Uzaylı X’in Dünya gezegenindeki teşhir macerası

Dünya bu değil, dünya bu olmamalı, dünya bu olamaz… Uzaylı X’in dedesinin  anlattığına göre ‘insanlık’ çok ayrı bir kavramdı, fakat böyle bir kavram değildi. Uzaylı X, Ndrx – 87 gezegeninin bir cehennemi olsaydı büyük ihtimalle orası Dünya olurdu diye düşündü.

Uzaylı X'in Dünya gezegenindeki teşhir macerası
Fotoğraf: Dilan BOZYEL – Multitap

Türkiye’nin bu apaçık ve teşhirci vadisinde anlatılanların hayal ürünü olmasını isterdik ama üzülerek söylüyoruz ki hepsi gerçek…

Atmosfere giriş yapan UFO’sundan, Türkiye’nin hava sahasına giren Uzaylı X’in gözüne ”Teşhirci Olmayan Giremez!” diye bir tabela ilişir. İlk başlarda anlam veremez Uzaylı X bu tabelaya, ‘teşhir‘ ne demek? ‘Teşhirci‘ kime denir? Kafasında tüm bu sorularla düşünüp dururken aklına Türk Dil Kurumu gelir ve elindeki akıllı telefon ile TDK’nın internet sitesine girer ve ‘teşhir’in kelime anlamına bakar. Kelimenin anlamı ile alakalı olarak da şu sonuçla karşılaşır:

Teşhir:  1. Gösterme. 2. Sergileme. 3. Herkese duyurma, dile düşürme. 4. Bir hükümlüyü ceza olarak halka gösterme

Uzaylı X, bu anlamlarla tam olarak ne kastedildiğini yine anlamaz ve teşhirle alakalı saha çalışması için tedbil – i kıyafet yaparak halkın arasına karışmaya karar verir. Üzerine ne giyeceğini biraz düşünür ve soluğu hemen bir AVM’de alır. Bu ülkede yaşayan insanların sosyal medya hesaplarına biraz göz gezdirdiğinde en çok hangi markalı kıyafetlerin giyildiğine bakar ve herkesin giyinerek markasını gösterdiği elbiselerden kendisi de giyinerek yola çıkar. Bu sırada aklına, markalı kıyafetlerin gelmiş olduğu Ndrx – 87 gezegenine göre çok pahalı olduğunu getirir. Ancak yapacak da bir şey yoktur, zira ”tedbil – i kıyafet tebdil – i karakterden daha az zarar getiricidir” der.

Uzaylı X’imiz daha sonra kısa bir gezinti yaparak bu teşhir olayının dünyada ne derinlikte olduğunu anlamak için araştırmasına devam etmede karar kılar. Karşısına çıkan ilk kırtasiyeden bir not defteri ve kalem alarak yola koyulur. Tüm turistlerin merak ettiği Sultanahmet Meydanı’ndan gezintisine başlar. Bir büfenin önünden geçerken gözüne gazetelikteki gazeteler ilişir. Düşüncelerini yazdığı için hapse giren bir adamın fotoğrafının altında gazetelerin ‘alçak, hain, vay şerefsiz’ başlıklarını attığını, tek tük gazetelerin ise onun ‘hapse girmesinin tek sebebinin kalemini kullanmak olduğunu’ yazdığını görür. Bunun üzerine yapacağı teşhir araştırması için notlar almak isteyen Uzaylı X, cebindeki not defteri ve kalemini hemencecik en yakındaki çöp kovasına atar.

Dünya bu olamaz!

Tam da o esnada bir bomba patlar ve Uzaylı X, şok dalgasının etkisiyle yere kapaklanır. Kafasını kaldırdığında bombanın biraz önce yanından geçtiği turist kafilesinin içerisinde patladığının farkına varır. ‘Dünya bu olamaz‘ der kısık bir sesle. Zira böyle şiddetli patlamalar Uzaylı X’in geldiği Ndrx – 87 gezegeninde bile olmuyordu. Birbirini öldürmek için yapılan bunca şey ise ona tek bir sonucu gösteriyordu : İnsanlığın bittiğini…

Uzaylı X, hemen notunu aldı (aklına) ve ayağa kalkarak üzerindeki marka kıyafetleri eliyle sildi. Patlamanın olduğu yere gittiğinde ortalığın kan gölüne döndüğünü gördü. Parçalanmış ceset parçaları sağa sola dağılmıştı. Olayın canlı bombadan kaynaklandığını çevredekilerden öğrenmişti uzaylımız. Fakat o esnada dikkati çeken başka bir şey vardı. Çevredeki insanlar ellerindeki telefonlara sarılmış ve patlama sonrası yaralı insanlara yardım etmek yerine fotoğraf çekmeye başlamışlardı. Uzaylı X’in dedesinin  anlattığına göre ‘insanlık’ çok ayrı bir kavramdı, fakat böyle bir kavram değildi. Uzaylı X, Ndrx – 87 gezegeninin bir cehennemi olsaydı büyük ihtimalle orası Dünya olurdu diye düşündü. Ndrx – 87 gezegeninde uzaylılar birbirini çok seviyordu. Hatta çocukların sevgiyi öğrenebilmeleri için anlatılan hikayeler genellikle Dünya’dan hikayeler olurdu ancak Dünya’nın içler acısı halini görünce hikayelere olan inancını da yitirdi Uzaylı X…

Araştırmasına devam etmek üzere yola koyulan Uzaylımız, aklı daha da karışmış bir vaziyette yoluna devam eder ve  İstanbul’un arka sokaklarında gezintisini sürdürmeye karar verir. Şehrin gettolarında içler acısı bir vaziyette olan çöpleri karıştırarak yiyecek arayan mülteci çocukları görünce robotik devrelerinde cızırdamalar meydana gelir. Bu hissin insanlarda ‘boğaza bir yumruk oturması’ ile benzer olduğunu anlatmıştı dedesi bir zamanlar. O ise bazı şeylerin tarifinin anlatılanlardan çok farklı olduğuna kanaat getirmiştir artık.  ”Anlatılanlardan çok farklıdır bazı duygular, yaşamak lazım, yaşamak lazım, illa ki yaşamak lazım” der.

