Kerkük’te bayrak krizi: 10 soruda Kerkük’te neler oluyor?

Irak’ın Kerkük kentinde, bölgesel Kürt Yönetimi bayrağının devlet dairelerine asılmasıyla başlayan krizin ardında ne var? Krizin olası sonuçları ne? 10 soru ve yanıtta Kerkük krizi.

Kerkük'te bayrak krizi: 10 soruda Kerkük'te neler oluyor?

1- Kerkük’ün önemi ne?

Kerkük bir petrol kenti. Amerikan Enerji Bakanlığı verilerine göre, Kerkük’ün petrol rezervleri 8,7 milyar varil. Türkiye’nin bir günlük ham petrol ihtiyacı ise, günlük 700 bin varil.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, Irak petrolünün mevcut üretiminin yüzde 40’ı Kerkük’te gerçekleşiyor. Ülkenin kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 6’sı da Kerkük’te.


2- Kentte kimler yaşıyor?

Kerkük’ün çevresindeki köylerle birlikte nüfusu 1,4 milyon. Kent merkezinde ise 900 bin kişi yaşıyor. Kentte Türkmen, Arap ve Kürt nüfus birlikte yaşıyor. Ancak Kürtler, kentin bir Kürt şehri olduğunu öne sürüyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı (IKBY) Mesut Barzani, Kerkük’ü, “Kürtlerin Kudüs’ü” olarak tanımlıyor.

Saddam Hüseyin döneminde, kentten Kürtler zorla göç ettirilmişti. Saddam sonrasında da kente yoğun bir Kürt göçü yaşandı. Uluslararası Af Örgütü, Kürt grupların kentteki diğer etnik grupları göçe zorladığını ve demografik yapıyı değiştirdiğini söylüyor.

3- Kerkük’ün statüsü nedir?

İşgalci güç Amerika’nın inisiyatifiyle hazırlanan Irak Anayasası’nın 140. Maddesi, Kerkük’ün statüsünün bir referandumla belirleneceğini hükme bağlıyordu. Bu maddeye göre, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten zorla göç ettirilenler dönecek, ardından Kerkük’te nüfus sayımı yapılacak ve bu sayım esas alınarak Kerkük’ün statüsü için Aralık 2007’de bir referanduma gidilecekti. Ancak bu gerçekleşmedi ve Kerkük’ün statüsü belirsiz kaldı.

Kürtler, kentin IKBY’ye bağlanmasını isterken, Türkmenler ise buna karşı çıkarak, Kerkük’ün özel bir statüye sahip olmasını istiyor.

4- Türkiye’nin Kerkük politikası ne?

Ankara çoklu etnik yapısı nedeniyle Kerkük’te tek bir unsurun baskın olmaması fikrini savunuyor. Bölgedeki farklı etnik grupların yönetimle ilgili bir mutabakata varmasını istiyor. Kerkük’teki yoğun Türkmen nüfus da Türkiye’nin önem verdiği konuların başında geliyor. Türkmenler, Türkiye’nin bölgeye dönük dış politikasının önemli bir ayağını oluşturuyor. Ankara, Türkmenlerin güvenliği ve Türkmen nüfusun yaşadığı bölgelerde istikrarın sağlanmasına büyük önem veriyor.

Türkiye için hayati öneme sahip bir diğer nokta ise, Kerkük – Ceyhan petrol boru hattı.1977’de ilk akışın gerçekleştiği ve yıllık taşıma kapasitesi toplam 70,9 milyon ton olan boru hattı, Irak petrolünü Türkiye’ye taşıyor.

5- Kerkük’teki fiili durum ne?

2014’ün Haziran ayında IŞİD Musul’a saldırınca, Irak merkezi hükümetine bağlı ordunun 12. Tugayı savaşmadan şehri terk etti. Bu gelişme üzerine Kerkük’te güvenlik, Mesut Barzani yönetimdeki Kürdistan Demokrat Partisi ile (KDP) Celal Talabani yönetimdeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı asayiş güçleri tarafından sağlanmaya başladı. KYB, İran’a yakınlığı ile bilinirken Barzani’nin de son yıllarda Türkiye ile ilişkileri iyi.

