Avcı göçebe toplumuz vesselam

Son günlerde parklar, meydanlar dolup taşıyor. Gündüz gençler Pokemon avlıyor. Gece millet darbeci bekliyor. Toplayıcılık, yerleşik düzen filan bize gelmez hocam. Avcı-göçebe bir toplumuz biz. Ruhumuz göçebe; at, avrat, silah felsefe…

Avcı göçebe toplumuz vesselam
Burası Göztepe parkı. Bunlar da Pokemon avcıları…

Evde oturamıyoruz ki!

Ruhumuza kurt düşmüş 2000 yıldır arkadaş. Orta Asya’dan beridir yollardayız zaten. Çin baskısı, verimli toprakların bitmesi, iklimler filan diyor ya tarihçiler. Külliyen yalan bence. Sıkılıyoruz biz. Canımız aksiyon çekiyor. Hep bir hareket. Bir de bereket olsa tadından yenmeyecek de konudan kopuyoruz genelde.

Osmanlı’ya filan hiç girmiyorum son 10 yıla bile baksan her sene sokaklardayız. Şehitler için yürüyoruz, ağaçlar için yürüyoruz, demokrasi için yürüyoruz. Uzun ince bir yoldayız yürüyoruz abi gündüz gece. Bir de sokakta yatma merakımız var bak. Deprem oluyor günlerce parklarda kalıyoruz. Darbe kalkışması oluyor. Kalkıyoruz parklara çadırları kurup hemen otağ düzenine geri dönüyoruz.

Kanımız çekiyor göçebe kültürünü

Her yerde kentsel dönüşüm var ama bizde kültürel dönüşüm henüz olmamış. Ne yapalım? Kendimizi mi reddedelim? Sıra sıra, garipsel mimariyle her biri birbirinden farklı binalar diksek de ruhumuz çadırda yatıyor bizim. İnat etmeyelim, kabul edelim bitsin bu işkence. Son bir kentsel dönüşüm yapalım. Tüm binaları kaldıralım, ülkeyi baştan sona otağlarla süsleyelim. Bağlayalım atları da çadırlara. Sıkıldıkça yerimizi değiştiririz. Her yer yemyeşil olur. Kimse darbeye filan da kalkışmaz. Yer yok, yurt zaten atların sırtında. Kimse işgale uğraşmaz, teröre bulaşmaz. Obanın dumanı tütsün yeter. Şükür işte. Dert yok, tasa yok nedir yani?

Pokemon diye bir oyun

“Yeni nesilden umutluyum” diyenlere inat. Bak şimdi. Pokemon diye oyun çıkıyor. Sen misin avcı, göçebe topluma böyle oyunu yapan. Geçen parkta koşuyorum. Tüm park boş, bir çocuk oyun alanı var. İğne atsan düşmez. Derin bir sessizlik var. Herkes büyük bir ciddiyet elindeki telefonlara yumulmuş. Önce koşarak geçiyorum yanlarından. Aynı film karesi gibi “dank” ediyor.

Gerisin geriye yürüyorum. Bir tanesinin telefonuna bakıyorum göz ucuyla. Pokemon topu atıyor sağa sola. Diğeri aynı. Diğeri… Aynı. Toplu bir Pokemon katliamı var. Resmen eski kale kuşatmaları gibi millet topluca gelmiş, Pokemonlara “Yıldık” dedirtiyor. Oyun alanında olması gereken 6-10 yaş grubu çocuklar da uzaktan atalarının ritüellerini izliyorlar.

Hele şimdi İstanbul’da toplu taşıma da bedava. Geçen metroya bindim adam beleş göç fırsatını kaçırmamış ev taşıyor ya. Baya beyaz eşyalarla binmiş metroya. Şimdi ne gerek var bu çileye? Ev filan uğraşma. Kentsel dönüşüm için devlet destek veriyormuş yıkım belgesi, yeni kira kontratı filan getirince.

Uygulama yanlış arkadaş. Toplu çadır projesi kapsamında ver çadırları. Atalım oku ileriye doğru. Düştüğü yere kuralım obayı. Zaten ayda bir sokağa dökülüyoruz. Bitsin bu üstümüzde frapan duran yerleşik düzen. Tarımla da uğraşmıyoruz zaten artık.

Patlayan, çatlayan tohumlar alıyoruz İsrail’den. En azından hayvancılık gelişir. Hem bol bol turist de gelir. Avrupalı otantiğe meraklı. Arap zaten bedevi. Herkes mutlu olur. Zaten organik merakı da sardı gezegeni. Dünyaya örnek oluruz ilk defa.

Göçebeye sınır mı olur?

Yap bunu bak nasıl taşlar yerine oturuyor. Parlamenter sistemi de bırakırız hemen. Derebeyliğe geçeriz. Federe devlet değil, göçebe devlet olduk mu başkanlık sistemi yerine oba başılık sistemi gelir. Çok mu sıkıldık? Çıkarız buradan yola. Sınırı geçtik mi iki ileri bir geri ver elini Avrupa.

Sınır dediğime bakma. Göçebeye sınır mı olur? Beğendiğimiz yere kurarız obayı. Kışları güneye ineriz, yazları kuzeye çıkarız. Ağustos’ta Hollanda, Aralık’ta İspanya. Mis. Siyaset yok, reklam yok, kireçlenmeyi önleyen kalgonitler yok. GTA’dan göndermeli darbe şifreleri yok. Daha ne olsun. Ömrümüz uzar yemin ederim.

Uzun lafın kısası, vitrinde gördüğümüz ama üstümüze uymayan şeyleri giymeyelim artık. Kurtulalım ağırlıklarımızdan. Kabul edelim olduğumuz kişiyi. Zaten yeterince iyiyiz.

Neden kompleksliyiz. Örnek almayalım, bırakalım onlar bizden örnek alsın. Aslında ruhumuz insanlığın olması gereken noktayı biliyor. Devlet yok, toprak yok, sahiplenme yok, hırs yok, açgözlülük yok. Tüm dünya böyle olsa neden savaş çıksın ki?

Düşünsene geliyor başka bir göçebe toplum senin obaya. Diyor ki “Ben buraya demokrasi getireceğim.” Sen soracaksın, “Neden?” Cevabı yok. “Yeraltı kaynaklarını alacağım senin” diye köpükler çıkarak ağzından. “E aaal. Benim değil ki” diyeceksin. Hevesi, hırsı kursağında kalacak. Bakacak insanlar uğraşacak kimse yok. Satacak kimse yok. Yıkayacak beyin yok. Salıverecek onlar da kendini.

Olduğu kadar, olmadığı kadere geçecek dünya. Çok mu ütopik geldi? Düşünmeyelim bunları. Bir yürüsek dağılır kafamız. Gene en doğrusunu biliyormuş atalarımız. Selametle…

15 Temmuz: Ya hainsin, ya korkak, ya kincisin, ya hiççi

İhanetin adı: Mürted

Dünyayı etkisi altına alan Pokemon Go çılgınlığı nedir?