Halep anısına: Ben ne ara büyüdüm anne?

Önce emekliyordum, ayağı kalkmayı öğrendim. Ayakta duruyordum, yürümeyi öğrendim. Yürüyordum, koşmayı öğrendim. Koşuyordum, uçmayı öğrendim. Uçuyordum, yaralandım da, ne yazık ki durmayı öğrendim. Halep anısına…

Halep anısına ben ne ara büyüdüm anne
Fotoğraf: UNICEF

Belki bir kuş olup da bir sapanın ucuna hedef olsaydım eğer, o vakit bu adam bu taşı bana neden atıyor diye anlamak zorunda kalmazdım. Ve öylece yaralanmazdım yürekten bu şekilde.

Derler ki, kanadı kırılan kuş, bir daha eskisi gibi uçamazmış. Kim bilir belki de bu yüzdendi korkularım da, öylece sakınarak atmaktaydım adımlarımı. Sanki, ayağa kalkmayı öğrenen bir çocuğun yürümeye çalışması gibi…

Sahi, ben ne ara yürümeyi, koşmayı, uçmayı öğrenmiştim de, göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti zaman.

Oyuncak bebeklerimin elime sığmayışından, toz pembe kurduğum hayallerin aslında var olmadığının farkına varışımdan…

Hayatımı süsleyen kahramanların bir bir tükenip yok oluşundan, pamuk şekerlerden eskisi gibi tat almayışımdan….

Dünyadaki açlığın, yokluğun, savaşın farkına varıp da bir köşeye çekilip ağlayışımdan…

İlk defa gördüğüm şeylere duyduğum heyecanımın kayboluşundan…

Sorduğum onca sorunun cevabını bulup da, soracak sorumun kalmayışından…

Küçük şeylerden, büyük mutluluklar çıkaramayışımdan…

Bedenimi saran kütlece ağırlık ve yorgunluktan.

Anlamalıydım. Anlamadım…


Çocukken istediğim tek şey büyümekti sanırım. Öyle ki, büyüdüğümde sahip olduğum her şeyin de benimle beraber büyüyeceğine inanıyordum. Kim bilir belki de nice kahramanlıklar yapacaktım da nice zorluğun üstesinden gelip, etrafımdaki sevdiklerim ile kutlayacaktım.
Yanıldım… Ve elimde kaldı konfetiler…

Anladım ki, büyümek aslında her şeye sahipken, sahip olduğu her şeyi yitirmekmiş insanın.
Tıpkı, yitirilen onca hayallerimiz gibi…


Çocuklar öldürülüyor ey insanlık!

Ümran beş yaşındasın savaşın ortasına doğdun