IKBY lideri Barzani de, Irak merkezi hükümetinin güvenlik güçlerinin bir daha kente geri dönmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

Peşmergeler dışında, kentte KYB’nin işbirliği yaptığı PKK da varlık göstermeye başladı. Kentin merkezinde olmasa da, çevresinde ve yakınlarında olan başka bir silahlı grup da Iraklı Şii milislerden oluşan Haşdi Şabi güçleri. Irak genelinde sayıları 130 bini bulan bu milis güçler, zayıf Irak ordusunun oluşturduğu boşluğu dolduruyor. Ancak, IŞİD’in çıkarıldığı bölgelerde Sünnilere yönelik katliamlar, zorla göç ettirmeler gibi suçlarla gündeme geliyor. Haşdi Şabi milisleri İranlı komutanlar tarafından eğitiliyor. İran, bu milisler üzerinden Irak üzerinde kontrol sağlıyor.

6- Kerkük’te siyasal olarak durum ne?

Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesinden sonra kentin valiliğine 2011 yılında KYB’li bir Kürt olan Necmeddin Kerim getirilmişti. 2005 yılında yapılan seçimlerde, yine aynı nedenle il meclisinde Kürtler çoğunluğu elde etmişti. 41 kişilik il meclisinin 26 üyesini Kürtler, 9’unu Türkmenler, 6’sını da Araplar oluşturuyor. Gruplar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle il meclisi seçimleri 2005’ten beri yenilenemiyor. Irak anayasasına göre, Kerkük İl Meclisi, bütçenin belirlenmesinden, ilin federal bir bölgeye dönüşmesini sağlayabilecek kararın ilk alınabileceği yer olmaya kadar bir çok yetkiye sahip.

7- Son kriz nasıl çıktı?

Kerkük Valisi Kerim, 14 Mart 2017’de, Kerkük’teki tüm devlet kurumlarına Irak bayrağının yanı sıra Bölgesel Kürt yönetimi bayrağının da asılması tâlimatını verdi. 28 Mart 2017’de Arap ve Türkmen üyelerinin boykot ettiği bir toplantıda, 26 Kürt üyenin oyuyla Kerkük İl Meclisi, Kerkük Valisi’nin bu kararını onayladı.

8- Türkiye krize nasıl tepki verdi?

Dışişleri Bakanlığı 28 Mart 2017’de yazılı bir açıklamayla, Irak Meclisi’nin kararının Irak anayasasına aykırı olduğunu vurguladı, sağduyu çağrısı yaptı:

“Vilayet Meclisinin Türkmen ve Arap üyelerinin boykot ettikleri oylamada alınan kararı doğrudan Kerkük’ün ihtilaflı statüsüyle ilgili ve Irak anayasasına aykırı tek taraflı bir tasarruf olarak değerlendiriyoruz. Farklı kimliklere mensup Irak vatandaşlarının ortak varlığı olan Kerkük’ün statüsüyle ilgili tek taraflı adımlarda ısrarcı olunması uzlaşı, diyalog ve anayasal süreçlere bağlılık kavramlarına zarar verecektir. Bu tür yaklaşımlar, ülkede kalıcı güvenlik ve istikrar çabalarını da olumsuz etkileyecektir. Irak’ın geçmekte olduğu kritik süreçte ilgili tüm tarafların sağduyu, sorumluluk ve itidal içinde hareket etmesi gerekmektedir.”

9- Bayrak krizinden önceki petrol krizi neydi?

Kentte petrol gelirlerinin paylaşımı ve petrolün nasıl ihraç edileceğiyle ilgili tartışmalar hiç bitmiyor. Zira, petrolün çıkarılması ve satılmasıyla ilgili işlemler merkezi olarak yapılmıyor. Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen’in de Anadolu Ajansı‘na yazdığı bir analizde belirttiği gibi, üretim, işleme ve dağıtım aşamalarının her birinde yoğun bir karaborsa ve kuraldışı uygulamalar hâkim. Bu nedenle petrolün kimin bölgesinde çıkarıldığı önemli.

