İletişim meselesi (4) Birinci basamak ilk izlenim

İki insanın ilk karşılaşmalarında birbirleri hakkında bir fikir edinmeleri için geçen süre ortalama 30 saniyedir. Popüler, sevilen, sayılan, iletişim içinde olunmak istenen bir insan olmak bizim gerçekte kim olduğumuz kadar insanlara verdiğimiz izlenim ile de doğrudan ilgilidir. Peki ilk izlenim nedir?

İletişim Meselesi (4): Birinci basamak

İletişim Meselesi

İletişim Meselesi (2)

İletişim Meselesi (3)

İletişim için ilk izlenim

  • Birisiyle ilk tanışmanızda nelere dikkat edersiniz?
  • İnsanların giyim kuşamlarına mı, beden dillerine mi, konuşmalarına mı bakarsınız?
  • İlk tanışmanızda iyi anlaşacağınızı ya da tam tersi hiç uygun olmadığınızı düşündüğünüz insanlar oldu mu?
  • Peki, insanlar sizinle ilk tanıştıklarında sizin hakkınızda ne düşünürler? 

İlk izlenim nedir?

Her gün iş, eğitim, eğlence ya da sosyal amaçlı olarak birçok yeni kişiyle karşılaşırız. Bu kişilerden bazıları bize eğlenceli, bazıları işinin ehli, bazıları güvenilmez, bazıları karizmatik gelir. Bazıları ile iletişimimizi devam ettirme arzusu hisseder, bazılarından ise uzak durmaya çalışırız.

İnsanlar ve onlarla sürdüreceğimiz ilişkinin geleceği hakkında ne kadar kısa bir süre içinde karar aldığımız ise inanılmazdır. Elbette aynı durum diğer insanların bizimle ilişkiyi devam ettirme kararlarını verirken de geçerlidir. Yani popüler, sevilen, sayılan, iletişim içinde olunmak istenen bir insan olmak bizim gerçekte kim olduğumuz kadar insanlara verdiğimiz izlenim ile de doğrudan ilgilidir. 

İletişim için ilk izlenim neden önemlidir?

Bir iş görüşmesinde, yeni bir ortama girdiğimizde veya yeni arkadaşlıklar kurduğumuzda insanlara kendimizi doğru ifade edebilmek ve içinde bulunduğumuz ortamı doğru algılayabilmek için bir fırsat edinmiş oluruz. Bazen güçlü özelliklerimizi, başarılı olduğumuz bir konuyu anlatmaya çalışırken başarısız oluruz ve karşı tarafın zihninde oluşmasını istediğimiz algıdan çok daha farklı bir algı oluşturabiliriz.

Bu çoğu zaman hakkımızda oluşmuş olan ilk izlenimin yanlışlığı ve ilk izlenim algısının değişiminin zorluğundan kaynaklanır. Ayrıca karşı taraftaki kişi ya da içinde bulunduğumuz ortamla ilgili ilk izlenimimiz de bizim algılarımızı, kararlarımızı, bakış açımızı ve iletişimimizi etkileyecektir.

İlk izlenim sürecinde neler önemlidir?

Tanıştığımız insanların zihnimizde bırakacağı ilk izlenimde sözcükler %7, sesimiz ve diksiyonumuz %38, beden dili ve görsel iletişimimiz ise %55 etkilidir. Yani çoğu zaman ne söylediğimizden çok nasıl ve ne şekilde söylediğimiz daha fazla etkileyicidir. İlk izlenimi oluşturan ve doğru bir iletişimi başlatmak için dikkat etmemiz gereken ögeleri sizin için özetledik.

1. Giyim ve dış görünüş

Saç şeklimizden, giysilerimize, seçtiğimiz renklerden aksesuarlara kadar dış görünüşümüzü oluşturan unsurların tamamı bizim hakkımızdaki ilk izlenim sürecinin en önemli kısmını oluşturur.  Spor ya da klasik giyinmek, sakallı ya da traşlı olmak, temiz ya da dağınık olmak yaratacağımız izlenimin temelidir.

Seçtiğimiz renkler, markalar, kombinler, ayakkabılar, makyaj, aksesuar ve genel olarak görünüşümüz bir mesajdır. Aslında tüm giyim markalarının bir hedef kitlesi olmasının sebebi de budur.

Parmaktaki bir yüzük, saçtaki bir renk ve kıyafetinizdeki bir logo karşı taraf için sizi tanımasına yardımcı olacak bir ipucudur. Bu ipuçları her zaman doğru yere yönlendirmez. Kişiliğimizin bundan çok daha derin, tanınmaya çok daha layık bir insan olduğumuzu düşünebiliriz.

