Demokrasi treni son istasyona ulaşmaz!

AKP, kendi içinde başardığı demokrasi şölenine devam ediyor… Demokrasi Treni’nde önce Binali Yıldırım seçildi; HDP de meclisten atılmak için sırada!..

Bir kişinin seçtiği yeni Başbakan Binali Yıldırım; dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla HDP'nin meclisten atılması... Demokrasi Treni nereye?

Demokrasi treni son istasyona ulaşmaz!

Demokrasi; Türkiye’de mi?

Hukuk; Türkiye’de mi?

Özgürlük; Türkiye’de mi?

İnsan hakları; benim ülkemde mi?

Alt alta yazıp sıralayın artık…

İndigo Dergisi yazarı Deniz Alan Held, 15 Şubat 2015 tarihinde ‘Demokrasi treni son istasyona ulaşır mı?’ başlıklı bir yazı kaleme almış ve “Demokrasi amaç değil; araçtır ve demokrasi bir trendir, yeri geldiğinde inmesini biliriz”  sözünü irdelemişti…

İşte, Sn. Held’in bu yazısına cevap niteliğinde günler yaşamaya başladık…

Bu ülkeye önümüzdeki yıllarda demokrasi geleceğini düşünenler aldanır; hele ki AKP iktidarı ile…

AKP’de demokrasi kültürü dün olmadığı gibi bugün de yok, olmayacak da!

Demokrasiyi kimileri oy kullanmak olarak algılıyor ya da makarna, kömürün dağıtıldığı günlerin yaşandığı seçimler olarak zannediyor. Bu da olmadıysa devlet araçları ile yardım kolilerinin dağıtıldığı seçim günleri zannediyorlar…

AKP’nin kendi içinde bir demokrasisinden asla bahsedilemez! Geçtiğimiz günlerde bir ülkenin hükumetine tam anlamıyla sivil bir darbe yapılmış ve Ahmet Davutoğlu görevi bırakmak zorunda kalmıştı.

Biri de çıkıp “Bu bir bayrak yarışı” demişti; ama ne hikmetse bu zat-ı muhterem, bu bayrak yarışını bir türlü bitiremedi. Hala bir hevesin içinde ve ona ulaşmak içinde koşup duruyor, bırakacak gibi de görünmüyor…

Ahmet Davutoğlu görevi bırakınca ne oldu?

AKP içinde bir bayrak yarışı başladı. Her ne arasan var! Bıyık bırakanları mı, methiyeler düzenleri mi…

Adamlar demokrasi şölenine hazırlanıyorlardı artık. Çok heyecanlanmıştık! AKP içinde şöyle en az 7 – 8 kişi çıkar, biz de keyifle bu demokrasi şölenine (!) şahit oluruz, ülke şöyle ‘Demokrasi Treni’ne biner demiştik…

Yok yahu; şaka yapıyorum! Demokrasi kim, Türkiye kim?

Türkiye’de demokrasi olursa o gün dışarı çıkıp bir bakın, o zaman kırmızı kar yağmıştır.

Bu ülkede demokrasi için daha bir hayli zaman var.

AKP kendi içindeki demokrasi sınavında başarılı oldu ve tek kişiyi seçti, pardon bir kişi tarından seçildi!

İster seçilsin, ister seçtirilsin, bu AKP bir başka!..

Biraz da demokrasi aşığı olan AKP’nin şu dokunulmazlıklarına gelirsek…

Türk tarihine yeni bir kara leke eklendi!

Dokunulmazlıklar kaldırılarak HDP milletvekillerini meclisten atmak için AKP elinden gelen ne varsa yapmaya çalışıyor.

Bu ülkede 1994 yılında bunun bir örneği yaşandı ve o dönemin DEP milletvekilleri meclisten yaka paça atıldılar.

Sonra ne oldu? AKP geldi; güçlü bir BDP ve daha sonra da HDP…

Bu adamlar bitti mi? Hayır; aksine daha da güçlü bir şekilde meclise geldiler, Türk milliyetçisi dediğimiz AKP vagonu olan MHP‘nin milletvekili sayısını geçtiler!

Sen, gidip önce PKK’yı Kandil’den, Hakurk’tan, Zap’tan, Avaşin’den temizleyeceksin!

4 milyon küsur oy almış bir partiyi değil! AKP iktidarı, bu kadar kişinin iradesini yok saymaya çalışıyor…

Türkiye’de demokrasi bugüne kadar seçimlerde oldu, onlar da şüpheli… Çoğulcu olmayan, çoğunluğun tahakkümü altında olan bir ülkede yaşıyoruz…

Bu dokunulmazlık süreci de Türkiye’de daha karanlık günlerin yakın olduğunu gösteriyor, ülkemiz adına daha acı günler yaşanabilir.

Aslında olması gereken oluyor; o Demokrasi Treni’ne, son istasyona ulaşmadan iniliyor.

Bu ülkeden başka ne beklenebilir ki?


Bu da gösteriyor ki Demokrasi Treni, AKP ile asla son istasyona ulaşmaz!..

Unutma AKP, bu demokrasi seni asla unutmayacak!..

PAYLAŞ
Önceki yazıCari açık yeniden yükselebilir!
Sonraki yazı75 maden işçisi yerin altında açlık grevinde
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…