Böhmermann – Erdoğan davası Alman mahkemesinde

Almanya Anayasası’nın ilgili kanunun 103. paragrafını uygulamaya alan Şansölye Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında okuduğu şiir sebebiyle mizah programı yapımcısı Jan Böhmermann’a hakaret davası açılmasını onayladı. Alman mahkemelerinin ele alacağı bu davada Türkiye Anayasası’nın gerekleri de tartışılabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik şiiri nedeniyle Almanya'da mizah programı yapımcısı Böhmermann'a hakaret davası açıldı. Peki şimdi ne olacak?

Yaklaşık üç gün süren toplantılar sonucunda Merkel Hükümeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebini onayladı. Jan Böhmermann’a, Erdoğan hakkında yazdığı “belaltı” şiir sebebiyle soruşturma açılıyor.

Angela Merkel, basın önünde soruşturma yönünde karar aldıklarını açıklarken, ifade, sanat ve basın özgürlüğünün Almanya’nın temel değerleri olduğunu ve bu konuya Türkiye’nin de kendi içinde saygı göstermesi gerektiğini vurguladı. Son sözü hükümetin değil, bağımsız yargının söyleyeceğini belirten Merkel, ayrıca “bu konudan bağımsız olarak” Alman Ceza Yasası’nın söz konusu “103. Paragraf”ın yürürlükten kaldırılması için bu yıl girişimde bulunacaklarını açıkladı. Zira bugünkü Alman yasalarında yer alan bu kanun, 1871’de Kayzer 2. Willhelm zamanında yürürlüğe konmuş ve kullanılmadığı için tedavülden kaldırılması bile unutulmuş bir yasaydı.

Bu arada Angela Merkel, Suriyeli mülteciler meselesindeki tutumu ve akabinde Erdoğan mizahı davasında aldığı karardan dolayı büyük oranda seçmeninin oylarını ve kendisini destekleyen politikacıları kaybetti. Böhmermann’ın  yargılanma kararı koalisyon ortakları arasında da krize neden oldu.

Böhmermann’ın okuduğu şiirin içeriği çok basit ve sadece aşağılayıcı kelimelerden oluşuyor. Sanat ya da mizah açısından oldukça başarısız hatta bayağı bulunsa da bu şiirin okunmuş olması ifade özgürlüğü gerekçesiyle Alman halkı, medya kuruluşları ve sanatçılarının büyük bir çoğunluğu tarafından destekleniyor. Ayrıca bu programın bu kadar büyük çapta uluslararası bir krize sebep olması şaşkınlıkla karşılanıyor. Bu arada Böhmermann’ın programının tamamı izlendiğinde bu şiiri kasıtlı olarak yani sorun çıkarmak amacıyla okuduğu da görülüyor. Şiirin asıl amacı, daha önce yapılan başka bir Erdoğan mizahı yüzünden Türkiye Hükümeti tarafından Alman Büyükelçisi’ne uyarı yapılmasıydı.

Böhmermann olayının mahkemeye taşınması emsal gösterilerek Türk politikacılara hakaret içeren Alman programlarının azalacağı düşünülebilir. Ama genel kanı, bu durumun Erdoğan’ın kişisel meselesi olduğu yönünde. Diğer yandan, yabancı bir devlet adamının Almanya’nın ifade özgürlüğüne müdahale etmesi son derece abes bulunuyor ve bu olayda verilecek herhangi bir tavizin Almanya’nın demokrasisini bozacağından endişe ediliyor.

Bu arada Hollanda Parlamentosu da kendi ülkelerinde de benzer bir durumun yaşanmaması için “dost ülkelerin liderlerine hakareti” suç sayan yasanın iptalini görüşeceklerini bildirdi.

Kuzey Kore ve ifade özgürlüğü

Türkiye’nin soruşturma talebinden sonra AKP yandaşlarının tepkisini çeken Böhmermann’a resmi koruma verilmiş, programın yayıncısı ZDF Neo kanalı ise programa 12 Mayıs tarihine kadar ara verildiğini açıklamıştı. Böhmermann ise 16 Nisan’da sosyal medyada basın ve sanat özgürlüğünü değerlendirmek için Kuzey Kore gezisine çıkacağını bildiren ironik bir mesaj yayınladı. Böhmerman’ın Facebook mesajı kısaca şöyle:

“Ekibimle birlikte üç yıldan bu yana politikadan magazine kadar birçok konuyu mizahi bir dille ele aldık. Son iki haftadan beri kendimiz haber olmaktayız. Bu yüzden de programımıza kısa bir süreliğine ara verme kararı aldım. Böylelikle internet dünyası ve kamuoyu, mülteci sorunu, kedi videoları ve Sophia Thomalla’nin aşk yaşamı gibi önemli konularla ilgilenmeye fırsatı bulacaktır. Olaydan sonra Almanya’nın her yerinden gönderdiğiniz destek mesajlarınız için teşekkür ederim. Şimdilik hem Kuzey Kore’ye doğru kendimi bulmak hem de ifade özgürlüğünü iyice bir düşünme fırsatı bulacağım bir geziye çıkıyorum.”

Alman mahkemesinde görülecek ilk hakaret davamız

Alman medyasının Türk politikacılar hakkında mizah ve ağır eleştiriler yapması çok olağan bir durumdur. Özellikle Gezi Direnişi’nden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın demokrasi ve ifade özgürlüğü anlayışını “ti”ye alan yüzlerce video ve mesaj yayınlanmıştı.

Böhmermann’ın şiirinden sonra Almanya’nın Türkiye ile yaptığı mülteci anlaşması nedeniyle AKP Hükümeti’ne bağımlı olması ve Almanya’da uzun zamandır kullanılmamış bile olsa dava açmayı haklı gören bir anayasa maddesi olması bugünkü krizin sebebi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu makama gelmesinden sonra toplam 1845 kişiye hakaret davası açtı. Bu zamana kadar bunlardan en ilginci Erdoğan’ın Yüzüklerin Efendisi filmindeki “Gollum” karakterine benzerliğini resimleyen devlet memuruna açılan dava idi. Böhmermann şiiriyle dünya kamuoyuna taşınan son hakaret davası, diğerlerinden farklı olarak demokrasi ve ifade özgürlüğünün temel direği olduğunu savunan bir Avrupa ülkesinde görülecek.

Türkiye’dekilerden daha farklı işleyecek olan bu davada, Cumhurbaşkanımızın Türk Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı olma kriterlerini yerine getirip getirmediği de incelenecektir. Çok uzun zamandır muallakta kalmış olan ve henüz açıklığa kavuşturulmamış Cumhurbaşkanı’nın üniversite mezunu olup olmaması sorusu dava konusu olabilir. Mezuniyetin ispatlanamaması sonucu ise Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını yasal olarak kabul etmeyecek olan Alman mahkemesi söz konusu anayasa maddesini de uygulamayacaktır.

Böhmermann’ın Almanya’da sebep olduğu Erdoğan krizi

Ayşe Hür, Erdoğan’ın üniversite diplomasını sordu

Önceki yazıCHP’den önemli 23 Nisan resepsiyonu kararı
Sonraki yazıBeyoğlu’nda Six Pack sergisi
1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.