Nitekim, IŞİD saldırısı ile kentten çekilen Irak ordusunun ardından, Kerkük petrollerinin satışını da denetlemeye başlayan KDP denetimindeki IKBY, Kerkük petrollerini Bağdat’tan bağımsız bir şekilde Türkiye üzerinden ihraç etmeye başlamıştı. Bağdat yönetimi ise, bunun anayasaya aykırı olduğunu öne sürüp, petrolü satın alan taraflara dava açmakla tehdit etmişti. Bu kriz müzakereler sonucunda bir çözüme kavuşturulmuştu. Anlaşmaya göre, Bağdat, petrol satışı gelirlerinin bölüştürülmesi karşılığında, IKYB’nin payına bütçeden düşen kısmı ödemeyi kabul etmişti.


KDP’nin rakibi KYB ise, Kerkük petrolünün Türkiye üzerinden değil İran üzerinden ihraç edilmesi gerektiğini savunuyor.

Mart’ın başında KYB’ye bağlı peşmerge güçleri, Bağdat yönetiminin denetimindeki Kuzey Petrol Şirketi’ne baskın düzenlendi ve petrol akışını durdurdu. KYB peşmergeleri Bağdat’tan bölgede yeni bir rafineri inşa etmesini istedi. Zira, mevcut rafineriler KDP’nin elinde. Bağdat’taki Petrol Bakanı Cebbar Lueybi ise, Kerkük’teki petrol rafinerisinin kapasitesinin 10 bin varil artırıldığını açıkladı. Bu üretim artışı, Kerkük petrollerinin iç piyasaya satışından gelir elde eden KYB’nin çıkarlarını koruyacak. Bağdat’ın bu sözleri vermesinin ardından, petrol akışı yeniden başladı.

10- Kriz, Irak içindeki ve bölgedeki dengeleri nasıl etkiler?

Irak’taki bütün Kürt gruplar, Kerkük’ün tamamıyla Bağdat denetiminden çıkmasını ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimine bağlanmasını istiyor. Ancak bugünlerde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin siyasi geleceğine ilişkin olarak iki büyük parti, KDP ve KYB arasında sorunlar yaşanıyor. Bölgesel yönetimde üçüncü parti Goran’ın ortaya çıkması da Kürt gruplar arasındaki iktidar kavgalarını ve siyasal krizleri derinleştiriyor. Barzani’nin, Kürdistan’ın bağımsızlığı için referanduma hazırlanma emri vermesi, bunu sürekli gündemde tutması, diğer partilerin KDP karşısında elini zayıflatıyor. Kürt partiler arasındaki anlaşmazlığın yanısıra, KDP ile PKK arasında Kuzey Irak’taki Sincar bölgesinin kontrolü için zaman zaman şiddetlenen çatışmalar yaşanıyor. PKK ile ilişkileri iyi olan ve İran’ın desteklediği KYB de, Kürtler için sembolik öneme sahip Kerkük’teki gücünü ve sağladığı taban desteğini artırmaya çalışıyor. Zira, bu sene IKYB’de seçim yapılması bekleniyor.

Ayrıca, IŞİD’in bölgeye gelişi ve merkezi ordunun çekilmesinden sonra KDP’nin etki alanı ve fiili olarak kontrol ettiği bölgeler genişledi. Bu genişlemeyi dengelemek için KYB’nin elindeki en önemli koz ise Kerkük.

