Gece yeme sendromu ve tedavisi

Gece yeme sendromu yaşayan kişilerde gece yemelerinin altında uyku bozuklukları veya uykuda nefes durması gibi hastalıklar olabilir. Bu nedenle gece çok atıştıran ve uykudan uyanıp buzdolabına koşan kişilerde uyku bozuklukları ve uyku apnesi hastalığı olup olmadığı bir uyku laboratuarında araştırılmalıdır.

gece yeme sendromu-dr.metin özata

Prof. Dr. Metin Özata ile gece yeme sendromu hakkında röportajımıza devam ediyoruz…

Röportaj: Prof. Dr. Metin Özata

Geceleri aşırı yemek yeme ülkemizde sık karşılaşılan bir durum. Bunun nedeni nedir?

Biz buna Gece yeme sendromu diyoruz. Bu durum bir günde yenen gıdaların en azından %25-50’sini akşam yemeği ile ertesi sabah arasında geçen sürede yenmesi durumudur.  

Bu kişilerde sabah kahvaltı yapma isteği veya iştah yoktur. Diğer önemli bir özellik ise uykuya dalmakta zorluk çekmeleridir.  Bu kişiler gece uykudan uyanır ve buzdolabına koşarak kontrolsüz bir şekilde aşırı yemek yerler.  Gece yeme durumu sıklıkla stresli kişilerde görülür ve şişmanlığa neden olur. Şişman kişilerin önemli bir kısmında gece yeme durumu vardır. Gece yeme sendromu olan kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol hormonu ve beyinden salgılanan CRH hormonunun salgılanmasında ve strese verdikleri cevapta anormallik vardır.

Gece yemelerinin altında uyku bozuklukları veya uykuda nefes durması gibi hastalıklar olabilir. Bu nedenle gece çok atıştıran ve uykudan uyanıp buzdolabına koşan kişilerde uyku bozuklukları ve uyku apnesi hastalığı olup olmadığı bir uyku laboratuarında araştırılmalıdır.

Bu kişilerin çoğu gece yeterli uyku uyuyamadıkları için gündüzleri uyuklar vaziyette dolaşırlar. Sabahları ise sersemlemiş bir vaziyette uyanırlar ve çok öfkeli olurlar.

Gece yeme sendromunun tedavisi için  psikoterapi,  kas gevşeme eğitimleri, egzersiz yapmak ve bazı ilaçların (topiramate, selektif serotonin reuptake inhibitörleri gibi) faydalı olduğu ortaya konmuştur. Gece yemelerini azaltmak için şeker yükü fazla olan reçel, bal, şeker, beyaz ekmek, patates püresi, beyaz pirinç pilavı gibi gıdalar almamalı, egzersiz yapılmalı, gece saat  22.00’de yatmalı ve stres yaratan etkenlerden uzak durulmalıdır.

Nadir de olsa tıkanırcasına yemek yiyenler oluyor. Bunun nedeni nedir?

Tıkanırcasına yemek yeme (Binge eating)  bir psikiyatrik hastalıktır. Kontrol edilemeyen aşırı yemek yeme nöbetleri vardır. Şişmanların %1.3-30.1’inde tıkanırcasına yemek yeme durumu vardır. İlginç olanı tıkanırcasına yeme sıklığının şişmanlığın derecesi artıkça artmasıdır. Bu kişilerde sıklıkla depresyon belirtileri vardır ve yeme nöbetleri çoğunlukla gece ortaya çıkar.

Yeme nöbetlerinin iki özelliği vardır:

  1. Belirli bir zaman içinde (örneğin 2 saat içinde) başka kişilere nazaran aynı şartlarda daha çok yemek yemek.
  2. Bu nöbetler sırasında aşırı yemek yemeyi kontrol edememek.

Bu hastalar aşırı yeme durumundan sıkıntı duyarlar ve pişman olurlar. Tıkanırcasına yemek yeme hastalığının teşhisi için kişinin  haftada en az iki kez yeme nöbeti yaşaması ve bunu en az altı ay sürdürmesi gerekir. Çoğu kişi tedavi olmadan düzelebilirse de bu kişilerin çoğunda aşırı kilo alma gözlenir. Bu tür yeme nöbetleri olan kişiler bir psikolog veya psikiyatri uzmanından yardım almalıdırlar.

Yemek yeme olayının başlamasını neler etkiliyor? Bunu kontrol imkanımız var mıdır?

Günlük yaşantımızda bize basit gibi gelen yemek yemeye başlama ve doygunluk hissi duyarak yemeği kesmemiz, aslında üzerinde uzun yıllardır araştırma yapılan ve hâlâ önemli bir kısmı tam anlamıyla bilinmeyen bir olaydır.  Bu nedenle bilim adamları iştahın nasıl düzenlendiğini çözmek için uğraşmaktadırlar.

Yemeğe başlamada öğrenilmiş davranışlar, vücuttan gelen uyarılar, psikolojik etkiler, gıdanın  örümü, kokusu, lezzeti, sosyal ortam ve çevre değişiklikleri de etkindir.  İnsanlar açlık hissi duymadan da yemek yemektedirler. Aslında yemeye başlamamız,  daha çok öğrenilmiş bir olaydır.  Yemeğin sonlandırılması ise hormonlarla sağlanır. Yemek yedikten sonra midenin şişerek gerilmesi ve bağırsaklardan salgılanan hormonlar doygunluk hissi yaratarak yemeği sonlandırırlar. Alınan gıdanın içeriği de tokluk hissinde etkili olur. Proteinler daha fazla tokluk hissi verirken, yağlar fazla doygunluk sağlamaz. Tersine, yemeğin yağlı olması,  yemeğin tadını artırarak daha fazla yemek yenmesine yol açar.  Posalı gıdalar da kişileri daha fazla tok tutar.

Gıda alımının başlaması, devam etmesi ve sonlandırılması vücudumuzdan beynimize gelen bazı uyarıların etkisiyle olur. Bu sinyal veya uyarılardan en önemlileri yemek yenince kanda artan insülin hormonu ve yağ dokularından salgılanan leptin hormonudur.  Ayrıca mide ve bağırsaklardan salgılanan bazı hormonların beyine etki etmesi de önemli rol oynar.

Kandaki şeker düzeyinde geçici bir azalma, beyindeki bazı bölgeleri harekete geçirerek yeme davranışını başlatmaktadır.  Ancak kandaki şeker düşüklüğünün beyin tarafından nasıl saptandığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Tüm bu sinyallerin karmaşık etkisiyle gıda alımında düzenleme ve böylece yeme davranışı oluşur.  Bu sinyallerdeki küçük bir hata, aşırı beslenmeye yol açarak kilo alınmasına neden olmaktadır.

Beynimizin hipotalamus bölgesinde, iştahın düzenlenmesinde rol alan hormonlar daha yeni ortaya çıkarılabilmiştir, ancak her geçen gün bu bölgeden salgılanan yeni bir hormon saptanmaktadır.  Bu bilimsel çalışmalarla iştahın düzenlenmesinde beynin rolü daha iyi anlaşılmış ve şişmanlık tedavisi için yeni ilaçlar geliştirme olanağı doğmuştur.

Değerli hocamız Prof. Dr. Metin Özata’ya verdiği yararlı bilgiler için teşekkür ederiz.

İlgili yazılar

Şişmanlık ve Türkiye’nin Obezite gerçeği


Gebelik ve menopozda kilo alımı

Obezite: Anoreksiya’yı yense de kanseri yenemiyor