Obama’nın BM konuşmasında İsrail ve Filistin’e yönelik çarpıcı vurgu

71’inci BM Genel Kurulu’nda açılış konuşması yapan ABD Başkanı Barack Obama, Suriye ve İsrail – Filistin konularında açıklamalarda bulundu. Obama, “Filistinliler İsraillilere karşı tahrik edici söylemleri bırakırlar ve İsrail’in meşruiyetini kabul ederler, İsrailliler de kalıcı olarak Filistinlilerin topraklarını işgal edip yerleşim kuramayacaklarını anlarlarsa bu iki toplum için de daha iyi olur.” dedi.

50 ülkenin bu yıl içinde, savaşlardan etkilenen ülkelerden 360 bin mülteciyi kabul edeceğini açıkladı. Obama, Suriye’deki hiçbir askeri çözümün diplomasiyle kazanılacak başarının yerini tutamayacağını söyledi.

Obama'nın BM konuşmasında İsrail ve Filistin'e yönelik çarpıcı vurgu

Barack Obama, ABD Başkanı olarak son kez New York’taki 71. BM Genel Kurulu Genel Görüşmelerine katılarak uzun bir konuşma yaptı

ABD Başkanı Barack Obama, Filistinlilerin İsrail’in meşruiyetini kabul etmeleri, İsrail’in de bu işgali ve yerleşimleri kalıcı olarak devam ettiremeyeceklerini anlamalarının iki toplumun da yararına olacağını söyledi.

Obama, ekonomik, siyasi, demokratik anlamda ve sağlık gibi diğer alanlarda dünyanın daha ileriye gitmesi gerektiğini belirterek, sosyal medyanın gelişmesiyle kişilerin kendilerini daha iyi ifade edebildiğini söyledi.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra Çin gibi ülkelerin geliştiğini ifade eden Obama, küresel bütünleşmenin önemine vurgu yaptı.

Barack Obama, “Evet ABD’de çok fazla para siyaset ilişkisi var”

Ancak bu durumun beraberinde sorunlar getirdiğini kaydeden Obama, agresif milliyetçilik, zalim bir popülarizm, aşırıcılık gibi sorunların bulunduğunu, bunların göz ardı edilemeyeceğini bildirdi. Obama, demokrasiye inananların seslerini daha güçlü çıkarmaları gerektiğini, demokrasilerin de hataları bulunduğunu söyledi ve ABD’den örnek verdi.

“Evet ABD’de çok fazla para siyaset ilişkisi var” diyen Obama, oy kullanmanın bazı durumlarda zorluğu nedeniyle vatandaşların demokrasiye katılımının düşük olduğunu söyledi.

Obama, “Sermaye ve karar vericiler, sıklıkla demokrasinin yukarıdan yönetenlerin müdahalesiyle değil, tabandan gelerek ilerlemesi gerektiğini unutuyor.” dedi.

Dünyanın birçok yerinde halkın bazı durumlarda hayatını şekillendiren kurallarla ilgili söz söylemek istediğini ifade eden Obama, “Özgürlük ve onur isteyen, kendi hayatlarını kontrol etme fırsatı talep eden gençlerin sesini her yerde dinleyin.” diye konuştu.

“Radikalizm ve ayrımcılığı reddedin”

Radikalizmin, ırkçılığın, etnik ayrımcılığın her türlüsünün reddedilmesini isteyen Obama, küreselleşmenin bazı çatışmaları ve zorlukları da beraberinde getirdiğine işaret etti.

“Örtünmek isteyen kadınlara karşı çıkan liberal demokrasiler görüyoruz. Hazreti Muhammed’i tasvir eden karikatürleri, Batılı gazeteleri protesto eden gösteriler görüyoruz.” diyen Obama, Avrupa ve ABD’de göçmenlere karşı bir tavır bulunduğunu da hatırlattı.