Ancak karşı tarafın da böyle düşünmesi ne yazık ki çoğu zaman bu ipuçlarından geçer. Ve istesek de istemesek de biz de ilk karşılaştığımız insanları bu yönde değerlendiririz.

Dış görünüşümüzle doğru ilk izlenimi vermenin yolu doğru parçaları bir araya getirmekle mümkündür. Her yeni ortamın gerektirebileceği kendine has bir kıyafet tarzı vardır. İş görüşmelerinde ve iş ortamında genellikle daha resmi kıyafetler giyilmesi gerekmektedir. Ama elbette resmi kıyafetin uygun olmayacağı iş yerleri de olabilir.

Kumaş kıyafetler ve bağcıklı ayakkabıların tercih edilmesi iş görüşmeleri için daha uygunken arkadaş toplantıları ya da gün içerisinde arzuya göre daha spor kıyafetler tercih edilebilir. Kıyafetlerde renk seçimlerinde genel görüş;  gündüzden geceye doğru saatler ilerledikçe renk tonlarının koyulaşması şeklindedir.

Kıyafet tercihinde bulunurken en önemli kriter kendinizi içerisinde rahat hissedeceğiniz kıyafetleri seçmektir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi genel kurallar haricinde belirli bir kalıba ya da moda akımına uymak için giyinmeye çalışmaktansa, sizi en iyi yansıtan ve kendinizi iyi hissettiğiniz kıyafetleri giymeniz kendinize güveninizi de arttıracaktır.

Hem kendinizi içinde rahat hissedeceğiniz hem de doğru ilk izlenimi yaratacağınız bir görünüm için ise uzmanlardan yardım alabilir, konu hakkında bilgisi olduğuna güvendiğiniz kişilere danışabilir ve kendinizi bir marka gibi yeniden konumlandırabilirsiniz.

2. Beden Dili 

Giyim ve dış görünüş kadar önemli ikinci bir konu da beden dilimizdir. Vermek istediğiniz imaja en uygun dış görünüşe bürünseniz bile, bedeninizin duruşu, yürüyüşünüz, el kol hareketleriniz, tokalaşmanız, mimikleriniz, gözlerin hareketleri gibi milyonlarca detaydan oluşan beden dilimiz bizi vermek istediğimiz mesajdan uzaklaştırabilir.

Dış görünüşümüzle insanlar bizim, ‘gösterişli, klasik, zevkli, pasaklı, titiz ya da modaya uygun’ göründüğümüzü düşünebilirler ancak beden dili daha çok kişiliğe vurgu yapan ‘agresif, çekingen, hırslı, yalancı, rahat, güvenilir’ gibi sıfatlarla nitelenmemize yol açar.

Açıkçası beden dili iletişimin en önemli bileşenidir. İnsanlar söz ve düşüncelerinizden önce bunları ne şekilde dile getirdiğinize, hareketlerinize, sözsüz mesajlarınıza kısaca beden dilinize dikkat ederler. Hatta beden dilinin toplam iletişimdeki yerinin %50’nin üstünde olduğu bilinmektedir. Biz istesek de istemesek de bedenimiz duygularımızı, düşüncelerimizi, hatta kişiliğimizi ele verir.

Elbette herkesin bir beden dili okuma uzmanı olduğunu düşünmek doğru değil. Yine de yeni bir kişiyle tanıştığınızda hiçbir nedeni yokken kendinizi huzursuz, gergin hissettiğiniz, karşı tarafa nedensiz bir şekilde güveninizin azaldığı durumlar mutlaka yaşamışsınızdır.

Biz bilinçli olarak dikkat etmesek bile beynimiz, karşımızdaki kişinin beden dili sinyallerini okumaya programlıdır ve birbiriyle çelişen mesajlar aldığında da bizi uyarır. Üstelik İnsan Kaynakları Uzmanları gibi yoğun mülakat ve insan ilişkileri tecrübesi olan kişiler bu belirtileri çok daha rahat okuyabilirler.

İyi bir iletişim için beden dilini iyi ve doğru kullanmak, karşı tarafa aktarmak istediğimiz mesajları doğru vermek nasıl mümkün olabilir?

Tiyatro, drama, farkındalık gibi tekniklerde eğitim almak, bedenimizi tanımak ve doğru kullanmak anlamında bize yardımcı olur. Sizi tanıyan ve fikrine güvendiğiniz kişilerle konuşmak, uzmanlardan destek almak, beden dili hakkında daha çok araştırma ve egzersiz yapmak da yardımcı olacaktır.

