Terör yılı gençliğinin idealleri

Toplumda yaşanan dengesizlikler, hayatın ne getireceği ya da ne götüreceğine dair belirsizlikler acaba şu andaki gençliğimizi ciddi bir negatifliğe doğru sürüklüyor mu? Yeterince yaşam deneyimleri olmayan genç nesil, her tür zorluğa rağmen yollarına devam ediyor gibi görünse de iç dünyalarındaki ideallerinin durumu nedir?

20 ila 24 yaş aralığındaki İstanbul Üniversitesi öğrencilerine gelecek beklentilerini sorduk. Bizlerin umudu onlar, peki ya onların umudu?

Kendi kişisel gözlemlerime göre; doğanın, varlığın, insani bilincin farkında olan bir gençlik mevcut. Tüm yazılarımda olduğu gibi bu yazımda da istisnalara girmeyeceğim. Karşılaştığım üniversite gençliğinin büyük bir kısmı, şu anda ülkemizin içinde bulunduğu negatif etkenlere rağmen insani değerlerine sıkı sıkıya sarılan bir gençliktir. Hatta yakın zaman içinde tüm terör olaylarına rağmen sanat adına tiyatro provalarını, etkinliklerini ve sahnelerini terk etmeyen öğrencileri görüşüm, ülkem gençliğine karşı umudumu daha da büyütmüştür. Gençliğimizin spor, sanat ve kültür alanındaki faaliyetleri her anlamdaki gelişimlerine olumlu yönde yardımcı olurken, toplumda kendilerini ifade etmelerini, dolayısıyla da özgüvenlerini sağlamaktadır.

“Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti’nin tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.” Mustafa Kemal Atatürk

Gençliğimizden umutluyum dedim ya, umutlu olduğum için de mutluyum. Peki acaba gençliğimizin idealleri, umutları ve beklentileri nelerdir? Onların dilinden bu beklentileri öğrenelim.

Yirmi ila yirmi dört yaş aralığındaki İstanbul Üniversitesi’nde okuyan gençlerimize; dünya, Türkiye, iş, aşk hakkındaki beklentilerini sordum ve bakın nasıl dile getirdiler. Bizlerin umudu onlar, peki ya onların umudu?

***

selin bilişSelin Biliş – Yaş: 20

Hiçbir insanın dili, dini, cinsiyeti, cinsel yönelimi ve hayattaki tercihleri yüzünden yargılanmadığı, insanların birbirini ve diğer canlıları daha iyi anlayabildiği bir dünyada ve ülkede yaşamak istiyorum. Hiçbir insanın dili, dini, cinsiyeti, cinsel yönelimi, ırkı, hayattaki tercihleri ve farklılıkları yüzünden yargılanmadığı, ataerkilin olmadığı, hiçbir hiyerarşik düzenin olmadığı, insanların birbirini ve diğer canlıları daha iyi anlayabildiği bir dünyada yaşamak istiyorum. Bütün insanlar için sevgi istiyorum. Çünkü sevgi olursa vicdan da olur. Bu koca dünyanın artık kana doymasını istiyorum. Hayatımda çok para, çok eşya, çok mülk gibi şeyler istemiyorum. Çok yer gezmek çok insan tanımak, farklı kültürler görmek, bir sürü dil öğrenmek istiyorum. Kendime daha çok sevgi ve anlayabilme yetisi diliyorum.

—————————————————————————————

bedii güvenBedii Güven – Yaş: 20

Hayattan her zaman beklentim: Kendi işimin sahibi olmaktı. Başarılı bir kariyer ve bununla birlikte rahat bir yaşam… Bunun yanında müziğe olan ilgim, hep müzikle ilgili yeni bir atılım yapmak istememe sebep oluyordu. Fakat Türkiye’de bu yöndeki iş ve standart yetersizliğinden dolayı tercih etmedim. Şu anki hayattan beklentim; hem kendi işimi yürütüp aynı zamanda kendi çabamla en büyük zevkim olan müziği hobi olarak yapmaktır.

—————————————————————————————

burcu taştanBurcu Taştan – Yaş: 23

Dünyadan beklentim: Savaşın olmaması, insanların daha eşit olması ve bunu başarmak için de daha az doğurganlık… Türkiye’den beklentim; ülke gelirinin daha adaletli dağıtılması, eğitim konusunda kişisel farklılıkların göz önüne alındığı daha iyi bir sistemin oluşturulmasıdır. Kişisel ideallerim, dünyanın iyi yönde dönüşümünde rol alabilmektir.