Obama, “Eski düşünce tarzlarına başvurmak için dünya çok küçük ve biz birbirimizle çok fazla iç içe geçmiş durumdayız. Bu zihniyeti Ortadoğu’nun birçok yerinde görüyoruz.” ifadesini kullandı.

Bu tür bir zihniyetin, Suriye’deki trajik iç savaşı ve Ortaçağ kötülüklerini barındıran DAEŞ’i körüklemek için uğraştığını kaydeden Obama, aşırıcılık ve mezhepçiliğin kolayca düzeltilemeyeceğini ifade etti ve “Eğer dürüstsek hiçbir dış gücün farklı dini ya da etnik toplulukları uzun süre bir arada yaşamaya zorlayamacağını anlayabiliriz.” dedi.

DAEŞ gibi örgütleri yok etmek için birleşmek gerektiğine vurgu yapan Obama, Suriye’deki krizin çözümü için askeri bir yol bulunmadığını, diplomasi yolunun izlenmesi gerektiğini yineledi.

Aşırıcılığın önlenmesi gerektiğini söyleyen Obama, temel sorunlar çözülene kadar aşırıcılığın sınırların ötesine ihraç edilmeyi sürdüreceğine vurgu yaptı ve “Dünya, bir duvar inşa edip kendi toplumlarımızı aşırıcılıktan korumak için çok küçük.” ifadesini kullandı.
Obama, şunları söyledi:

“Ortadoğu için doğru olan şeyler hepimiz için geçerli. Tabii ki gençlere hoşgörüsüzlük yerine fen ve matematik öğretilirken dini gelenekler sürdürülebilir. Tabii ki kadınlara siyasette ve ekonomide tam ve hakları olan rolleri verilirken gelenekler korunabilir. Tabii ki tüm topluluklara, Myanmar’daki gibi dini azınlıklar olsun Burundi’deki gibi etnik azınlıklar olsun ya da burada ABD’deki gibi ırksal azınlıklara eşit davranırken ülkelerimizi ilerletebiliriz.”

İsrail – Filistin sorunu

Obama, tüm toplumlara eşit muamele edilmesi gerektiğini belirterek İsrail – Filistin sorununa değindi.

Obama, “Filistinliler İsraillilere karşı tahrik edici söylemleri bırakırlar ve İsrail’in meşruiyetini kabul ederler, İsrailliler de kalıcı olarak Filistinlilerin topraklarını işgal edip yerleşim kuramayacaklarını anlarlarsa bu iki toplum için de daha iyi olur.” dedi.

ABD’ye karşı müttefiklerinin ve hasımlarının tutumuna ilişkin de konuşan Obama, “Müttefiklerimiz de düşmanlarımız da hem tüm sorunların hem de tüm çözümlerin Washington tarafından gerçekleştirilebileceğine inanıyor. Belki Washington’daki birçok kişi de buna inanıyor.” diye konuştu.

ABD’nin tarihte kendi çıkarlarının ötesini düşünen nadir süper güçlerden olduğunu savunan Obama, müttefiklerini ve zayıfları korumak için fedakarlıklar yaptıklarını, insan haklarını desteklediklerini ve kendi eylemlerinin de soruşturulmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

“Hepimiz nükleersiz bir dünya için mücadele etme sözü verdik”

Obama, bunu tek başlarına yapamayacaklarını ve uluslararası toplumun daha etkili hale getirilmesi gerektiğini kaydederek, nükleer tehditlere karşı birlikte mücadele etmenin önemini vurguladı.

“Hepimiz nükleer silahların yayılmasını önleme ve nükleersiz bir dünya için mücadele etme sözü verdik.” diye konuşan Obama, “Kuzey Kore’nin nükleer denemesi hepimizi tehlikeye sokuyor. Anlaşmayı bozan her ülke sonuçlarına katlanmalı. ABD gibi bu silahlara sahip olan ülkelerin de stokların azaltılması sorumluluğu ve bir daha bu tür denemeler yapmama gibi temel normlara uyma mesuliyeti var.” ifadelerini kullandı.

