Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Mutluluk bakanlığı kavramı ilk olarak 26 Ekim 2013 yılında Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro tarafından “Yüksek Sosyal Mutluluk Bakanlığı” ismi altında duyuruldu. Hali hazırda dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan Venezuela’da enflasyon yüzde 50 civarında. Bu bilgimiz burada dursun.

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Birleşik Arap Emirliği Venezuela’dan 3 yıl sonra yani 2016 yılında, yeni oluşturulan Mutluluk Bakanlığına 7 kadın bakan arasında yer alan Ohud al – Rumi’yi atadı. Birleşik Arap Emirliği’nin ise enflasyon oranları Venezuela’ya göre daha iyi göstergelere sahip. Ama o da tıpkı Venezuela gibi dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri. Ve ekonomisi tüketime dayalı. Yani iki ülke de cepten yiyenlerin ülkesi. Hazıra dağ dayanmazlar ülkesi. ‘Her zaman sömürülmeye hazırız’lar ülkesi…

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Bu haberlerde dikkatimi çeken bir şey oldu. Venezuela’da Birleşik Arap Emirliği de gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alıyor ve ekonomileri tamamen tüketime dayalı. Tükete tükete tükeniyorlar. Yani büyük bir tüketenler güruhu. Tıpkı bizim gibi. Ve gelişmiş ülkelerin sahip olamadığı (!) bir bakanlığa yani Mutluluk Bakanlığı’na Venezuela ve BAE gibi iki nadide ülke sahip oluyor. Şu güzelliğe bakar mısınız?

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Yukardaki örnek işin aslında bizlere çok farklı bir gerçeği gösteriyor: Kağıt üzerinde mutluluklar yaşayanlar coğrafyasının bir üyesi olduğumuzu. Zaten Avrupa ülkelerinin mutsuzlukla alakalı bir problemlerinin  olmadığını hepimiz biliyoruz. O halde New Turkey de bir Mutluluk Bakanlığı’na ihtiyaç duyuyor olmalı. Onlar yapar da biz yapamaz mıyız? Hatta bu fikir nasıl oldu da daha önce bizim aklımıza gelmedi? Her neyse, bilmem kaçıncı, bilmem ne görüşlü bir partinin kurduğu, 2000 bilmemkaç yılında ilki kurulan New Turkey Republic’de, Mutluluk Bakanlığı’nın açılış konuları ve insanları mutlu etme görev kararnamesi:

Saygıdeğer mutluluğu hakeden New Turkey vatandaşları,

Hepinizin malumudur ki çok mutlu bir ülkeyiz. Hatta o kadar mutluyuz ki gülmekten ölüyoruz (!), hahahah (gülüşmeler)…

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Öncelikle bu bakanlığı hakettiğimizi, hatta mutlu olan vatandaşlarımızı daha da mutlu etmeyi arzuladığımız için bu bakanlığı kurduğumuzu, siz değerli ve mutlu basın mensup mensuplarımız (!) önünde tüm halkımıza hatırlatırız.

Evet, aranızdan bazıları, ”bağzı şeylerden” dolayı mutsuz olduğunu söylemiş:

Mesela başka ırklardan iseniz ya da başka ten renginden ya da başka bir ülkeden, hemencecik aşağılıyormuşsunuz ‘öteki’leri,

Ya da öldürüyormuşsunuz birbirinizi aynı dine inanmadığınız için. Kafasını kesiyormuşsunuz birbirinizin, aynı mezhepten değilsiniz diye.

Hapse tıkıyormuşsunuz birbirinizi, aynı şeyleri düşünmüyorsunuz diye. Hapiste de kendi adaletinizi sağlıyormuşsunuz. Hem de adaletle mutluluk doğru orantılıdır falan diyormuşsunuz. Adilleri adaletsizleştirirken

Sevmiyormuşsunuz komşunuzu, ”ne külüme, ne külüne”  diyormuşsunuz.

Güya biz ‘ölmeyi ve öldürmeyi alenen yayınlatıyormuşuz da; sevmeyi ve sevişmeyi zinhar günah sayıyormuşuz’. Hiç yakıştıramadım sizlere. Biz ki ustasıyız vatandaşı mutlu etmenin…

Savaşı sevmiyormuşsunuz ancak savaştan kaçarak ülkemize gelen mültecileri kanalizasyon çukurunda intihara sürüklüyormuşsunuz (mecazi değil). İlgilenenler için bkz :haberi

Çocuklarınız da mutsuzmuş. Tecavüze uğruyormuş bazı vakıf evlerinde. Ve bizden birileri de ”Bir kereden bir şey olmaz diyormuş, siz de buna bozuluyormuşsunuz. Biz sigara içme yasağını daha da büyüteceğiz bir kereden bağımlı olanlar için ama bir kereden mağdur olanlar için hiç bir adım atmayacağız diye mi bu kadar mutsuzluk?

