Meşrulaştırılmış gayrimeşru bir referandum

16 Nisan referandumundan çıkan sonuç YSK’nın aldığı “mühürsüz oy pusulasının kabulü” kararı ile adete referanduma atılan son dakika golü gibi oldu! Bu referandum, tarihe meşrulaştırılmaya çalışılan bir referandum olarak geçecek!

Meşrulaştırılmış gayrimeşru bir referandum

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir referandum süreci geçirdi. Bu sürecin sonunda da 16 Nisan referandumundan çıkan millet kararı ‘evet’ oldu.

Bu kararla birlikte herhangi bir erken seçim kararı olmaz ise 2019 yılından itibaren AKP iktidarı her ne kadar “yönetim sistemi değişikliği” dese de Türkiye 18 maddelik anayasa değişikliği ile “rejim değişikliği”ne doğru gidecektir.

16 Nisan referandumu meşru kabul edilebilir mi?

Çıkan tabloya göre, hayır! Ancak bu ülkede bu tür şeyler önemsenmediği için millet, siyasi iktidar tarafından ‘evet’i şimdiden kabullenmek zorunda bırakılacaktır! Böyle bir ülkede muhalefetin izleyeceği yasal süreçlerin bir anlamı olmayacağını şimdiden belirtmem gerekiyor…

YSK daha önceki seçimlerde AKP’nin itirazı üzerine mühürsüz oy pusulalarını kabul etmezken bu referandumda da bu kez yine AKP’nin itirazı üzerine mühürsüz oy pusulalarını kabul etti. Kanunların çiğnendiği, anayasanın en üst perdeden tanınmadığı bir ülkede bu tür gayrimeşru uygulamalar meşru hale getirilmektedir.

AKP iktidarının girdiği her seçimde maalesef halk nezdinde bir tereddüt oluşmuştur. Bunun da bir türlü önüne geçilememiştir. Trafoların “kedi”den geçilmediği bir seçim süreci neredeyse yok. Bu da, tabi halkın gözünde seçimlere karşı bir şüphe oluşturmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven‘in aldığı karar ile referanduma tam anlamıyla son dakika golü attığı apaçık ortadadır. Güven’in almış olduğu bu kanunsuz eylemin şu anki AKP iktidarı döneminde sorgulanması imkansıza yakındır. O yüzden bu referandumun sonuçları itibari ile şu an olmasa bile, AKP iktidardan düştükten sonra muhakkak ama muhakkak tarihe kara bir leke olarak düşen bu referandumun (gıyabında da olsa) kurum ve kişi bazında yargı önünde hesap vermesi gerekir.

AKP 2023’ü göremeyebilir

Bu yazıdaki amaç, AKP’nin nasıl devrileceği olmasa da şunu daha önceki yazılarımda söylemiştim: Referandumdan ‘evet’ de ‘hayır’ da çıksa AKP devrilecektir. Bu tespiti afaki olarak söylemiyorum. AKP’nin kaybettiği üç büyük ilden dolayı söylüyorum. Bunu daha sonraki yazılarımızda daha ayrıntılı dile getirebiliriz. Burada yine şunu söylemek istiyorum:

AKP içinde yaşanan siyasal kargaşa ve dış etkenler AKP’nin 2023’ü göremeden gideceği yönünde. Bu yüzden AKP iktidarı kaybettikten sonra YSK’nın yaptığı seçim veya referandumlar yargı önüne getirilmelidir. Bilinçli yapılan yanlışların (varsa eğer) sorumluları da yargı önünde cezalandırılmalıdır.

Dikkat edildiğinde referandum sonucunda AKP’yi kutlayan ilk ülke geçtiğimiz ay karısını yardımcısı yapan Azerbaycan lideri İlham Aliyev‘dir; ardından da diğer Ortadoğu’daki Arap devletleri olmuştur. Komşularımız Rusya ve İran ise “Türkiye’nin iç meselesi” diyerek aslında konuya soğuk yaklaşmış, Avrupa’dan gelen bir kutlama mesajı olmamıştır; hatta başta Fransa olmak üzere birçok Avrupa Devleti seçimlerin güvenilirliğini sağlıklı bulmamaktadır ve referandumu izlemek üzere gelen uluslararası komitenin kararını beklemektedirler. Yani Avrupa bu referandumun doğru yapıldığına inanmamaktadır!

Sözün kısası, meşruluğu sorgulanan bir referandumla karşı karşıya kalan bir Türkiye ile baş başayız!

Referandum notları: Ötenaziye giden bir hasta