Putin vurdu gol oldu!

Türkiye, Rusya’nın uçağını düşürünce “İşte bu! Helal sana, aslansın, kaplansın!” sözleri, özürden sonra yerini yine “Helal sana, en doğrusunu yaptın ve aramızı düzelttin!” oldu. Buna, özetle “Putin vurdu gol oldu!” denir…

Putin vurdu gol oldu!

Putin vurdu gol oldu!

Bazı andavallar Rusya’yı yeriz, bitiririz diye düşündü…

Ne yiyorsun; sen Rusya Devleti’ni Faberge mi zannetin?


Hatta bazıları abisi olan ABD’yi arkasına alınca birden coştu.

“Sen kimsin Rusya, emri biz verdik biz!” dediler, bizimkilerin coşkusu tavan yaptı.

Bizim okuyan (!) halkımız, şöyle dersek daha güzel olur, bizim “makarnacılar” ve makarnacıları yönlendiren medya goygoycuları iktidarı şaha kaldırdılar!

Zaten Türk toplumu duygusal hareket eder; şah diyen birine mat’ı koyar!

Öyle de oldu!

Hatta muhalefetten de iktidara destek sesleri geldi! Gerek Kılıçdaroğlu gerekse Bahçeli, iktidara “yürü baba, arkandayız” dediler!

Uçağın düşürülmesinin yanlış olduğunu o zaman da yazdım. Hatta sonuçlarının da çok ağır olacağını belirttim…

Şimdi çıkar bir milliyetçi tayfa “Ne yani göz mü yumacaktık sınır ihlallerine?!” der.

Güzel milliyetçi kardeşim, Yunanistan her Allah’ın günü jetleri ile sınırdan selam verip geçiyor. Ne yapıyoruz? Her ihlalde Yunan jeti mi indiriyoruz? “İt dalaşı” diye bir kavram var, değil mi?..

Makarnacılar“, yandaş medya goygoycuları hatırlamak istemez ama ben hatırlatmayı severim!

Yıl: 2003 – Yer: Irak

ABD, Türk askerlerinin başına çuval geçirmiş ve o dönemde Türk toplumu tarafından ciddi, haklı bir tepki gösterilmişti!

Tepkiler büyüyünce ne olmuştu?

Ne mi olmuştu?


O dönemin başbakanı şöyle dedi:

“Bir olay olduğunda ‘pat’ diye onun üzerine atlanmaz. Atalarımız tecrübenin neticesinde bunu dile getirmişler. Bize, öfkeyle kalkarak değil, olgunlukla kalkarak ve olgunlukla kararlarımızı almak yakışır. Bu göçebe devlet olmamamızın bize verdiği olgunluktur. Biz asırları aşmış, kökü binlerce yılı aşmış bir tarihten geliyoruz. Bunun bir deneyimi var.”

Buradaki ‘öfkeyle kalkarak’ ifadesine dikkat!

Ne diyor başbakan yani? Özetle, ‘bazı şeyleri dikkate alıp diplomatik yollardan bunu çözeceğiz’ demek istiyor.

Hatta o dönemde medyanın “Nota vermiyor muyuz?” sorusuna başbakan, “Ne, bu müzik notası mı?” demişti.

Eee o zaman öfkeyle hareket etmeyen Türk Devleti, neden Rusya uçağının düşürülmesinde gözünü bile kırpmadı?

İktidar yalakası olan medya organları hükümeti pohpohlaya dursun, biz bu soruya cevap arayalım…

Öncelikle, devlet duygularla yönetilemez! Devlet, rasyonel bir akılla, reel siyasi gerçekliklerle, maksimum ortak paydalarda yönetilebilir!

Türk milleti, olaylara acil kodu ile yaklaştığı için olayın siyasi iz düşümü de bir o kadar ağır oluyor. ABD, Rusya’nın Suriye’deki manevra alanını kısıtlamak, ilerleyişini durdurmak ve Ortadoğu’nun önemli bir aktörü olan Türkiye’yi devreye sokarak Rusya’nın uçağının düşürülmesinde ön ayak oldu diyebiliriz!

Amma velakin…

Güzel kardeşim, sen Rusya’nın uçağını, Esad’ın oyuncak helikopteri mi zannettin ya da Putin’i, Esad mı zannettin?

Türkler ne kadar ani kararlar alıyorsa Ruslar da bir o kadar ülkenin iklimi gibi soğuk ve ağır hareket ediyorlar!

Dikkat edildiğinde Putin, çok ağır hareket etti!

Önce Rusya’da yaşayan Türk; üniversite, doktora, Erasmus öğrencilerinin kaldığı yurtlarına baskınlara başladı, ardından meyve sebzelerle devam etti ve en sonunda Türkiye’ye son 30 yılın turizm darbesini vurdu.

Veeee Erdoğan özür diledi!


Futbol tabiri ile buna tam manası ile “Putin vurdu gol oldu!” denir.

AKP iktidarının kurumsallaşamayan dış politikası


Erdal Kişioğlu
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…