Hadi AKP şimdi sıra Suriye’de!

Mısır’da oynadın, Davos’ta oynadın, Rusya’da, Suriye’de oynadın… Mübarek gitti, Mursi geldi; düğün bayram ettin. Mursi gitti, Sisi geldi. Yeni gelin gibi ağladın durdun. Ellerinle “4” yaptın, “Eyyy Sisi.” dedin; efelendin, Ortadoğu’da ağalık yapmaya çalıştın. Hadi benim sevgili hükumetim şimdi sıra Suriye’de…

Mısır'da oynadın, Davos'ta oynadın, Rusya'da, Suriye'de oynadın. Hadi benim sevgili hükumetim şimdi sıra Suriye'de!..

Hadi AKP’m sen bunu başarırsın.

Daha önce yapmadın mı sanki?

Her nerede olursa olsun; sen, bir tanesin, nar tanesin her şeyin ilk tanesisin.

İlklerin partisisin.

Senden önce, senin kadarını yapan başka bir parti gelmedi bu ülkeye.

Sen bu millete her şeyi oynattın.

Ankara havasından Karadeniz’in yaylalarını anlatan horonuna; Ege’nin zeybeğinden Anadolu’nun halayına kadar her şeyi oynattın bu millete.

Sadece bu kadar mı? Hiç olur mu?!

Daha ne? Bir oyun var ki tadından yenmez.

Üç maymun…

Bu halka, bu millete “görme” dedin, görmediler…

“Duyma” dedin, duymadılar…

“Konuşma” dedin, konuşmadılar…

Halkını susturan bir parti oldun. Helal sana, bunu başardın…

Aslan terbiyecisi oldun.

Kükreyen bir halka, verdiğin ramazan kutularını sus payı yaptın; ayakkabı kutularınla ise zengin oldun.

Her yerde aynı numarayı çektin.

Sıra gelmedi mi artık sence de, yeni bir numaraya?

Mısır’da oynadın, Davos’ta oynadın, Suriye’de oynadın…

Mübarek gitti, Mursi geldi; düğün bayram ettin.

ABD darbesine çanak tuttun; Müslüman Kardeşler geldi diye ağzın kulaklarına varıp avuçların patlarcasına alkışladın.

ABD destekli askeri darbeye ses çıkarmadın.

Mursi gitti, Sisi geldi.

Yeni gelin gibi ağladın durdun. Ellerinle “4” yaptın, “Eyyy Sisi.” dedin; efelendin, Ortadoğu’da ağalık yapmaya çalıştın.

Rabia, Rabia deyip Türkiye’yi dolaştın, isyan ettin, Sisi’yi Türk halkına, dünyaya şikayet ettin.

“Sisi’ye darbe yaptılar” deyip ülkeyi dolaştın; Hüsnü Mübarek giderken nanik yaptın.

Senin akıllı yandaşlarına kefen giydirdin.

O kadar zaman geçti; ne Rabia kaldı, ne kefen giyen partililerin kaldı, ne de senin efeliğin kaldı.

Şimdi de kapalı kapılar ardından Sisi’yle cilveleşmeye çalışıyorsun.

Obama Ağabeyini arkana alıp Putin‘e karşı diklendin, fors yaptın, aslan kesildin.

Putin’in bir Türkiye yasağı ile ayakların yere basmaya başladı, kime dayılık yaptığını anladın. ABD ile Rusya, Suriye konusunda anlaşınca oyuna geldiğini anladın, Suriye’de havanı aldın.

Kapı kapı dolaşıp yıllarca ürettiğiniz saçma dış politikanızla Türkiye’nin itibarını yerle bir ettiniz, var olan imajını “sıfırla”dınız.

İsrail‘in ne Yahudi kimliği kaldı, ne gaddarlığı kaldı, ne de Filistin için katilliği kaldı.

Onlar için de bir dümen çevirdiniz. Bir sabah kalktık ki “Katil İsrail”, “Ağabey İsrail” olmuş.

Hadi, bu ülkenin gurur verici iktidarı sıra şimdi “Katil Esed”, “Cani Esed”, “Yüzbinleri öldüren Esed”, “Türkmenleri katleden Esed” daha önceki zamanlardaki gibi kardeş Esad’a dönecek mi?

Bu AKP ne yapmadı ki, bunu da başarmasın?!

Sıra Suriye’de!

Hadi AKP şimdi sıra Suriye’de. Şimdi IŞİD’e el altından silah gönderilen Suriye’de. “Emevi Cami’nde namaz kılacağız.” dediğiniz Suriye’de…

Ülke olarak tükürdüğümüzü yalamaya az kaldı.

Esad’dan özür dilemeye az kaldı.

Senin arkanda “makarnacılar” var.

Senin arkanda medya soytarısı yazarlar, gazeteciler, yandaş televizyonlar var.

Sen bunu da yaparsın, Suriye’den de özür dilemenin tam sırası.

Artık Esad’dan da özür diledikten sonra sıra kime gelir?!

AKP iktidarının kurumsallaşamayan dış politikası

Başbakan Yıldırım’dan ‘Suriye, Irak, Mısır’ açıklaması

PAYLAŞ
Önceki yazıBir varsayımdan yola çıkarak: Savaş ve Mültecilik
Sonraki yazıFransa Nice’te terör saldırısı
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…