Doğru oturma, yürüyüş, nefes alma, elleri kullanma, tokalaşma gibi basit birtakım davranış değişiklikleri bile daha iyi bir ilk izlenim için önemlidir.

3. Konuşma

Mutlaka konuşmasını zevkle dinlediğiniz, sohbet etmekten mutluluk duyduğunuz, sizi etkileyen kişiler olmuştur. Bu kişilerin konuşmasında dikkatinizi çeken ve sizi etkileyen şey nedir? İçerik mi, örnekler mi, mizah mı, ses tonu mu, vurgular mı?

Aslında iyi ve etkili bir konuşma bu ve daha birçok özelliğin bir toplamıdır. Bir konuşmanın iyi olarak tanımlanması, konu ve içerik, sunulan örnekler, konuşmanın planı (giriş, gelişme, sonuç),  kullanılan dil (resmi, gayri resmi, mizahi), konuşmacının diksiyonu, vurgusu, entonasyonu, kelime bilgisi, konuşma hızı gibi birçok faktörün bir birleşimidir.

Burada bahsedilen konuşmanın illa bir sahnede seyirciler önünde yapılmasına gerek yok. Aslında konuşmada hedef kitlenin kaç kişi olduğu sadece detaylarda değişiklik yapmayı gerektirir. İster bir, ister bin kişiye hitap edin meselenin özü aynıdır.

  • Dili iyi kullanmak
  • Sesi ve nefesi iyi kullanmak
  • Bedeni iyi kullanmak

Dili iyi kullanmak

Konuşma konusunda daha iyi olmak isteyen herkesin ilk önceliği dili iyi kullanmak olmalıdır. Bu da kelime bilgisi, gramer, diksiyon gibi temel ögeleri içerir. Günlük hayatta çoğu zaman az sayıda kelimeyle ve ne yazık ki dönemsel moda olarak dilimize yapışan ‘yani, sanki, bence, kesinlikle, aynen’ gibi kelimeleri çokça kullanarak konuşma eğilimindeyiz. Hatta kelimelerin vurguları bile dönemsel modalarla değişebiliyor.

Çok ve çeşitli türlerde kitaplar okumak, sohbetlere katılmak, konferanslara gitmek, etkili bir dinleyici olmak, kelime haznemizi genişletmek, doğruları öğrenmek ve kullanmak atılması gereken ilk adımlardır. Sınırlı bir dille, tekrarlanan kelimelerle konuşmak; dağınık bilgilerle, uzun cümlelerle, yerinde kullanılmayan örnek ve teknik kelimelerle konuşmak; yabancı dilde kelimeleri cümlelerin içine gereksiz bir şekilde sokmak, karşı tarafı sıkar ve dikkatini dağıtır.

Sesi ve nefesi iyi kullanmak

Ses ve nefes bizim konuşma araçlarımızdır. Hepimizin genetiğimizle tanımlanan ses tonu, çene, ağız ve dil yapısı ve nefes kapasitesi vardır. Bunlar bizim konuşma araçlarımızdır. Bu araçlar bazen iyi bir kombinasyon yaratarak iyi bir konuşmacı olmamızın altyapısını oluştururken bazen de çene ve nefes problemleri bazı sorunlar yaratabilir.

Medikal olarak çözülmesi gerekenler dışında vurgu, entonasyon ve nefes gibi alanlarda çalışmalar yaparak kendimizi kolayca geliştirebiliriz. Büyük sakızlar çiğneyerek çene kasını çalıştırmak, ağza kalem alarak konuşmak ve alıştırmalar yapmak, diyafram nefesi almayı ve kullanmayı öğrenmek çalışarak mümkündür.

Bedeni iyi kullanmak

En iyi konuşma bile beden dili ile desteklenmiyorsa mesajın iletilmesi zorlaşır. Telefonla iletişimin daha zor olmasının temel sebebi de budur. Çünkü insanlar sadece kulaklarıyla değil, gözleriyle de dinlerler. Yüzümüz, ellerimiz ve genel olarak beden duruşumuz konuşmamızı destekleyen ya da zayıflatan unsurlardır. Uygun mimiklerle ve jestlerle desteklenen bir konuşma çok daha fazla akılda kalır ve hedefe ulaşır.

4. Dinleme

Birçok kişi dinlemeyi kulağı normal işiten herkes için olağan ve kendiliğinden gelişen bir eylem olarak düşünür. Oysa bu yanlıştır. Dinlemek ve işitmek aynı şeyler değildir.

