Döndü Yenilmez: Çocuklarım aç kalmasın diye gittim ben!

Fotoğraftaki bordo montlu kadın, Döndü Yenilmez… 3 ve 6 yaşındaki iki çocuğunun üzerine kapıyı kilitleyip ev temizliğine giderek para kazanmaya çalışan bir Anadolu kadını…

Döndü Yenilmez: Çocuklarım aç kalmasın diye gittim ben!

Çocuklarım aç kalmasın diye…

Sizin kanınız dondu mu hiç?

Hiç eşekten düşmüşe döndünüz mü?

Bir şey duyduğunuzda mıh gibi çakılıp kaldınız mı?

Haber izlediğinizde gözleriniz doldu mu hiç?

Başkasının acısını duyduğunuzda o acıyı onunla yaşadınız mı hiç?

Hiçliğin gölgesinde hiçliği yaşadınız mı hiç?

Evet, ben bunu yaşadım!

Canım acıdı, kalbim ağrıdı, gözlerim doldu, kanım çekildi, mıh gibi televizyon ekranına bakakaldım; ellerim titredi, sinirlendim, öfkelendim, haykırdım, biraz da sövdüm…

Yaşama, yaşanmışlıklara, çaresizliğe, çaresiz kalıp bir şey yapılmamasına, yapılamamasına…

“Burası Türkiye be kardeşim!”

Ne kadar sayarsan say, ne olacak? “Burası Türkiye be kardeşim!” diyeceğimiz bir olay, olaydan öte artık Türkiye’nin bir olgusu, gerçeği, gelenekleşmiş çaresizliği, umutsuzluğu, bitmişliği, tükenmişliği!..

Bu habere yazı yazılmaz da hangi habere yazı yazılır diyebileceğimiz bir yazıydı açıkçası!..

Yer Kütahya; yıl 2016, 2016, 2016…

Yanlış yazmadım, bu tarihi gözümüze sokmak gerekir artık!

Çocukluğumuzda duyduğumuz haberleri 2016 Türkiye’sinde hala yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz…

Bir anne, adı Döndü Yenilmez…

Kimi gazetelerde eşi Murat Yenilmez ile çift olarak belirtilmiş; ancak televizyondaki haberde eşinden ayrı yaşadığı veya ayrıldığı olarak belirtildi; bu durum çok da önemli değil, neyse…

Bu anne, sabah kalkıp (yaptığı hata olabilir) evin kapısını, yaşları 3 ve 6 olan iki çocuğunun üzerine kilitleyip ev temizliğine gidiyor…

Türkiye gündeminde rutinleşmiş (!) bir haber cinsinden sonuçlanıyor bu olay…

Ne oldu?

Yangın çıktı evde ve bu iki çocuk yanarak hayatını kaybetti…

Sonra mı?

Anne eve geldi, yangın çıkmış evini izlerken belki de sadece evi için üzülüyordu; ancak bu Döndü Yenilmez için yeterli değildi! Türkiye’nin kaderi (!) için bu yeterli olmazdı, olamazdı! Bir de yeni bir haber daha alması gerekiyordu.

İki çocuğu yanarak ölmüştü, bunu da öğrendi ve kanıma dokunan, içimi sızlatan, gözümü dolduran, bana sövdüren o söz ağzından çıktı Döndü Yenilmez’in.

“Çocuklarım aç kalmasın diye gittim ben!”

Ev temizliğine giden bir annenin, çaresizliğe ağlayışını görmek bu ülkede sövmek için çok nedenin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi!..

Annenin bu sözü bu ülkenin yöneticilerine yeter de artar bile!

Şimdi, gelin bana bu ülkede “Sosyal devlet anlayışı var” deyin. “Bu ülkede devlet baba var” deyin. “Devlet çalışıyor, yol yapıyor” deyin. Ne derseniz deyin!..

Döndü Yenilmez’in soyadı Yenilmez ama kendisi yenildi; acıya, kedere, hüzne, hayatın kendisine…

Acıya bu kadar alışmış bir ülkede yaşanan bu dramatik olaya karşı halkın, toplumun, hala ses çıkarmayışı Döndü Yenilmez’in yaşadığı acının bir sonraki yıllarda da yaşanacağı anlamına gelir!

Ne de olsa alıştık değil mi?

AKP’nin yeni Türkiye’si: Aladağ yangını

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…