Ramazan’da susuz kalmamak için 8 altın öneri

Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk geldiği ve oruç tutma süresinin 17 saati aştığı bu günlerde, vücudun su ihtiyacını karşılamak hayati önem taşıyor. Peki oruç tutarken daha az susuzluk hissetmek için ne yapmak gerekiyor?

Oruç tutarken daha az susuzluk hissetmek için ne yapmak gerekiyor? Ramazan ayında susuz kalmamak için 8 altın öneri...

İftar ile sahur arasında geçen sürede, hem günlük su ihtiyacının karşılanması hem de kaybedilen suyun yerine koyulması gerektiğini söyleyen Waternet Sağlıklı Beslenme Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, suyun yerini başka hiçbir içeceğin tutmayacağının da altını çiziyor.

Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk gelmesi ile oruç tutanlar için suyun önemi her zamankinden daha çok artıyor. 17 saati aşan süreçte susuz kalan vücudun ihtiyacını karşılamak için, iftar ile sahur arasında geçen zamanı çok iyi değerlendirmek gerekiyor.


Sıcak havalarda ter yoluyla da su kaybettiğimiz için suya ihtiyacımızın arttığını söyleyen Waternet Sağlıklı Beslenme Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, “Ramazan boyunca sabah ezanından akşam ezanına kadar su içmeyeceğimiz için, su dengesini sağlamak çok daha önemli hale geliyor. Sıcak havalarda vücut, ısı dengesini korumak için daha fazla suya ihtiyaç duyuyor. Ter yoluyla su kaybettiğimiz de düşünülürse, Ramazan boyunca bu suyu telafi etmemiz için iftarla sahur arasında geçen sürede, hem günlük su ihtiyacımızı karşılamamız hem de kaybedilen suyu yerine koymamız gerekiyor. Suyun yerini, başka hiçbir içecek tutmaz. Sağlıklı bir Ramazan geçirmek için, iftarla sahur arasında en yakın dostumuz su olmalıdır” diyor.

İftarı su ile açın, sahuru su ile kapatın

  1. İftarınızı mutlaka, 300-400 ml’lik büyük bir bardak su içerek açın.
  2. İftarınızı suyla açtıktan sonra, biraz iftariyelik yiyin veya biraz çorba için. Ana yemeğe başlamadan önce mutlaka ara verin. Bu ara, sindirim enzimlerinizin çalışmaya başlaması için gereken süredir. Bu süre boyunca da en az bir büyük bardak su için.
  3. Ana yemeğe geçtiğinizde, yemeklerinize yine bir bardak su eşlik etsin. Sakın, ‘yemekle su içilmez’ gibi bir hurafeye inanmayın. Su, mideyi çok kısa bir yoldan terk eder, o yüzden de yemekle içildiğinde hiçbir zararı olamaz.
  4. İftar bittiğinde neredeyse 1 litre civarında su içmiş olacaksınız. Bu, gün boyunca kaybettiğiniz suyu karşılamaya yetecek bir miktar değil çünkü gün içinde 1,5 litreden fazla su kaybedersiniz.
  5. İftardan sonra ister çay için, isterseniz kahve ama bu içecekler su yerine geçmediği için, su içmenize engel olmasın. İftardan sonra yatana kadar geçecek sürede hedef, en az 1 litre daha su içiyor olmanız.
  6. İftardan sonra, idrar çıkışlarınızı takip edin. İdrar renginiz açık berrak veya soluk sarı civarında bir renge döndüyse, gün içinde kaybettiğiniz suyu telafi ediyorsunuz demektir.
  7. Sahura mutlaka kalkın ve baş içeceğiniz yine su olsun. ‘Yer, yatarım’ diye düşünmeyin çünkü bu, çok daha uzun süre aç ve susuz kalacaksınız demektir. Yemekle beraber, 2 bardak su içmeye gayret edin.
  8. Niyetlenmeden önce 2 büyük bardak su daha için.

Vücudumuzun sağlıklı suya ihtiyacı var

Vücudumuzun yaşamsal faaliyetlerini yerine getirmesi için suyun önemi tartışılmaz. Ancak su tüketimi kadar dikkat etmemiz gereken bir nokta daha var: Sağlıklı su içmek! Suyun vücudumuzda; hücrelerimizin yapısına girerek hücre bütünlüğünü korumak, vücut sıcaklığımızı dengelemek, enzimlerin ve hormonların taşınmasını sağlamak, toksik ve atık maddelerin vücuttan atılmasını sağlamak gibi hayati işlevleri olduğunu söyleyen Diyetisyen Canan Aksoy, bunun için günde en az 1,5 litre sağlıklı su içilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Aksoy, suyun sağlıklı olması, yani ağır metallerden ve zararlı mikroorganizmalardan arındırılmış olmasının, tüm bu işlevlerin sürdürülebilmesi için şart olduğunu da belirtiyor.


Oruç tutarken ağız kokusu ve kuruluğu nasıl önlenir?

Oruç tutarken halsizlik nasıl önlenir? İftarda ne yenmeli?


Diyabet hastaları oruç tutabilir mi? Riskler neler?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.