İki Kürt grubu, KDP ve KYB arasındaki iktidar mücadelesi ve ekonomik çıkar çekişmesi kızışırken, kentte yaşayan ve silahlı gücü olmayan Türkmenler ile Araplar ise Kerkük’e tek taraflı IKBY bayrağının asılmasına karşı çıkıyorlar. Ortadoğu uzmanı Erkmen’e göre, Türkmenler ve Araplar kendilerini korumak için, kentin çeperlerine yerlermiş olan Haşdi Şabi’ye de dönebilirler. Bütün bunlar ise, kenti uzun vadeli ve daha derin yeni krizlere ve çatışmalara sürükleyebilir. (Kaynak: Ayşe Karabat– Al Jazeera, Anadolu Ajansı)

Kerkük’ün IKBY’ye ilhakı için referandum kararı

Kerkük İl Meclisi, Türkmen ve Arapların boykot ettiği oturumda kentin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlanması için referandum yapılması kararı aldı.

Kerkük İl Meclisi, hafta sonu Irak meclisinin kabul ettiği Kerkük’teki kamu binalarına sadece Irak bayrağının asılması kararıyla kentin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) bağlanması için referandum düzenlenmesi konularını görüşmek üzere toplandı.

Türkmen ve Arapların boykot ettiği oturum sonrası Kürt üyelerle ortak basın toplantısı düzenleyen Kerkük İl Meclisi Başkanı Rebwar Talabani, “Kerkük’ün tartışmalı bölgeler statüsünden çıkıp, kaderinin tayin edilmesi için il meclisi olarak referandum yapılması kararı aldık. Referandum talebimizi Irak merkezi hükümetine iletiyoruz. Kerkük halkının artık bekleyecek gücü kalmadı” dedi.

Talabani, Irak meclisince alınan kentteki kurum ve kuruluşlara yalnızca Irak bayrağı asılması kararının da tanınmayacağını söyledi. İl meclisinin tek taraflı kararına göre, anayasanın 140. maddesi gereği tartışmalı bölgeler arasında yer alan Kerkük’ün kaderinin tayin edilmesi için düzenlenecek referandumda, kent sakinlerine Irak merkezi hükümetine mi yoksa IKBY’ye mi bağlanmak istedikleri sorulacak.

Kerkük İl Meclisi’nde Kürtlerin 26, Türkmenlerin 9, Arapların ise 6 üyesi var. İl meclisinde geçen hafta yine Türkmen ve Arapların boykot ettiği oturumda kentteki kamu binalarına Irak bayrağının yanında IKBY bayrağının asılması kararı kabul edilmişti. Buna karşılık Irak meclisi ise Cumartesi günü Kerkük’teki kamu kurum ve kuruluşlarına yalnızca Irak bayrağı asılması yönündeki kararı onaylamıştı.

2008 yılında yürürlüğe giren İller Yasası’nın 21. maddesi 2010 yılında değiştirildi. Buna göre parlamentoya, bir federal bölgeye bağlı olmayan vilayetlerin il meclislerinin vereceği kararlara itiraz etme hakkını tanındı. İlgili il meclisi kararında ısrar ederse, parlamento bu kararı salt çoğunlukla iptal etmeye hatta ilgili il meclisini feshetme hakkına sahip.

Türkiye’den ilk tepki: Irak’ın geleceğini riske atar

Karara Türkiye’den de tepki var. Isparta’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, kararın Kerkük meclisinin kararı olmadığını çünkü Arap ve Türkmenlerin katılmadığı bir oturumda bu kararın alındığını söyledi.

“Atılan adımlar, hele hele bu kırılgan dönemde Irak’ın geleceğini riske atar” diyen Çavuşoğlu şöyle konuştu:

“Bu konuda kararı verecek olan Bağdat yönetimidir. Meclis kendiliğinden burada bir referandum kararı alamaz. Ama burada tabii bir şeylerin döndüğü gerçek. Esasen burada atılan bu adımlar, hele hele bu kırılgan dönemde Irak’ın geleceğini riske atan adımlar. DEAŞ’la mücadele, başka zorluklar var, Şii-Sünni kamplaşması oldu Maliki’den bu yana. Bu zorlukların aşılması için destek verdiğimiz, herkesin destek verdiği bir dönemde atılan bu adımlar iyi niyetli değil, fırsatçılık yapıyorlar. Doğru değil. Kendilerine de açıkça söyledik. Iraklı ve Suriyeli Türkmen kardeşlerimizle de sürekli irtibat halindeyiz, onlara her türlü desteği veriyoruz. Kerkük Türkmeni yalnız değildir ve yalnız kalmayacaktır. Oldubittilere müsaade etmeyiz. Kargaşa ortamında böyle fırsatçılık yapmak Irak’ın ve bölgesel yönetimin geleceği için de iyi olmaz.”

