Haluk Bilginer: Tanrı diye bir şey varsa kadındır

Haluk Bilginer’in son röportajında yaptığı cesur açıklamalar sosyal medyanın gündemine oturdu. Cumhuriyet’e röportaj veren Haluk Bilginer, “Erkeğin iktidarından nefret ediyorum, Tanrı diye bir şey varsa kadındır” dedi.

Haluk Bilginer: Tanrı diye bir şey varsa kadındır

Hep erkek cümleleri

Oyuncu Haluk Bilginer, “Tanrı diye bir şey varsa kadındır. Allah baba değil, Allah anadır o. Allah, baba olamaz. Niye toprak ana diyoruz da Allah ana demiyoruz. Hep erkek cümleleri bunlar” dedi. Bilginer, “İçinden insan çıkaran bir insanı erkek kavrayamaz. 14. yüzyılda kadınları niye yaktık, biz sizi niye yaktık, sizden korktuğumuz için” açıklamasında bulundu.

“Dünyanın bu gidişatından korkuyorum. Korkmamak aptallıktır”

Cumhuriyet‘ten Ceren Çıplak’a konuşan Haluk Bilginer şöyle konuştu:

“Erkeğin iktidarından nefret ediyorum, korkmak ne kelime… Dünyanın bu gidişatından çok korkuyorum. Korkmamak aptallıktır, insan olan korkar. Erkeğin de rahmi olsaydı, doğurabilseydi bu dünya çok daha mutlu bir dünya olurdu, savaş falan olmazdı. Kadın doğurduğu için yaşamın değerini biliyor, erkek yaşamın değerini bilmiyor. Öldürmeyi kahramanlık sanıyor.”

“Tanrı diye bir şey varsa kadındır”

“Tanrı diye bir şey varsa kadındır. Allah baba değil, Allah anadır o. Allah, baba olamaz. Niye toprak ana diyoruz da Allah ana demiyoruz. Hep erkek cümleleri bunlar.


Sizin rahminiz var, siz insan üretiyorsunuz, erkeğin aklı bunu anlayamaz. İçinden insan çıkaran bir insanı erkek kavrayamaz. 14. yüzyılda kadınları niye yaktık, biz sizi niye yaktık, sizden korktuğumuz için. Erkeğin kafasında siz korkulacak bir şeysiniz. Siz cadısınız, içinizden insan çıkarıyorsunuz, biz onun için kolay öldürüyoruz, üretmenin ne olduğunu bilmiyoruz çünkü. Biz insan öldürmeyi kahramanlık zannediyoruz.”

Biz iktidarları, süper kahramanları çok mu seviyoruz?” sorusuna ise Bilginer şöyle yanıt verdi:

“Biz tapınmayı severiz, erk severiz. Biz iktidar severiz, baba severiz. Birinin hükmü altında olmayı severiz ve o gücü saygıyla tanımlarız. Aslında orada bir dil sürçmesi söz konusudur. Korktuğunuz bir şeye korkuyorum diyemediğiniz için saygı duyuyoruz dersiniz. Babasından çok korkan çocuklar, babaları öldükten sonra ‘ben babama çok saygı duyardım’ der, yalan. Ne saygısı, hem sevgi nerede? “Ben babamı çok severdim” niye demiyorsun? Biz dövene tapınmaya bayılıyoruz ve saygı duymakla tanımlıyoruz bunu. Korkuyoruz demiyoruz. Biz aslında çok korkuyoruz toplum olarak.”