Bu yazının bir yüreği bir amacı var; benim de öyle

Dünyada varsak kendi varlığımızı geliştirmek için varız. Özümüzü en eksiksiz biçimde tamamlamak için. İnsanlar günümüzde kendi kendilerinden korkuyorlar. Artık gençler de bütün ödevlerin en yücesini unutmuş durumda; insanın kendine karşı olan ödevini. İnsan soyunda görülen o ki yüreklilik diye bir şey kalmamış.

Dünyada bu kadar paranın tek bir kişide bulunmasının ne kadar saçma olduğunu herkese haykırmasını bekliyorum..

Hayat bir kere oynanan bir kumarsa ben onu kazandım diyebilirim. Çünkü bir kadınla tanıştım ve tüm hücrelerimle onu sevmeye başladım ve buna alışmadan her gün yine yeniden sevmeye çalıştım. Kirpiklerine, parmak uçlarına, binlerce kitap okusam da anlatamayacağım ifade edemeyeceğim o ab-endamına aşık oldum. Onun fethedilmez ruhuna, uzun saçlarına mesela onlara bir kere değil de binlerce kez aşık oldum. Cemal ağabeyimiz Üvercinkasın da der ya hani; saçının her telinde  bir can atıyor. Ben onun saçının her teline bir şiir yazmaya başladım mesela. Vicdanımın sesi öncekine nazaran daha bir gür çıkıyor artık. Tüm evrene yetecek kadar sevgi barındırdığımı hissediyorum. Öyle bir his ki sadece bir his değil. Öyle bir kadın ki öyle bir kadın değil. Ruhum doğusundan batısına kadar şad olmuş. İnce bir dantel gibi işlenmiş varlığı ruhuma. O kadın ki bana şah damarımdan bile yakın artık. İşte hal i vaziyet böyleyken beklentilerimiz oluyor elbet. İnsanlık için, sevdiklerimiz için, kendimiz, ülkemiz ve dünya için bir takım şeyler bekliyoruz ve bu saatten sonra hayallerimiz hedefimiz oluyor…

İlk olarak, biz bir kere yaşamımızın amacını bilmiyoruz. Bunu bilmeden de hayal kurup beklentiler içerisine giriyoruz. Bu dünyada varsak kendi varlığımızı geliştirmek için varız. Özümüzü en eksiksiz biçimde tamamlamak için. İnsanlar günümüzde kendi kendilerinden korkuyorlar. Artık gençler de bütün ödevlerin en yücesini unutmuş durumda; İnsanın kendine karşı olan ödevini. İnsan soyunda görülen o ki yüreklilik diye bir şey kalmamış.

Dilencileri giydiriyorlar, yoksulları besliyorlar ama kendilerini, kendi aç ve çıplak ruhlarını unutuyorlar. Karanlığa, içlerindeki o müphem karanlığa aldanıyorlar! Ama eğer kişi kendini bütünüyle yaşamaya verirse her duygusuna birer biçim, her düşündüğüne bir anlatım, her hülyasına bir gerçeklik kazandırsa dünya yepyeni bir mutluluk atılımı kazanır. Öyle ki kimse kimseyi etnik kökeninden, inancından, cinsel tercihinden, derisinden, renginden dolayı aşağılayıp, eleştirmeyecektir. Dünya hiç olmayacağı kadar renkli olacaktır. Bunu bekliyorum kesinkes.

Dünyanın en zengin insanı televizyonlara, radyolara çıkıp insanlar bu kadar bedbahtken bu kadar kan içindeyken açlıktan ölürken; bu dünyada bu kadar paranın tek bir kişide bulunmasının ne kadar saçma olduğunu herkese haykırmasını bekliyorum. Dünyanın ve ülkem insanının artık bencil ve açgözlü hayatlarına dönmemelerini, bunu değiştirmelerini istiyorum. Liderlerin toplanıp; demokrasi için değil de başkalarının topraklarındaki petrol ve madenler için kan döktüklerini, bunun için kötü işler yaptıklarını, bunlar da yetmezmiş gibi ülkelerin başlarına diktatör getirdiklerini. Ülkeleri işgal ettiklerini ve halkları iç savaşa sürdüklerini. Dünyada her 3 kişinin 1’inde silah varsa eğer bizim sayemizde, biz sattığımız için demelerini ve kadın, çocuk, erkek, yaşlı demeden ölümlere göz yumduklarını itiraf etmelerini istiyorum. Bütün gücü, zenginliği kendilerine neden istediklerini ve güç ellerindeyken neden herkesin eşit bir şekilde mutlu olabileceği  bir sistem kurmayı tercih etmediklerini söylemelerini bekliyorum. Ticarette mutlak karlılık düşüncelerin yerini insana faydaya bırakılmasını bekliyorum. Sanatın varlığının ve kıymetinin daha da bilinmesini, ilkokullardan itibaren tiyatronun, müziğin, Sabahattin Ali’nin, Yaşar Kemal’in, Nazım Hikmetlerin anlatılmasını bekliyorum.


İnsanların asırlardır gözlerinin önünde olan bu çarpık düzene, gerçekleşen şeylere neden kayıtsız kaldıklarını da merak ediyorum. Bunlar bilinmeyen şeyler değil oysaki. Asıl insanların neden düşünmeyi öğrenmediklerini merak ediyorum. Oysa gerçeğe gitmenin yolunu bu şekilde bulabilirlerdi: Düşünmeyi öğrenerek. Bunu bekliyorum mesela.

Bir gün insanların birbirini anlayıp seveceği günün geleceğini inanıyor ve bekliyorum.

Her ne kadar ütopik gelse de beklentilerim, unutulmasın ki insanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Aynı rüyayı görmek aynı kabusu yaşamaktan daha güzeldir. Günün birinde insan asıl değerin ticaret, para, kar değil de yaşam olduğunu kavrayacak. Bir gün insanların birbirini anlayıp seveceği günün geleceğini inanıyor ve bekliyorum. Kendimden ve genç arkadaşlardan öncelikle beklediklerim şudur: Eğer dünyadaki tüm acıları bitirmek istiyorsak, içimizdeki karanlığı yok etmeliyiz. Yazımın da bir nevi amacı olan insanları uyandırmayı istiyorsam eğer, bütünüyle kendimi uyandırmalıyım. Bütünüyle kendimizi uyandırmalıyız!

Beklentileri, istekleri ve hayalleri olduğu müddetçe vardır insan. Ben de çok fazla şey beklemiyorum öyle değil mi? En azından bana öyle geldi.