Arapça eğitim dayatmasının ardındakiler

Milli Eğitim Bakanlığı, ilkokul 2’nci sınıfta Arapça dersi okutulmaya başlayacağını açıkladı. PISA test sonuçlarını kaale bile almayan Bakanlık, PISA sınavında en başarısız ülkeler olan Arapça eğitim yapan Katar ve Endonezya’yı kendine model olarak almış.

Arapça eğitim dayatmasının ardındakiler

22 yıldır Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve kamu birçok kamu kuruluşunda çalıştım ve bu konunun kredili sistem kadar saçma ve uygulanmasının zor, gereksiz olduğunu içeriden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim.

Kaldı ki ülkemiz öğrencilerinin TEOG gibi orta öğretimden geçme, LYS ve LGS gibi yüksek öğretime geçme sınavlarında gösterdikleri başarı/başarısızlık ortada iken, sanki halledilmesi gereken en büyük sorun buymuş gibi “Arapça dersi okutuyoruz artık ilkokulda” açıklaması abesle iştigaldir. İki yıl önce 40 bin öğrencinin, geçen yıl 33 bin öğrencinin yüksek öğretime geçiş sınavlarından 0 çekmesi, 40 adet Fen sorusundan Türkiye ortalaması 3.9 çıkması önemsizmiş gibi davranıp, Arapça öğretilme kararının alınması Milli Eğitim Bakanlığınca çok isabetli bir karar olmuş!..

2016 PISA raporunda Türkiye kaçıncı sırada?

Loading...

Öğrencilerin öğrenme becerilerini ve eğitim durumunu ortaya koyan 2016 Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Raporu’nu (PISA) açıkladı. Raporda Türkiye, 34’ü OECD üyesi toplam 64 ülke içinde matematikte 45’inci, okumada 37’nci, bilim dalında ise 41’inci sırada yer aldı. Raporda, OECD ülkelerinde 15 yaş grubunda eğitim alanların yaklaşık 4.5 milyonunun yani dörtte birinin matematik, okuma ve bilimde başarısız oldukları kaydedildi. PISA raporunda Türkiye, OECD ortalaması altında kalmasına rağmen, 2003 ve 2012 yılları arasında matematikte kötü performans gösteren öğrencilerin oranını düşürme açısından başarılı ülkeler arasında gösterildi.

Haberde açıklanan raporları ve sınav sonuçlarını kaale bile almayan Bakanlık yetkilileri PISA sınavında en başarısız ülkeler olan Arapça eğitim yapan Katar ve Endonezya’yı kendine model olarak almış.

Tabii alınan bu karara birden fazla bakış açısıyla bakmak lazım. Diplomasi açısından bakarsak, Arapça dersinin okulların müfredatına girmesi Batı’ya bir mesaj içeriyor kanımca, “Bak! Biz sizden uzaklaşıyoruz” mesajı ile aynı zamanda doğuya da yaranma çabası var; “Biz sizden biriyiz, gitgide daha çok benziyoruz.”

Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye geldikten sonra 300 bin çocuk doğurmaları Arapça dersleri okuyacak öğrenci sıkıntısı çekmeyeceğimizin göstergesi…

Konunun siyasi boyutu ise şöyledir; alınan bu kararla, aynı zamanda ülkemizde sayıları 3.5 milyonu bulan Suriyeli mültecilere de “sizi unutmadık, yemiyor/içmiyor sadece sizi düşünüyoruz” demiş oluyoruz. Suriyeli mültecilerin memleketimize geldikten sonra 300 bin çocuk doğurmaları, Arapça derslerini okuyacak öğrenci sıkıntısı çekmeyeceğimizin göstergesidir. Üstelik mültecilere yakın zamanda vatandaşlık verileceği ile ilgili bu kadar söylenti varken, çocuklarına da Arapça dersi vermek kanaatimce olması gerekendir. Seçimler esnasında oya ihtiyaç duyan hükümet, memnun ettikleri yeni katılan mülteci vatandaşların oyları ile tekrar seçilmeyi garantileyecektir.

Konuya psikolojik açısından bakacak olursak, sadece birkaç ay evvel Türkçe alfabeyi öğrenmiş olan yeni yeni yazmayı-okumayı söken el kadar bebelere “şimdi de Arapça öğreneceksiniz” demek, kafalarının karışmasına, öğrenme hızlarının düşmesine, hatta kültür şoku yaşamalarına sebep olacaktır. Anlamadıkları ve konuşamadıkları dili öğrenirken zorlanacak ve birçoğunda okuma ve öğrenme isteği azalacaktır. Üstelik iki dili birden (benzer alfabe ve söyleniş yapısı aynı olmadığından) yazmayı ve okumayı öğrenme negatif transfere neden olacak, öğrenciler ketlenecektir.


Eğitimde dayatma meselesi

Bir eğitimci gözüyle bakacak olursak ta, daha önceleri mahallelerimizde bulunan yazın gidilen Kuran kursların artık legalleştiğinin bir kanıtıdır. Aslında hükümet gene toplumsal olarak ihtiyaç duyulana değil, milletin dini duygularına abanarak, “Alın size Arapça, dinimizin emrettiği gibi Kuran’ı rahatça okumanız için” diyerek oy kaygısı ile davranmıştır.

Bize düşen ise isteyenin istediği gibi eğitim almasını zorlamayan bir ülkede yaşadığımız gerçekliğinden hareketle, isteyen çocuğunu Kuran kurslarına gönderir ve öğrenmesini sağlar. Dayatıyorsa işin içinde yukarıda bahsettiklerim vardır.

Zorunlu Din Dersine Bakış

İhsan Eliaçık röportajı: Siyaset ve dinde yozlaşma

Osmanlıca’dan Geçen Yol Arapça’ya Gider mi?