Kerkük’ün statüsü

ABD’nin 2003’te Irak’ı işgâli sırasında Kürt güçleri Kerkük’ü fiilen ele geçirmiş, kente yoğun bir Kürt göçü yaşanmıştı. 2005 yılında yazılan Irak anayasasının 140. maddesine göre, Kerkük’ün statüsü devrik lider Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten zorla göç ettirilenlerin geri dönmesi, ardından Kerkük’te nüfus sayımı yapılması ve kentin statüsü hakkında bir referanduma gidilerek nihâi durumun belirlenmesi olarak öngörülüyordu. Ancak çeşitli nedenler ve anlaşmazlıklar sebebiyle bu madde henüz uygulanamadı.


Bağdat, Kerkük’ün idari olarak merkezi yönetime bağlı olduğunu belirtirken, Kürtler ve özellikle kentte hâkimiyet süren Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Kerkük’ün IKBY’ye ilhak edilmesini talep ediyor. Türkmenler ise buna karşı çıkarak, Kerkük’ün özel bir statüye sahip olmasını istiyor. Kent nüfusu büyük ölçüde Türkmen, Kürt ve Araplardan oluşuyor.

Biz Almanya ve Hollanda ile uğraşırken ‘Kerkük’ nasıl gitti?


Editor
İndigo Dergisi Haber Merkezi | İndigo Dergisi, 18 yıldır yayın hayatında olan bağımsız bir medya kuruluşudur. İlkelerinden ödün vermeden tarafsız yayıncılık anlayışı ile çalışmaktadır. 2005 yılında kurulan İndigo Dergisi, indigodergisi.com web sitesi üzerinden tamamen dijital ortamda günlük yayın yapmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet haber dergisi olmakla birlikte, tüm yayın kadrosu ve okurlarıyla birlikte sürekli gelişmektedir. İndigo Dergisi’nin amacı; gidişatı ve tabuları sorgulayarak, kamuoyu oluşturarak farkındalık yaratmaktır. Vizyonu; okuyucularında sosyal sorumluluk bilinci geliştirerek toplumun olumlu yönde değişimine katkıda bulunmaktır. Temel değerleri; dürüst, sağduyulu, barışçıl ve sosyal sorumluluklarının bilincinde olmaktır. İndigo Dergisi, Türkiye’nin saygın İnternet yayınlarından biri olarak; iletişim özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmekte; Basın Meslek İlkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymayı taahhüt eder. İlaveten İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni benimsemekte ve yayın içeriğinde de bu bildiriyi göz önünde bulundurmaktadır. Buradan hareketle herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin eşitliğine ve özgürlüğüne inanmaktadır. İndigo Dergisi, Türkiye Cumhuriyeti çıkarlarına ters düşen; milli haysiyetimizi ve değerlerimizi karalayan, küçümseyen ya da bunlara zarar verebilecek nitelikte hiçbir yazıya yer vermez. İlkelerinden ödün vermeyen şeffaf yayıncılık anlayışını desteklemektedir. Herhangi bir çıkar grubu, örgüt, ideoloji, politik veya dini; hiçbir oluşumun parçası değildir. Köşe yazarlarımızın yazdıkları fikirler, kendi özgür düşünceleridir; İndigo Dergisi yayın politikası dahilinde değerlendirilir ve yayın ilkeleri ile çelişmediği müddetçe, düşünce ve ifade özgürlüğünü teşvik ederek yayına alınır. İndigo Dergisi, sunduğu tüm bilgilerin doğruluğunu teyit ve kontrol eder; bu bilgilerin geçerliliğine son derece önem verir.