Obama, güçlü ülkelerin de sınırlamalar ve uluslararası kurallara saygı göstermesinin önemine dikkat çekerek belki bazı özgürlüklerin kısıtlanabileceğini ama bunun uzun vadede güvenliği güçlendireceğini ifade etti.

Bu gerçeğin sadece ABD için değil diğer ülkelerde de geçerli olduğunu anlatan Obama, “Eğer Rusya komşularının işlerine müdahale etmeye devam ederse bu, belki iç politikada popüler olabilir ve milliyetçi coşkuyu ateşleyebilir ancak zamanla itibarını ve sınır güvenliğini azaltır.” dedi.

Barack Obama, Çin’in güney denizinde askeri varlığını artırmasını da eleştirerek, “Güney Çin Denizi’nde kanunların sağladığı barışçı çözümler, birkaç kayalıkta askeri varlığı artırmaktan daha fazla istikrar sağlar.” diye konuştu.

Obama BM genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada ayrıca, Almanya ve Kanada liderleri başta olmak üzere dünya liderlerinin ülkelerine kabul edecekleri mülteci sayısını geçen yıla oranla iki kat artırma sözü verdiğini söyledi.

Toplumların bilinmezlik, huzursuzluk ve savaşla dolu olduğunu ifade ede Obama, “Muazzam gelişmeye rağmen, kurumlara olan güveni kaybettik, yönetmek zorlaştı ve milletler arasındaki tansiyon daha çabuk yükselmeye başladı” ifadelerini kullandı.

“Hepimizin seçimlerle karşı karşıya kaldığını kabul ediyorum” diyen Barack Obama, “Daha iyi bir işbirliği ve entegrasyon modeli ile hızla ilerlemeyi seçebiliriz ya da keskin bir şekilde bölünmüş dünya içine çekilebiliriz. Bugün size, ileriye gitmeyi ve geriye bakmamayı tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.

Obama, “Bu yıl 50 ülke 360 bin mülteci kabul edecek”

Suriye’deki duruma da değinen Obama, hiçbir askeri çözümün diplomasiyle kazanılacak başarının yerini tutamayacağını ileri sürerek, “Suriye’de askeri çözüm olamaz” dedi.

Birleşmiş Milletler’e göre dünya çapında yaklaşık 21 milyon mülteci, savaş veya baskı nedeniyle ülkelerinden ayırılmak zorunda kalmış durumda.

Yalnızca Suriye’de iç savaş nedeniyle dokuz milyon kişi yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldı.

Suriye’yi terk eden Suriye vatandaşlarının sayısıysa dört milyondan fazla.

Obama, “Gözlerimizi başka yöne çeviremeyiz ya da sırtımızı dönemeyiz. Bu ailelerin yüzüne kapıyı kapatmak en derin değerlerimize ihanet etmek olacaktır.”

ABD, 1 Ekim’de başlayacak 2017 vergi yılında 110 bin yeni mülteciyi ülkeye almayı kabul etti.

ABD’nin Eylül ayına kadar alması beklenen mülteci rakamıysa 85 bin.

Barack Obama ayrıca, ülkelerin, yardım faaliyetleriyle ilgili BM’ye ve insani yardım kuruluşlarına 2015’ten 4.5 milyar dolar daha fazla mali destek olma sözü verdiğini belirtti.

Bu ülkeler, bir milyon mülteci çocuk için kurulacak okullar için maddi yardımda bulunma ve bir milyon mültecinin yasal olarak çalışabilmesine yardım etmeye destek olma sözü de verdi.

Dünya liderlerine sık sık daha fazla mülteciyi ülkelerine kabul etme çağrısı yapılıyor.

Türkiye dünyada en fazla Suriyeli mülteciyi kabul eden ülke.

Türkiye’yi Lübnan, Ürdün ve Almanya takip ediyor.

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu’nda konuştu

Obama’dan Donald Trump’ın Müslümanlarla ilgili sözlerine yanıt

Obama’dan Panama Belgeleri açıklaması