Dinlemek tüm iletişim, dikkat ve kısa süreli bellek aktivitelerini bir arada kullanmayı gerektiren önemli bir bilişsel aktivitedir.

Kendinize derste, bir konferansta ya da bir arkadaşınız size başından geçenleri anlatırken dikkat edin. Nasıl bir dinleyicisiniz? Dikkatiniz kolay dağılıyor mu? Karşı taraf konuşurken iç sesiniz de ona eşlik ediyor mu? Siz içinizden bir taraftan öğütlerinizi ya da sorularınızı mı hazırlıyorsunuz? Konuşmacıyla dalga mı geçiyor yoksa sadece kendi işinize yarayacak konulara mı odaklanıyorsunuz?

Ne yazık ki pasif dinleme, seçici dinleme, tuzak kurucu dinleme gibi iletişimcilerin çok iyi bildiği birçok yanlış dinleme türü vardır. Bu tür dinlemeler bizi başarılı bir iletişimden uzaklaştırır. Kendi düşüncelerimize odaklanır karşı tarafın mesajlarını doğru anlamayız. Dikkat etmez, konuşulanları kısa süreli hafızaya almaz ve bazen cümlenin hatta konuşmanın başını unuturuz.

Dinlemek sadece insan ilişkileri için değil, profesyonel iş yaşamı için de son derece önemlidir. Bir toplantıda, mülakatta, iş görüşmesinde, yöneticinizle performans görüşmesi yaparken, müşteri ziyaretinde doğru iletişimi kurabilmek için konuşmak kadar hatta belki daha da çok dinlemeye odaklanmalısınız.

Doğru dinleme yöntemlerini öğrenmek ve bu alışkanlıkları edinmek mümkündür. Ancak bunun için bilinçli bir şekilde çalışmak gerekir. Dikkati toplamak, konsantre olmak, içinde bulunulan ana odaklanmak aktif bir dinleme için ön koşullardır.

Karşı tarafı tüm bedenle dinlemek (yüzümüzü ona dönerek, kollarımızı, bacaklarımızı kavuşturmadan, ellerimiz açık), soru sormak, not almak, geri bildirim yapmak, karşı tarafın sözünü sık sık kesmemek, jest ve mimiklerimizle onu dinlediğimizi ifade etmek gibi birçok teknik de bizi aktif bir dinleyici yapar.

Ama her şeyden önce bu alışkanlıkların mümkün olduğu kadar genç yaşta edinilmesi ve hayatın her köşesine adapte edilmesi gerekir ki bu da bilinçli bir çabadır. 

İyi bir iletişim için eğer siz onları dikkatle dinlerseniz, onlar da sizi dikkatle dinler! 

5. Tutum ve davranışlar

İletişimdeki tüm unsurları doğru ve yerli yerinde kullansanız bile, sonucu belirleyecek en önemli unsur tutum ve davranışlardır. İnsanlara, olaylara, iletişime ve genel olarak hayata karşı tutumunuz davranışlarınıza ve doğal olarak tüm iletişiminize yansır.

Hayata pozitif bakan, risk alan, cesur, yeni insanlarla tanışmayı seven, ön yargıları olmayan, kendine güvenen kişiler doğal olarak bu özelliklerini hem konuşma hem de beden dilleriyle karşı tarafa yansıtacakları için yaratacakları ilk izlenim de bu yönde olacaktır.

Bir iş başvurusu ya da sizin için önemli bir görüşmeye katılıyorsanız ve yeterince tecrübeniz yoksa heyecanlı olmak son derece normaldir. Özellikle yeni mezunsanız karşınızdakilerin de sizin heyecanınızı hoş göreceklerini hatırlamalısınız.

Ancak içinde bulunduğumuz ortam, tanışacağımız kişiler ya da kendimizle ilgili herhangi bir ön yargımız, tedirginliğimiz, güvensizliğimiz varsa bu durum heyecanla birleşerek istemediğimiz davranışları göstermemize neden olabilir. Agresiflik, öfke, saldırganlık, nedensiz alınganlık, hırçınlık, hatta ağlama ve kaçma gibi.

Olduğumuz gibi görünmek ve bunu en iyi şekilde yansıtabilmek için davranışlarımızı dengelememiz gerekmektedir. Bu da ancak tutumları doğru yönde değiştirmekle mümkündür. İnsanlara ve iletişime açık olan, kendiyle barışık kişiler girdikleri her ortamda heyecanlı bile olsalar pozitif davranışlarıyla fark yaratırlar.

İletişim mi? İnternet, televizyon ve siber İletişimsizlik

İletişim ve iletişimin titreşimi

Akışta ilişkiler ve doğru iletişim