İnsanların çöplerini attığı kutunun içerisinde taze bir salatalık bulan çocuğun gözündeki ışık, bilmem kaç ışık yılı uzağa kadar erişebilir diye düşünür ve duygusuz bakan gözleri daha da duygusuzlaşır. Gördüğü manzaraya daha fazla dayanamaz ve ara sokaklardan, renkli sokaklara çıkmaya karar verir tekrardan. Uzaylı X insanların güldüğü sokaklarda gezintisine devam ederken robotik devrelerini dinlendirmek için bir banka oturur. O esnada oturduğu bankın karşısındaki lüks restoranda yemeği gelen bir adama gözü takılı kalır. Özenle getirilen yemeğin üzerindeki kapak açılır ve şaşırdığı olay da tam da bu sırada olur. Şık giyimli, diğer dünyalıların patronu konumunda olduğu hal ve davranışlarından belli olan adam gelen yemeğin fotoğraflarını çekmeye başlar. Yemeğin üzerine doğru tuttuğu akıllı telefonundan muhteşem açıyı yakalayabilmek için birkaç denemede bulunur dünyalı patron. Biraz önce Sultanahmet’te patlayan bombanın yarattığı şok dalgasından daha büyük şok dalgaları oluşur Uzaylı X’in içinde. Bir tarafta çöpten bulduğu taze sebzeye sevinen küçüklerin asilliği diğer tarafta ise en güzel yemeği yediğini ispatlamaya çalışan büyük (!) adamın acizliği. Dünya bu değil, dünya bu olmamalı, dünya bu olamaz…

Kafası allak bullak olmuş, beyin elektrotları kısa devre yapmıştır Uzaylı X’in. Daha ne göreceğim, daha ne görebilirim, daha ne kadar görebilirim diye düşünürken 10 – 15 kişilik bir kalabalığa denk gelir. Ne olduğunu anlamak için kalabalığın zayıf noktasından ön taraflara doğru sızmaya başlar. En önde gördüğü manzara ise aynen şu şekildedir: Ayakları çıplak, üstü başı perişan haldeki 3 çocuğa, üzerinde bilmemne yardım derneği amblemleri bulunan ”Büyük Adamlar” oyuncak yardımında bulunuyor ve bu muhteşem anı ölümsüzleştirmek için de patlattıkları flaşların gözlerini kamaştırdığı çocuklara yapmacık gülüşlerle bakıyorlardı. ‘Uzaylı bile olsan yapmacık bir gülüşü anlamak ne kadar kolay bir durum‘ dedi X.  Allah’ım sen sağ elin verdiğini sol el görmesin demiştin dünyadaki elçine, ama insanlık sağ elin verdiğini tüm dünyaya göstermek için yarışanlar ve ‘verme’ işini sırf göstermek için yapanlara niye bu kadar inanır oldu’ der. Ee ne de olsa Uzaylıda da olsa vicdan vicdandır…

Uzaylı X yıkılmıştır, Uzaylı X yorulmuştur, Uzaylı X hayal kırıklığına uğramıştır. Bir tabelanın peşinden gittiği bu yol onu dönüşü olmayan bir yere götürmüştür. Dünya’ya geldiği ve  gökyüzünde çeşitli şekiller çıkardığı UFO’suyla insanlara kattığı heyecanı da sönmüştür. ‘Ben dedelerimin anlattığı Dünya’ya inanıyorum keşke bu gezegenin içine girmeseydim sadece atmosferinde kalsaydım’ der. Ama iş işten çoktan geçmiştir. Marka kıyafetlerinin cebine doldurduğu hayal kırıklıkları ile UFO’suna doğru yol almaya başlar, başı önde…

UFO’suna biner ve Ndrx – 87 gezegenine doğru yol almaya niyetlenirken son bir kez ayak basmak ister Dünya’ya. Beşiktaş’a park eder UFO’yu ve meydanda önüne gelen ilk kahvehaneye girer. Yaşını almış, babacan bir adam karşılar onu. İçeri girdiğinde oldukça şaşırır çünkü burada yemeğinin fotoğrafını çekenler, samimiyetsiz pozlar verenler ya da teşhire meraklı kimselerle karşılaşmaz. İçerideki atmosferin elektronik devrelerini rahatlatması ile kendisini bir huzur ortamında bulan Uzaylı X’in dikkati, kahvehaneci Dayı’nın seslenmesi ile bozulur:

– Ne içiyon uzaylı yeğenim?

– ‘Çay’ın methini çok duymuştur Uzaylı X. Ancak sıvı teması halinde içindeki bütün devrelerin yanacağını da unutmaz. Fakat Kahvehane sahibinin gözünde gördüğü ışığa ve samimiyet duygusuna dayanamaz ve:


– ”Dayı varsa bi taze çayını alayım.”der.

– Bu kahvehanedeki ortamda dışarıda olmayan bir samimiyet hisseder Uzaylı X. Hissedecek devreleri yanmıştır ancak yine de hisseder ve bunu çayı getiren yaşlı adama da söyler. Aldığı cevap karşısında ise dumura uğrar.

Uzaylı X'in Dünya gezegenindeki teşhir macerası
Fotoğraf: Dilan BOZYEL – Multitap

Bazen hissetmek için insan olmaya bile gerek yok uzaylı yeğen!