zenginlerinin mimarlık gösterisi yaptığı bir şehir mi olmalı?

Henüz depreme dayanıklılığı konusunda kesin bir veriye sahip olmayan bu şehir, böyle bir projeyi kaldırabilecek alt yapıya sahip mi? Kesinlikle hayır!..

Durum böyleyken, şehre kuleler dikmek gibi bir girişimin olması hem saçma, hem de mantığa aykırı.

istanbul gokdelenler sehri gökdelenler levent

İstanbul’un kültürel mirası gökdelenler ile yok ediliyor

Ayrıca; İstanbul’a gerekli olan şey; müzelerin, tarihi eserlerin yenilenmesi ve şehirdeki boşlukların doldurulabilmesidir. Böyle bir yeniliği gündeme sunup, şehri kendi kültürel mirasımızla dünyaya tanıtmak eminim kulağa daha hoş gelecektir. Kuleler dikmek orada kalsın, gelin bizler hep birlikte bu projenin yerine şehrin depreme karşı güvenilirliğini artıralım.

Malum dünkü kayıplarımızın acısı hala çok sıcak ve yarını net olmayan bir hayatta, onu net gibi yaşamaya çalışıp da kendimizi ateşe atmak niye?

Hem siyasi olarak düşündüğümüzde gökdelenler yükseldiği zaman; belediyelerde, kamu kurumlarında altyapılar yenilenecek, yatırımcıların ise bu yatırımlarda pek bir katkısı olmayacaktır. Hele de altyapıya kimlerin yerleştirildiği ya da yerleştirileceği kuşkulu bir muamma iken… Etrafımıza baktığımızda o yerleşmiş kimliklerin varlığının kimleri doyurup, kimleri yoksun bıraktığı da pekala ortada…

istanbul araplaşıyor mu gökdelenler burj dubai tower

İstanbul Araplaşıyor mu?

Bildiğiniz üzere; İstanbul bütün yapısıyla dünyaca seçkin şehirlerden bir tanesidir. Hatırlarsınız Dubai Towers sırf bu seçkinliğin bilincinde olduğu için şehri modernlik vasfı adı altında bir Arap kenti haline getirmek istemişti ve şu an geliyor mu evet geliyor da. Bizlerin ise ellerine sıkıştırılan bolca para, ‘haydi gidin bununla oyalanın’ denilerek yurtlarımızdan, şehrimizden resmen kovuluyoruz. Evet meblağ büyük ama o meblağı yatırıma çevirecek bir kurulum olmadıktan sonra, hayata geçirmek ne denli kulağa samimi gelebilir ki… Senin oturmadığın ve bizlerin oturamayacağı yerlerin tapusu ve oturma izninin ise kimlere verildiğini ise ayrıca sorgulamak lazım, öyle değil mi?

Hadi bakalım, önceleri tapu izni yokken yabancılara satılıyordu. Şimdi tapu yerleşim izinleri de var. Bugün onlar misafir gibi görünse de, vakti günü geldiğinde bizler misafir olacağız, hatta belki de olamayacağız. Onlarsa konut sahibi olacaklar.

istanbul galata kulesi manzara gokdelenler

1453’te akılla, güçle, kılıçla alınan bu şehir gibi nice şehirlerimiz maalesef ki kibarca borçlandırılmış bir şekilde onlara verilecek.

Evet doğru duydunuz, borçlandırılmış şekilde!.. Eskiden, paranı biriktirir ev alırdın. Şimdi konut kredileri ile bir ömrünü borçlandırıyor insan. Ömür bitiyor da borç bitmiyor, geriye ise hem akıl sağlığını, hem de maddi varlığını kaybetmiş bir toplum kalıyor. Müteahhitler, inşaat firmaları ne güzel de bankalarla ortak bir şekilde çalışıp da, her birinin hizmeti aynı kanala gidiyor.

Ama şunu bilmeliyiz ki; varlığıyla İstanbul’un üzerine basıp, onu benliğinden kopartan gökdelenler çoğaldıkça; kültürel mirasımız yavaş yavaş yok olup, ortaya üzücü bir manzara çıkacaktır. Türkiye’ye gelince, o da ileride kapanması zor derin yaralarla yüz yüze kalacaktır.

Bir defa soralım biz İstanbul’a; sen ne istiyorsun diye…

Cevabı: Gönlümdeki çukurları kapatmak isterim. Özümü isterim. Kalbimin onarılmasını, yaralarımın sarılmasını isterim. Kendi benliğimin yenilenerek, ruhumun taze kalmasını…

Durum böyleyken;

Gökdelenler dikmek faydasız… İçimizde bunca çukurlar varken gökdelenler ile göklere yükselmek faydasız…

Bizler özümüzü mamur etmedikçe, kalbimizi onarmadıkça hiçbir zaman bunlarla teselli bulamayacağız…

şehri istanbul gökdelenler gün batımı

Nerede kanatlarına takıldığım martılar?
Gökyüzüne sakladığım mavi dalga nerede?
Bakardı ıslak ıslak yüreğime tarihim
Tarihimi yüreğime yazdığım gün nerede?
Gül yüzlü gecelerin gelir mi bir kez daha?
Batar mı gün geçmeden düşmanımın ateşi?
Allah Allah sedasıyla sarsılan duvarlarım
İnler mi bir kez daha ‘haydi beni al’ diye?

İlgili yazılar

Kalkedonya’nın Direnen Şovalyeleri

Galataport: Salıpazarı Liman Projesi Kandırmacası


İstanbul Kuzey Ormanları’nın Dönüşüm İle Mücadelesi

Ne Senle Ne De Sensiz İstanbul

İstanbul’un Arka Sokak Mekanları