Salâlar ülkesi: Ruhun şâd olsun şehidim!

Bak bana! Ben Mehmet! Vurulan Mehmet! Genç yaşında toprağa toprak olan Mehmet! Senin için öldüm ve senin yüzünden öldüm!

Salâlar ülkesi: Mehmet Ruhun şâd olsun şehidim!

Van’da 6 asker şehit

  • Vatan sağ olsun!
  • Hiç kimse yapılanlar karşılıksız kalacak sanmasın, misliyle cevabı verilecektir.
  • Bıçak kemiğe dayanmıştır.
  • O ailelere ne mutlu!

30 yılı aşkın boğuşuyoruz terörle ve yukarıdaki açıklamalar farklı ağızlardan tekrar tekrar dillendiriliyor! Misliyle hesap soracağız? Peki ya o hesabı nerede soracağız? Ya da şöyle soralım; o hesabı kim soracak? Şehit isimleri bir bir belli olurken, normal zamanlarda bir araya gelmeyen vekillerin, maaş için kalkan elleri mi vuracak terörün üzerine? Ya da senin ölün benim ölüm, benim yasım senin yasın diyenler mi?

Ya millet? Gazi Paşa’nın aziz milletim dediği millet? O, mu hesabını soracak? Şişşşşttt… Sessiz ol! Dağıtma dikkatini insanların! Şimdi televizyonda Survivor vardır, ya da bir şarkı yarışması, olmadı karı kocalar yarışır, o da olmadı gelinler kaynanalar bol entrika, arkasından yasla müziği haydi eller havaya!

O arkadan gelen ne? Salâ sesi mi? Ölen kim ola ki? Tanır mıyız misal bilir miyiz? Peki o bilir mi bizi? Hain sıkarken kurşunu sırtından düşüncesi ne ola ki? Mesela gözü arkada kalmadan gidebileceğine inanır mı? Yoksa her çatışmadan önce ben gidersem kalanlarıma ne olur diye mi düşünür? Peki ya düşünse yanlış mı olur?

Misal soruyor imam “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” hep bir ağızdan bağırıyoruz “Helal olsun” -sanki hakkımız varmışçasına- ardından 3 kulhu, 1 elham görevimiz orada bitiyor. Bir de dini günler var, o zaman hatırlıyoruz. Milli günler de var elbet ama şu aralar onları da unutuyoruz! Ardından bitti görev!

Ya tersi olursa? Dönüp de sorar ise imam efendi, “Ey şehidimiz hakkını helal ediyor musun? Aç kaldın, belki susuz, sevdiklerinden uzakta kaldın. Belki doğan bebeni görmedin. Anacığın son kez sarılamadı sana. Bir avuç evinde yol gözledi; yüreği ağzında. Kar kış, sıcak demedin. Peki ya sen? Sen şehidim hakkını helal eder misin?” diyerek. O vakit emin miyiz alacağımız cevaptan? Canı gönülden haykırır mı şehidimiz “Helal olsun” diyerek ya da sorar mı “Ben dağda hainle boğuşurken siz ovada ne yaptınız?” diye. Ya da bakıp yüzümüze “Ben göremedim sevdiklerimin yüzünü, o vakit siz ne yaptınız? Sevginin alaşağı edildiği, yozlaştığı programlara alkış tutup uyudunuz mu?” diye… Haykırır mı tekrar tekrar yüzümüze;

“Bak bana! Ben Mehmet! Vurulan Mehmet! Genç yaşında toprağa toprak olan Mehmet! Senin için öldüm ve senin yüzünden öldüm!”

O an bakabilir miyiz utanmadan yüzlerine? Kocatepe yarıp bağrını, yollasa o yiğidi tekrar, geçip karşısına: “Atam yolundan ayrılmadık” diyebilecek miyiz? Tabi ki; hayır! Çünkü eskiden haykırabilirdik; “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diyerek ama artık şehitleri de öldürdük! Haine verdiğimiz her tavizde öldürdük şehitleri! Sınıflara bölüp birbirimizi hor gördüğümüzde öldürdük! Şehit cenazelerine alıştığımızda öldürdük en çok da!..


Ve bugün… Van’da 6 şehidimiz var. Siz tüm bunları okurken belki bu sayı daha da artacak. Başka şehirler, başka acılar olacak. Salâlar birbirine karışırken kimi “Bu da kime ola ki?” diyerek moralini düzeltecek kanallar arayacak, kimi yeni anayasa isteyecek, kiminin ciğeri parçalanacak! Çözüm mü? Çözüm tam olarak orada! Ne vakit ciğeri yananın elinden tutarız, ne vakit düşene el uzatırız, ne vakit silkeleriz üzerimizdeki bu ölü toprağını; o vakit diriliriz yeniden! Bizlere rağmen, ruhunuz şâd olsun şehitlerimiz!

Van’da tuzaklı saldırı: 6 asker şehit oldu