Türkiye’nin siyasi sapkın itikat sorunu

Mehmet Fatih Maçoğlu, Tunceli’nin Ovacık ilçesinin belediye başkanı… Siyasi görüşü Komünizm… Lakin başkanlığını yaptığı belediyede verdiği hizmetler, yaptığı uygulamalar, halk odaklı çalışmalar, hiçbir siyasi görüşü göz ardı etmeden sağladığı faydalar dikkat çekici…

Türkiye'nin siyasi sapkın itikat sorunu

 

Siyasette tam itikat olmaz. Savunduğunuz görüşün veya partinin her dediğini veya her yaptığını tasdik etmek, sizin inandırıcılığınızı azaltır. Öz eleştiri sizi ve savunduğunuz görüşü büyütür. İyi analiz yapmanızı ve sentez gücünüzü yükseltir. İdeolojik değil, sosyolojik davranın. Hiç bir kimse, lider, siyasetçi, iktidar, parti mükemmel değildir. Beşer her zaman şaşar. Herkesin daha iyisi vardır. Önemli olan halkın mükemmeli belirleme seviyesidir. Halkın mükemmeli seçme şekli görsel olmamalıdır. Ahlak ölçüt, ihtiyaçlar belirleyici olmalıdır. Sağ görüşlü bir kişi, ahlak ve ihtiyaçları doğrultusunda bir sol partiye oy verebilmeli.

Çok basit bir örnek;

Mehmet Fatih Maçoğlu. Kendisi Tunceli’nin Ovacık ilçesinin belediye başkanı… Siyasi görüşü Komünizm… Lakin başkanlığını yaptığı belediyede verdiği hizmetler, yaptığı uygulamalar, halk odaklı çalışmalar, hiçbir siyasi görüşü göz ardı etmeden sağladığı faydalar, sağ görüşlü, muhafazakar bir insan olarak beni çok etkilemiş ve takdirimi kazanmıştır. Şimdi bu belediye başkanı komünist ben sağ görüşlü muhafazakar biriyim diye yapılan güzel hizmetleri görmezden mi geleyim?

Tabi ki hayır!

Eskiden çok sığ düşünüyordum. Ama artık çok değiştim. Siyasete bakış açım değişti. Eskiden devleti kendi siyasi görüşümden olan bir lider yönetsin isterdim. Lakin şimdi devletimi ateist bir lider de yönetebilir, yeter ki ahlaklı olsun, din ve vicdan özgürlüğüne saygılı olsun diyorum.

***

Siyasetçiye itikat ülkemizin temel problemlerinden… Şahsı, devletin üstünde görmek, sanki ölmeyecekmiş gibi putlaştırmak, ağızından çıkan her sözü Allah’ın emriymiş gibi biat etmek, maalesef bizim siyasi kültürümüzün mayasında var. Sadece siyaset değil, dini konularda da durum aynı. Belki de bizi buna mahkum edenler zafiyetlerimizden yararlanıyor.

Ne mi bu zafiyetler? İlk başta okumamamız…

Mesela kendi dinini bilmeyen bir toplumuz biz!


Dünyanın en garip olaylarından biri, bir Müslümanın inandığı dinin kitabını hiç okumamış olmasıdır. Hem de ilk ayet “oku” olmasına rağmen!

Hurafeler, değiştirilmiş hadisler, sahtekar din adamları, dini sömüren siyasetçiler varken ve onlara biat etmiş çoğunluklar mevcutken neden okusunlar?

Ne diyeyim… Allah bizi ıslah etsin.