Demokrasi kavramı üzerine bir derleme

Alexis Clerel de Tocqueville, demokrasi kavramının tanımlanması konusundaki gerekliliği şu şekilde vurgulamıştır; “Demokrasi ve demokratik devlet kavramlarının kullanımı konusunda büyük bir eksiklik vardır. Bu kelimeler açıkça tanımlanmadıkça ve anlamları üzerinde uzlaşılmadıkça insanlar bu anlam karmaşası üzerinde yaşamaya devam edeceklerdir ve bu tartışmalar demagoji yapanların ve despotların işine yarayacaktır.”

Demokrasi kavramı üzerine bir derleme

Demokrasi kavramı

Thomas Stearns Eliot, demokrasinin neyi ifade edip neyi etmediğinin, anlaşılamamasının yarattığı kargaşaya şu şekilde vurgu yapmaktadır; “Bir kelime, bugün demokrasi kelimesinde olduğu gibi, bu kadar evrensel bir kudsiyetle onurlandırılıp kendisinden ifade etmesi beklenen her şeyi ifade ederse hala bu kelime bir şey ifade ediyor mu diye kendime sormaya başlıyorum.”

Demokrasi üzerinde yapılacak olası tartışmaların verimli olması için öncelikle demokrasinin kavramsal çerçevede neyi ifade ettiğinin iyice anlaşılması gerekmektedir. Demokrasi Yunanca “halk” kelimesinin karşılığı olan demos ile “idare” manasına gelen kratos kelimelerinden meydana gelen bir terimdir. Kökü eski Yunan kültürüne uzanmaktadır.

Yunan tarihçi Thucydid’e göre demokrasi kelimesi ilk olarak Perikles’in Atinalılara verdiği bir nutukta kullanılmıştır. Perikles, aristokratik rejimi yenen demokrasinin iyilik ve faziletlerini şu ifadelerle dile getirmektedir: “Bizde devlet, bir azınlığın değil, çoğunluğun yararına göre idare edildiği için, bu idare şekli demokrasi adını almıştır.

Özel farklılıklara gelince; eşitlik kanunlar tarafından herkese temin edilmiştir. Fakat umumi hayata katılmaya gelince kendi değerine göre her fert saygı görür ve ait olduğu sınıf, şahsi değerinden daha az önemlidir. Nihayet hiç kimse, fakirlik ve sosyal durumun karanlığıyla engellenmez; eğer sisteme hizmet edebilirse…”

Demokrasi ve evrensellik

Kuşkusuz demokrasi kavramı o çağlardan günümüze çeşitli mana ve muhteva değişikliklerine uğrayarak gelmiştir. Günümüzde demokrasi ve insan hakları kültürü; bir devlet yönetimi biçimi olduğu kadar toplum ve insan için bir yaşam tarzıdır.

Demokrasiden halkın kendi kendini yönettiği, kendi kaderinin kendi elinde olduğu, hiçbir dış iradenin söz konusu olmadığı, insanların özgür iradeleriyle yaşamlarını düzenlediği, insan onurunu yaralayan, insan özgürlüğünün gerçekleşmesini engelleyen, sömürü, bağımlılık, hakimiyet, ilişkisinin söz konusu olmadığı, velhasıl insanın insana kulluğunun sona erdiği bir insan ve dünya toplumu anlaşılmalıdır. Bu yüzden demokrasi kavramı, evrenselliği içeren bir kavramdır ve ancak tüm insanlığı kavrayıp, kucakladığında bütünüyle gerçekleşebilir.

Türk Dil Kurumu’nun yaptığı demokrasi tanımı, “halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi”dir. Bu tanımda demokrasi bir yönetim biçimi olarak algılanmaktadır. Bir başka tanımda ise “temel hak ve özgürlüklerin güvencede olduğu bir çoğunluk yönetimidir” denmektedir. Burada da demokrasinin bir başka boyutu olan özgürlüğe vurgu yapılmaktadır. John Dewey ise “demokrasi bir hükümet biçiminden daha fazlasıdır; demokrasi temel olarak ortak bir yaşam, uzlaşmaya dayalı bir deneyim tarzıdır…”demektedir.

Demokrasiyi tam anlamak ve ilişkin tartışmaları topluma faydalı mecralarda sürdürmek için demokrasiyi bu üç boyutu ile iyi sindirmek ve yeni nesillerin “demokratik vatandaşlık eğitimini” bu ana kolonlar üzerine inşa etmek gerekmektedir.

***

Biyografi: Dr. Serdar Özdemir

1972’de Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde doğdu. 1995 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’den mezun oldu. Eğitim programları ve öğretimi alanında yüksek lisans yaptı. Sağlık eğitimi, toplum sağlığı, afet yönetimi, genel pratisyenlik, eğitim programları, demokrasi ve eğitim konularında çalışmaları bulunmakta olup halen, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğrenci Sağlığı Merkezi’nde hekim olarak çalışmaktadır.

Mahremiyet, medya ve demokrasi

Freud ve demokrasinin yanlış prensibi