Başkanlık Sistemi, Türkiye ve bir ergenlik hikayesi

Ülke, ülke değil üniversiteden yeni mezun ergen çocuğu sanki. Sürekli bir kararsızlık, bir depresyon hali. KHK, Başkanlık Sistemi, fon filan derken şu çocuğa biri gelecekte ne olacağını söylesin de kurtulalım.

Başkanlık Sistemi, Türkiye ve bir ergenlik hikayesi

Ben bir Ankara Siyasal mezunuyum. Bununla da gurur duyarım. Her ne kadar siyasetle uğraşmasam medya sektöründe olsam da aralarda fırsat buldukça hafif böbürlenerek söylerim “Mülkiyeliyim” diye. Neden girdiğim belli. Bendeki de o okulda olan herkes gibi karşı konulmaz bir memleket sevgisi. Hal böyle olunca dert ediyorum abi ülkede olan biten tüm garip olayları. “Bana ne ya ben bu akşam nerede yemek yiyeceğiz ona bakarım” yemiyor benim bünyede.

“Nereye gidiyoruz lan biz”

Mesela gece Tutti Frutti’de meyve çıkarır gibi KHK çıkarıp hocalarımı, hatta istifa etmiş olanları bile meslekten ihraç ettiklerinde “Nereye gidiyoruz lan biz” diye soran bir tek ben miyim? Hayır, öyleyse kendime bir çeki düzen vereyim. Hatta 2017’de cadı avı yapabilen kardeşlerim ne kullanıyorlarsa ben de ondan kullanayım da daha fazla kalbimi zorlamayayım.

Yahu yıl 2017 diyorum arkadaş. Hani 90’lı yıllarda gelecekte geçen fütüristik bir hikaye yazayım desem 2017 tarihi atarım. Geleceğe Dönüş filmi bile 2015 yılına gidiyordu düşün. Arabalar uçmuyor ama biz ülkece uçuyoruz bak o kesin. Uçunca da çok açılıp kendimizden uzaklaşıyoruz haberimiz yok. Yeni mezun ergen gibiyiz ülkece daha sisteme karar veremiyoruz.

Yani şimdi 93 yıldır biz yanlış işletim sistemi mi kullanıyorduk bu ülkede?

Cumhuriyet Türkiye’nin RAM’ini çok mu yiyordu da randımanımız mı düşüyordu? Doğru ya, bizim eğitim sistemi o kadar kötüydü ki göremedik Suriye’deki Başkanlık Sistemi buraya gelince mutlu bir dünyaya uyanıp, el ele tutuşarak şarkı söyleyeceğimizi…

Başkanlık Sistemi, Türkiye ve bir ergenlik hikayesi

Bitmiyor ki bununla da ergen ülkemin kararsızlıkları… Tanklar köprüde geziyor darbe mi kalkışma mı belli değil. ABD mi Rusya mı? Nato mu Şangay mı? İngilizce mi Arapça mı?

Canımın içi, tontik yanaklı, güler yüzlü başbakanım geçenlerde “Hayır diyenlere bakın da öyle karar verin” diyor. Benim kafam karışıyor. Şimdi birileri hayır dediği için mi bunlar evet diyor? Yani yeni anayasa ve Başkanlık Sistemi hayır diyenlere inat mı yapıldı yoksa bunlar yapıldı da hayır diyenler mi ortaya çıktı? Ohoooo ben çıkamıyorum işin içinden. Varsa çıkan buyursun söylesin şu evet ve hayır meselesini. Öyle çocuk gibi çelik ayna yapıp, hayırcılara inat evet gibi 13 yaş dilinde değil ama. Adam yerine koyup anlatsın kardeşim birileri şu işi?

Türkiye değil ki bunun ismi. Bildiğin az önce diplomasını almış da hayat başlayınca kararsızlıkları içinde depresyona girmiş, evinden dışarı çıkmayan Pelinsu bu.

Şimdi Pelinsu Esad’ı seviyor mu sevmiyor mu? PKK ile masaya mı oturuyor, halay mı çekiyor yoksa savaşıyor mu? Öcalan sayın mı değil mi? Suriye’deki muhalifler direnişçi mi terörist mi? İran’la kankito mu yoksa ezeli düşman mı mesela? Bu kadar sorunun içinde kaybolunca her ergen gibi bilgisayar başına oturup SimCity oynuyoruz biz de. Ooooh otur harita başına, apartman dik, köprü yap, puan topla.


Topla toplamasına da dikkat et elektrikler gitmesin. 2017’de. Bak 3’üncü defa kullanıyorum bu tarihi ki unutmayayım diye. Yoksa şöyle kafayı çıkarıp inşaatları görünce, televizyonu açıp millet robot yaparken, organ print ederken bizim dahilerin icat ettiği ledli ekmek dolabını görünce bende tarihler karışıyor.

Başkanlık Sistemi, Türkiye ve bir ergenlik hikayesi

Yazsam daha buraya uzun uzun yazarım da okumayız ki biz. O gece kırmızı nokta gibi çıkarılan KHK ile meslekleri elinden alınan hocaların sadece bir ara sınavı için 16 kitap okurduk biz. Şimdikiler gibi apartman dairesi kiralanıp kurulan ucuz diskoteklerden değil, 150 yıllık, Abdülaziz zamanı kurulan üniversitemizde. Biz bile iki satır okumaya üşeniyorsak şu çıkarılan yeni Anayasa’yı oturup bir kere bile baştan sona incelemediysek yahu inandığımız, güvendiğimiz kitapların bile kapağını açmadan başkalarının ağzından dinliyorsak biz hiç okumamışız be Paşam.

Yazık, güzel ömrünü, zehir gibi zekanı sokak sokak gezip tüm dünya ile iletişim kurabilecek bir Türkiye yaratmak için heba ettin. Doğru, nereden bilecektin ki aynı sofrada yemek yediklerine 20 yıl sonra “Kandırıldık” diyenler; 93 yıl sonra dedelerimizin tırnaklarıyla kurtardığı ülkeye, medeniyetin gerektirdiği demokratik sistemlere de “Hata etmişsiniz” diyecekler.


Türkiye’de bunca sorun varken neden tek konumuz başkanlık?

ABD Türkiye’de nasıl darbe yapar?