Ofis çalışma masanız sağlığınızı riske sokmasın

Mesailerinin büyük bir bölümünü masa başında geçiren ofis çalışanları sıklıkla nedeni belirsiz ağrılardan şikayet ederler. Birçokları da nedenini bilmediği bu ağrıların tedavisini ertelerler. Günlük yaşamda yaptığımız ters hareketler, eski kırıklar, bilgisayar karşısında yanlış oturmak gibi birçok farklı neden ofis çalışanlarının yaşadığı bu ağrılara sebep olabilir.

Ofis çalışma masanız sağlığınızı riske sokmasın

Ortopedi ve Travmatoloji / El Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Gökçe masa başı hastalığı olarak tanımlanan bu problem hakkında görüşlerini paylaştı.

Özellikle ofis çalışanlarının hayatlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri çalışma masaları, zamanla iskelet ve kas sistemi üzerinde etkisini gösterebiliyor. Ofis çalışanlarının sıklıkla karşılaştığı boyun, ense, sırt ağrıları ise ortopedik açıdan fonksiyonel veya yapısal olarak iki ayrı grup altında değerlendirebiliyor. Zamanla kendini gösteren ağrılar, sağlıklı bir çalışma alanı yaratmanız için vücudun gönderdiği sinyaller olarak düşünülebilir. Ancak bu ağrıların süresi ve şiddeti giderek yükselebiliyor. Masa başı çalışmasının sağlığımız üzerindeki etkisini değerlendiren Prof. Dr. Alper Gökçe, “Ağrıların hastalık olarak adlandırılmasında, ağrının süresi, eşlik ettiği kollarda uyuşma yanma ve karıncalanma gibi diğer bulguların varlığı dikkate alınmalıdır. Boyun ağrıları romatizma, enfeksiyon, eğrilik ve fıtık gibi hastalıkların belirtisi olabilir. Kemik dokunun yanı sıra kaslarda gerilime bağlı ağrılar da görülebilmektedir. Kafa içinden kaynaklanan ve enseye yayılan nörolojik tablolar da bu sahada ağrı sebebi olarak karşımıza çıkar.” diyor.


Ağrının çoğu zaman hastayı hekime taşıyan ilk bulgu olduğunu belirten Gökçe, eğrilikler, başta düzleşme olmak üzere çeşitli şekil bozukluklarının da şikayetlere eşlik ettiğine dikkat çekiyor. Ofis çalışanlarının en rahat, en üretken halde çalışabilmesi için, masa başı çalışmalarının ergonomik açıdan incelenmiş ve standartları belirlenmiş bir husus olduğunu belirten Prof. Dr. Alper Gökçe, bilgisayar monitörlerinin konumlanışından oturuş biçimlerine kadar masa başında geçirilen mesaide dikkat edilmesi gerekenlere yönelik şunları söylüyor;

Monitörü doğru bir şekilde yerleştirin

Sinir sistemi kafa içerisindeki merkezi ile vücudun diğer kesimleri arasındaki bağlantıyı omurilik aracılığıyla sağlar. Boyun yapısındaki şekil değişiklikleri sinirlerin konumu ve kan dolaşımı üzerine dolaylı etki yapmaktadırlar. Bu nedenle başta ekranlar olmak üzere ofiste çalışılan dokümanlara görsel erişimde boyna verilen pozisyon değerlidir.

Monitörler, tüm bilgisayarların ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen yanlış yerleştirildiği zamanlarda kullanıcısını alışılmışın dışında pozisyonlarda çalışmaya zorlayabilir. Kötü konumlanmalarda sıklıkla çenenin yukarıya doğru meylettiği, baş ve üst gövdenin ileriye uzandığı pozisyon karşımıza çıkar. Zorlu çalışma pozisyonlarında önemli ölçüde çalışanın rahatsızlık hissetmesi ve iş ile ilgili kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına potansiyel teşkil eder. Monitörün diğer olumsuz etkileri ise göz tahrişi, bulanık görme, gözlerde yorgunluk, kuruma, yanma ve baş ağrısı olarak sayılabilir.

Duruş bozukluklarından kaynaklanan rahatsızlık ve bunun sonucunda ortaya çıkan ağrıları sadece monitöre bağlamak doğru olmasa da ideal konumlamayı bir kez daha hatırlamalıyız.

Görüş mesafesi: Gözden hayali olarak yere paralel çizilen çizgi ile ekran üst yüzeyi arasında 40-70 cm mesafe olmalıdır.


Görüş açısı: Ekran, göz hizasının 15-30 derece alt kısmını kapsamalıdır. Kullanıcın başı ekranın tam ortasına denk gelmeli; gözler her iki yanda 30’ar toplamda 60 derecelik bir açıyı süpürüyor olmalıdır. Ekran konumu dışında, kişinin masa başındaki şahsi konumlanması da boyun ve ense ağrılarına neden olabilir.

İdeal konumlama: Öncelikle masada dik oturulmalıdır. Yazı yazarken kollar yere mümkün olduğunca paralel olmalıdır. Dirsekler gövdenin yan tarafında, gövde dik, bacaklar zemine paralel olan duran ayaklar üzerinde şekilde olmalıdır. Sürekli aynı tarafa boynu döndürmek veya her iki yana boynu sürekli hareket ettirmek kasların ve bağların esnekliği üzerindeki olumsuz etmenlerdir. Bazı hastalarda tekrarlayan olumsuz şartlar ve / veya yetersiz oturma alışkanlıkları sayesinde baş, boyun ve omuzlarda şekil bozukluğu gelişebilir.

Kısa molalar vermeyi ve egzersizleri ihmal etmeyin

Boynun geriye doğru olan eğimi lordoz kavsinin kaybolarak ensede düzleşme ile başlayan süreç zamanla omurların arasındaki disk yapılarına sirayet eder. Bu durum boyun fıtığına kadar uzanabilir. Öte yandan ensede yer alan ve faset eklem adı verilen eklemlerde de dejeneratif değişiklikler ofiste yapılan basit hataların meslek rahatsızlığı olarak karşımıza çıkmasına neden olur.

Ağrı ve kişinin ense civarında yaşadığı gerginliklerde, hekime başvurarak tanı konması sağlanarak tedavi planlanmalıdır. Fonksiyonel bozukluklarda ise ortam düzenlenmesinin yanı sıra belli zaman dilimlerinde kişi ara vererek boyun egzersizleri yaparak boyun ve omuzun hareketlerine izin vermelidir.

İlgili yazılar

Çalışma hayatı: Çalışmayan yemek yiyemez mi?


Çalışan anne babaya yarı zamanlı çalışma hakkı


İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.