—————————————————————————————

sedef erdikSedef Erdik – Yaş: 20

Hayattan şunu bekliyorum: Beni özgür bırakmasını ve bisikletle gezilebilecek yolları… Sorumluluklarından yaptırımlarından nefret ediyorum. Bu yüzden kapsamlı tek beklentim: Uyanacağım ve yatacağım saati, okuyacağım kitapları ve gideceğim dağları, denizleri, saçımın rengini, sigaramı, içkimi, yani; bana dokunan ve benim dokunacağım her şeyi belirleyebilme özgürlüğüdür. Yaşadığım coğrafyadan beklentim; daha az kan (mümkünse hiç olmasın) ve biraz komik biliyorum ama aşk. Herkesin birbirinin gözünün içine bakarak, içini anlama çabasıyla yaptığı her eylem aşktır.

—————————————————————————————

lamia pakzerenLamia Pekzeren – Yaş: 20

Kadına, çocuğa, insana, doğaya saygı duymanın, insanca yaşama isteğinin ideolojik bir tutum olarak görülmediği, “her şeyin herkes için” olduğu, kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz bir Türkiye görebilmeyi umuyorum. Sokakta yanımdan geçen insanlara gülümsediğimde “davetkar” sayılmamak, “öteki” lanetinden kurtulup herkesi sevebilmek, arkamdaki ayak seslerinden korkmadan uzun uzun yürüyebilmek kadar basit isteklerim var. İsteklerime ve bugün yaşananlara bakacak olursak da tek dileğim; aklımı kaçırmamak.

—————————————————————————————

Berna Toprak – Yaş: 22

berna toprak

Hedefleri olan birisiyim ve de hedeflerime ulaşmam için aşmam gereken bir sürü yol olduğunun farkındayım. Hayattan beklentim: Aşmam gereken bu yollarda karşıma engel çıkarmamasıdır. Bu ne kadar hayata bağlı tartışılır gerçi, çünkü ben insanın kendi şansını kendi yarattığına inananlardanım. Bu durumun çoğunlukla benim elimde olduğunu düşünüyorum. Fakat bazı zamanlar vardır ki elinden hiçbir şey gelmez. Yapabileceğin hiçbir şey yoktur, mağlup olursun. Bu durumları yaşamamak, her zaman elimde yapabileceğim bir şeylerin olması ya da bir şeyleri değiştirebilmektir beklentim. Yaşadığım toplumdan memnun değilim mesela. Bu durumu değiştirmek isterdim. İnsanların kendilerinden çok düşüncelerinin, bakış açılarının değiştiği bir toplum görmek isterdim ve hala bu bekleyiş içerisindeyim. Hayatın bana, insanların içindeki “daha fazlasına sahip olayım” düşüncesinin yok olduğunu, gerçek bir barış içinde nasıl yaşanılacağını göstermesini istiyorum, bu da mutluluktur benim için. Mutluluk çok yönlüdür ve birçok şeyde bunu görebiliriz. Ben amacıma ulaştığımda en saf en temiz mutluluğa ulaşacağıma inanıyorum. Bunun için önümde yıllarım var. Bu yıllar içerisinde yapmak istediğim dolu dolu şeyler var. Hayatın bir gün bana en uygun ortamı sağlayacağını biliyorum. Sadece o günü bekliyorum sabırla. O gün geldiğinde, yüzümde ulaştığım zaferin gülümsemesi olacaktır. O gülümsemeyi elde etmek istiyorum. Hayattan beklentim budur.

—————————————————————————————

müyesser erdoğanMüyesser Erdoğan – Yaş: 20

Öncelikle dünyamız için savaşların olmamasını diliyorum. Tüm insanların hırslarından arınmasını ve tüm canlıların yaşam hakkına saygı duymayı öğrenmesini istiyorum. Dünyanın daha çok hayvana, daha çok bitkiye, daha az insana ihtiyacı var. Kendim içinse; sevdiğim mesleği yapabilmek, sevdiğim yerlere gidebilmek, özgürce dolaşabilmek ve sevdiklerimle daha çok zaman geçirebilmek istiyorum. Kendim içinse sevdiğim mesleği yapabilmek, sevdiğim yerlere gidebilmek, özgürce dolaşabilmek ve sevdiklerimle daha çok zaman geçirebilmek istiyorum.