Aranızdan bazı gençler mutsuzluğunu ifade ediyor diye onları daha da mutsuz ediyormuşuz. Allah allah, olur mu öyle şeyler? Ne kadar ayıp şeyler bunlar?

Bazı vatandaşlarımız geleceğe güvenle bakmıyormuş. Hem ne var gelecekte, bak Geleceğe Dönüş filmindeki şeyler bile bugün hala karşımıza çıkmadı. Mutlu olur musunuz biraz lütfen?

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Aşağılıyormuşsunuz birbirinizi, öğretmenin birine ‘dilenci kılıklı‘ diyormuş birileri. Sonra o öğretmen de gidip kalp krizi geçirip ölüyormuş. Mutsuzluğunuzun sebebi yine sizsiniz kıymetli vatandaşlar. Niye bu kadar uzatıyorsunuz ki?

Yapılan araştırmalara göre 1950’lerde insanlar günde ortalama 18 dakika gülerken bu süre günümüzde sadece 4 – 6 dakikaya düşmüş. Ve bizim Mutluluk Bakanlığımız size daha da ilerisini vadediyor: Günde sadece 1 – 2 küçük tebessüm, o da çok komik durumlarda. Hedefimizi ise 2050 yılına kadar ”içinden ve kısık sesle sürekli gülen‘ insanlar yaratmak olarak koyuyoruz. Milletçe gülümsüyoruz!

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Aranızdan bazıları, ”gülüşü” için ömrümü veririm dediği kadınları öldürerek onları daha fazla mutlu etmek istiyormuş. Yapmayın arkadaşlar biz sadece ”kadınlar herkesin içinde kahkaha atmayacak ” filan diyoruz. Sizin yaptığınız işe bakar mısınız? Susn be slk’ lar… (gülüşmeler)

Bazı vatandaşlarımız ormanlarda ya da yeşil alanlarda yaptığımız toplu konutlar ya da maden işletmelerinden dolayı ‘mutsuz’ oluyormuş. Ne var bunda mutsuz olacak kıymetli vatandaşlar… Bunları sanki birilerine peşkeş çekmek için mi yapıyoruz biz? Tamamen ama tamamen siz değerli vatandaşlarımız az ama kaliteli oksijen alsın istiyoruz. Hatta bu konu ile alakalı olarak da ”Her eve bir oksijen tüpü” kampanyasını ilerleyen günlerde başlatacağımızı hepinize duyururuz. ”Oksijensiz yaşanır da mutsuz asla!” diye de bir slogan bulduk. Kampanyamızın sloganını dağa taşa (özellikle de ormanlık alanlara) yazacağız. ‘Her şey mutlu New Turkey için’ ne de olsa…

Mutluluk Bakanlığı: Ne mutlu mutluyum diyene!

Biz aslında Mutluluk Bakanlığı çalışmalarının altyapısını çok daha önceleri atmıştık. Mesela ‘değerler eğitimini” vermeye başladık okullarda. Eğitim sistemi ezbere dayalı, kağıt üstünde aldığı notlara sevinen öğrenciler umarım Mutluluk Bakanlığımızı da çok severler. Seviniz, Sevebilirler, Sev!

“Ahlaksızların verdiği ahlak dersine muhtaç değilim ben” diyenler varmış. Yahu her şey bu kadar güllük gülistanlıkken niye bu kadar sert sözcükler, yakışıyor mu size ?


Bazı vatandaşlarımız dini, siyasi emellerimiz için kullandığımızdan kaynaklı bir mutsuzluk duymaya başlamış. Ne var yani bunda, biz siyasetçilerin işi bu, bizim için kutsal yoktur. Çıkar vardır. Ülke menfaatlerimiz için gerekirse savaş bile çıkarırız. Test etmesinler bizi. Testesteron hormonu salgılasın herkes diyoruz. Kötü mü ediyoruz?

Sonuç olarak düşündük de Bakanlar Kurulu olarak bu kadar şeyi konuştuktan sonra, bilmem kaç sayılı kanun hükmündeki kararname ile hepinizi ”mutlu” ilan ediyoruz.

Ne mutlu ”mutluyum” diyene!!!