19 Mayıs’ta stadyum gösterileri neden yapılmıyor?

Kutlamaların stadyumlardan çıkartılmasının, uzun süreçte “ulusal kimlik algısını” değiştirme üzerinde yaratacağı etki kaçınılmazdır.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve ulusalcılık üzerine stadyum gösterileri
19 Mayıs’ta stadyum gösterileri neden yapılmıyor?

Ulusal bayramlarda stadyum gösterileri neden yapılmıyor?

Tüm dünyada ulusal bayramların kabul edilebilir ve olması gereken nedeni, ulusal kimliğinden haberdar olmadır. Bu bazılarının öne sürdüğü gibi faşizan bir ulus bilinci oluşturma çabası ve amacı değil, ulus olarak var olma bilinci ve duygusal ihtiyacının bir gereğidir. Bu Amerika’da da, Almanya’da da veya başka bir ülkede de böyledir.

Mühim olan bu tür ulusal bayramların etnik üstünlük tutumu ve davranışı yaratma amacına hizmet etmiyor olmasıdır. Kimliksizlik ise hem bireysel, hem toplumsal ve hem de ulusal anlamda sağlıksız bir durumdur. Bu anlamda stadyum veya büyük alanlarda gerçekleşen toplumsal katılımlı büyük şölenler ulusal olabilmenin davranış biçimleridir.

Bayram kutlamalarının stadyumlardan çıkarılma isteği, birilerinin öne sürdüğü gibi toplumun bir ırkı yüceltmesi amacına hizmet eden bir etkinliği ortadan kaldırmak değildir. Bu durum, özellikle alt ve orta gelir seviyesindeki geniş halk kitlelerini seküler bağlamda “biz” olma ilgisi ve değerlerinden mahrum edecek bir sonuç doğurmaktadır. Stadyum gösterilerini izlemeye gelenlerin sayılarına ve toplumsal sınıflarına bakıldığında ne demek istenildiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Bunun yanı sıra bu gösterileri izlemeye gelen birçok insanın duygu dünyasında kendini bu ülkenin bireyi olarak görme algısı da böylece engellenmiş olacaktır.

Oysa yapılması gereken bu gösterileri stadyum gibi alanlarda ve halkın kendini önemli hissedeceği bir atmosferde yapmayı sağlamak olmalıydı… Bunun içinse o protokol ve şeref tribün denilen ayrıcalıklı insanların olduğu ortamların ortadan kaldırıldığı, birilerinin gereksiz hamasi ve içtenliksiz nutukların ortadan kaldırılmasının sağlanmasıydı sadece.

İşin aslına bakıldığında, hedef tamamen ideolojik olup, yapılmak istenen, bu toplumun Cumhuriyet geleneği ve değerleri ile ilişkisini kesmektir. Bunun böyle olduğu geçen birkaç yıl içinde çok açık şekilde ortaya çıkmıştır. Bu şekilde hem küresel sermayenin sömürü alanı daha pekiştirilecek, hem de “neo-osmanlı” toplumsal yapısı tüm kurum ve kurulları ile devreye sokulacaktır. Tüm bunların planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen işler olduğu zaten ortaya çıkmamış mıdır? Artık Türkiye geçmişin yanlışlarından arınan bir ülke değil, yeniden biçimlendirilen ama bunun bir türlü becerilemediği kaotik bir ülke haline gelmiştir.

Yeni Türkiye artık ‘üniter yapısı riskli’ bir ülkedir.

Yeni Türkiye ulusal bilinç ve değerleri hiçe sayan, sözde evrensellik adına küresel sermayenin niteliği giderek daha da düşen bir ülkedir.

Yen Türkiye ekonomik dayatmalara daha açık bir ülkedir.

Boşuna değildir Türkiye’de gerçekleştirilen bunca ulusalcı avı. Ulusalcılığa atılan çamur ve ulusalcılara çektirilen acılar hiç tesadüf değildir.


Egemen, bağımsızlıkçı ve anti-emperyalist bir ulusalcılığın emperyalistler için en rahatsız olduğu konular olması boşuna değildir.

Cumhuriyetin asıl özü itibari ile yıkıldığı bir gerçektir. Yerine koyulan ise henüz bir şey yoktur. Çünkü koyabilecek kalibrede kadrolar ve koşullar yoktur. Süreç artık dağınık ve bir bilinmezliğe doğru yönelmiş durumdadır. Kontrol yitirilmiştir.

Ulusal bayramların ulusal niteliğe yönelik biçim ve özlerinin bitirilmiş olmasının asıl nedenselliği geldiğimiz noktada ürettiği sonuçlara bakarak herkesin anlayabileceği şekilde ortaya çıkmıştır.


Bize bugün evde oturun diyorlar. Sen çıkarken Samsun’a güvenli miydi sokaklar?