—————————————————————————————

ecem şengülEcem Şengül- Yaş: 22

Öncelikle Türkiye’de şu andaki iktidardan hiçbir beklentim yok. Hayattan beklentim ise, insan ve doğa arasındaki uyumun sağlamlaşmış olması, doğayı insanların kullanacağı bir araç olarak görmemesi, doğanın bir parçası olduğumuzu bütün insanlığın benimsemesidir. Başka hiçbir beklentim yok! Çünkü bunu başarabilirsek, her şeyi halledebileceğimizi düşünüyorum.

—————————————————————————————

oğuz ayaydınOğuz Ayaydın – Yaş: 24

Dünyadan beklentim: Barış! Bir türlü bitmeyen menfaat kavgalarının son bulması ve akabinde huzur ve barışın sağlanmasıdır. Şahsi beklentim ise, gayet tabii gelecek kaygısı gütmeden meşgalelerimle uğraşacak bir maddiyattır.

 

***

Sevgili okuyucular, gördüğünüz gibi görüştüğümüz üniversite öğrencilerinin gelecek hakkındaki beklentileri işte böyle. Ben, genel ifadelerin toplamında en büyük idealin her alanda sevgi, saygı ve iyilik ile bütünleşmek olduğunu söyleyebilirim.

Uzman Psikiyatr, İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Abalı’ya, geleceğimizin umudu olan tüm gençliğimizin; geleceğe, ideallerine, hedeflerine, hayallerine doğru ilerlerken bakış açılarının nasıl olmasının onları başarıya ulaştırabileceğine dair bilgi ve öğütlerini rica ettim. Tüm yoğun programına rağmen bu bilgileri bizlerle paylaştığı için kendisine teşekkür ederim. Evet, şimdi bir de uzmanımız neler diyor pür dikkat okuyalım!

“Kendi kimliğinizi pozitif bakış açıları ile süsleyin ve en başta sizler kendinize hak ettiğiniz değeri verin.” – Doç. Dr. Osman Abalı

osman abalı istanbul üniversitesiGençlik geleceğin umudu demektir.

Doç. Dr. Osman Abalı
İ.Ü. İstanbul Tıp Fak, Psikiyatr

Zaman çok çabuk geçiyor ve hızla yıllar geride kalıyor. Bir çoğunuz aldığınız eğitimin sonuçlarını merak ediyorsunuz. Yıllardır sınavlar, ödevler ve eğitim sisteminde yoruldunuz. Bir yanda da ailenizin sizden güzel haberler bekliyor. Bu süreçte size en çok faydalı olacak şey kendinizi pozitif olarak algılamanızdır. Olumlu bakmayı ve yaşamayı öğrenmek zorundayız. Aksi takdirde kendi kapasitemizi dışa vurmak çok daha zor hale gelecektir. En büyük engel kişinin kendi kendine oluşturduğu engellerdir. İleride elde edeceğiniz başarıların, üretkenliğin ve topluma sağlayacağınız katkıları bu bakış açısı ile ciddi derecede artacağına inanmanız gerekiyor. Yaşayan her bireyin farklı stres faktörlerinin olabileceğini hayatın bazı aşamalarında engellerle karşılaşacağınızı unutmayın. Hayat sürekli devam eden bir düzlük değildir. Bu süreçte olumlu düşünmeyi ve problemle karşılaştığınızda çözmeyi öğrenmelisiniz. Bu konuda şu ana kadar aldığınız eğitim, bilgi ve emeklerin pratik hayata yansımasını göstereceksiniz. Geleceği umutla değerlendiren kişilerin daha üretken, daha sosyal ve daha başarılı olduklarını unutmayın. Kendi kimliğinizi pozitif bakış açıları ile süsleyin ve en başta sizler kendinize hak ettiğiniz değeri verin. Bu esnada ise sizi sevenleri unutmayın çünkü sizi seven kişilerin verdiği destek sizlerin zor zamanlarınızda daha çabuk toparlanmanıza yardımcı olacaktır. Sonuçta hayatın bu en güzel yıllarını daha güzel başarılarla süslemek için yolunuzda devam edin.. hepinize başarılar..

 

***

Sevgili gençler ve daima genç kalacak olan herkesi de lafın arasına katarak diyorum ki: Sevgili Osman Abalı’nın sözlerinin üzerine denilecek pek bir şey kalmıyor. Sevin, sevildiğinizi de unutmadan yolunuza devam edin.

PAYLAŞ
Önceki yazıNereden bilebilirdik: Bir dönemin 20’li yaşları
Sonraki yazıBiz büyüdük ve kirlendi Dünya
1973 İstanbul doğumluyum. 'İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar' diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde 'yazmalıyım' dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın'da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir. Yazdım, yazıyorum ve yazacağım. Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.