Tepeden inme sözde demokrasi

Temeli sağlam olmayan bina nasıl ki güçlü bir depremde tepetaklak oluyorsa, temeli insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, eşitliğe, özgürlüğe, eğitime dayanmayan demokrasi de güçlü bir sarsıntıda tepetaklak oluveriyor. Demokrasi enkazının altında kalan kesimin sesi ise cılız cılız ‘buradayım, kurtarın beni, kurtarın beni’ diye bağırıyor ama duyan yok…

Demokrasi kelime anlamıyla en basit biçimde halkın egemenliğine dayalı yönetim biçimi olarak tarif ediliyor da halkı oluşturan kim? Bireyler değil mi?

Demokrasi, toplumda her bir bireyin, hangi dine, mezhebe, ırka, ideolojiye mensup olursa olsun, düşünce ve yaşam özgürlüğünün, insan olmanın getirdiği doğal haklarının, hukukun üstünlüğü prensibine dayanarak korunmasının garantisi olduğu gibi aynı zamanda da bireyin güvence altına alınan düşünce ve yaşam özgürlüğünün o kazan içerisinde var olan diğer kesimlerin hak ve özgürlüklerine tehdit oluşturmasının önündeki engeldir.

Demokrasi hassas bir terazi üzerinde duran, toplumun her kesimini içine alan çoksesli bir kazandır. O kazanda hiç bir taraf kazanmaz, her taraf kaybeder. Kazanan her daim toplumun yüksek menfaatleridir. Bir taraftan bireye sınırsız özgürlük verirken bir taraftan da bireyin sınırsız özgürlüğünün kısıtlayıcısıdır. Bundan dolayıdır ki, demokrasi kazanında kazanan taraf yoktur. Gerçek adalet de hiç kimse kazanmaz, herkes yalnızca hakkı olanı alır.

Ülkemize ‘demokrasi’nin gelişi ise, biraz ikinci dünya savaşı sonrasında dünyada esen demokrasi rüzgarına uyum sağlamak, biraz ülkedeki zor şartları düzenlemek amacıyla ABD’den alınan yardımların karşılığında ABD’ye olan vefa borcunun ödenmesi gibi bir güdüyle, biraz da TBMM’de devlet yönetimiyle bütünleşmiş tek partili yönetimin icraatlarına karşı muhalefet oluşturan bazı milletvekillerinin içeriden baskısı doğrultusunda olmuştur. Ancak tüm bu nedenlerin hiç birisi sağlam bir demokrasi temelinin oluşması için gerekli olan bireyin ekonomik bağımsızlığı, düşünce ve yaşam özgürlüğü, eşitlik, hukukun üstünlüğü gibi gerekçelere dayanmamıştır.

1923’te cumhuriyetin kurulmasıyla, adeta küllerinden yeniden doğan yoktan bir ülke var edilmiş, her anlamda sefalet içindeki ülke, 1923’ten 1946’da çok partili döneme geçişimizle sözde demokrasinin ülkemize inişine kadar eğitim, ekonomi, sağlık, modernleşme anlamında gerçek mucizesini yaşamıştır. Bu dönemde ülkemize yapılan yatırımlar o günün koşulları altında inanılır gibi değildir.

ATATÜRK DÖNEMİ:

1923 – Cumhuriyet Halk Partisi Kuruldu. (9 Eylül 1923)

1923 – CHP Genel Başkanlığına Mustafa Kemal Atatürk seçildi. (11 Eylül 1923)

1923 – Ankara Başkent ilan edildi. (13 Ekim 1923)

1923 – Cumhuriyet ilan edildi (29 Ekim 1923)

1923 – Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.

1924 – Hilafet kaldırıldı.

1924 – Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) kabul edildi.

1924 – İlköğretim zorunlu hale getirildi.

1924 – Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.

1924 – Gölcük’te ilk tersane ünitesi kuruldu.

1924 – Devlet Demiryolları kuruldu.

1924 – İstanbul – Ankara arasında ilk yolcu uçağı seferi yapıldı.

1924 – Türkiye İş Bankası kuruldu.

1924 – Türk Kadınlar Birliği kuruldu.

1924 – Ankara ilk planlı şehir olarak tanzim edildi.

1924 – Cumhurbaşkanlığı Orkestrası kuruldu.

1924 – Türkiye Tütüncüler Bankası kuruldu.

1924 – İlk milli sigorta Anadolu Sigorta faaliyete geçti.

1924 – Bursa’da Karacabey Harası kuruldu.

1924 – Milli Sahne Ankara’da ilk tiyatro olarak kuruldu.

1924 – Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.

1924 – Türkiye Cumhuriyeti yazılı ilk madeni para tedavüle çıktı.

1924 – Atatürk’ün önerisiyle ismini de verdiği Cumhuriyet Gazetesi yayına başladı.

1925 – Danıştay kuruldu.

1925 – Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti) kuruldu.

1925 – İstanbul’da Liman İşleri inhisarı kuruldu.

1925 – Osmanlı’da köylülerden alınan Aşar Vergisi kaldırıldı.

1925 – Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü kuruldu.

1925 – Sanayi ve Madenler Bankası kuruluş kanunu kabul edildi.

1925 – 1920’de Atatürk tarafından kurulan Anadolu Ajansı bir anonim şirkete dönüştürüldü.

1925 – Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu kabul edildi.

1925 – Gazi Orman Çiftliği kurulmaya başlandı.

1925 – Eskişehir Cer Atölyelerinde demiryolu malzemesi üretecek birimler hizmete girdi.

1925 – Adana Mensucat Fabrikası üretime başladı.

1925 – Türkiye’nin ilk betonarme köprüsü Menderes Nehri üzerine yapıldı.

1925 – İlk Cumhuriyet altını basıldı.

1925 – Adana ve Bergama Müzeleri açıldı.

1925 – Tayyare Cemiyeti’nin katkılarıyla Ankara’da Türk yapımı ilk planör uçuruldu.

1925 – Şeker Fabrikaları kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.

1926 – Demir Çelik Sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun yayımlandı.

1926 – Uluslararası saat ve takvim uygulanmasına başlandı.

1926 – Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. Kanunla kadın erkek eşitliği sağlandı.

1926 – Türk Telsiz Telefon Şirketi kuruldu.

1926 – Eskişehir Uçak Bakım İşletmesi açıldı.

1926 – Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıkları kaldıran Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.

1926 – İlk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.

1926 – Ankara otomatik telefonu işletmeye açıldı.

1926 – İstanbul’da inşaat demiri üreten ilk haddehane açıldı.

1926 – Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kuruldu.

1926 – Amasya, Sinop ve Tokat Müzeleri açıldı.

1926 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası açıldı. 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümetince kapatılana kadar bu fabrikada toplam 112 savaş uçağı üretildi.

1926 – Bakırköy Çimento Fabrikası kuruldu.

1926 – Uşak Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.

1927 – Teşviki Sanayi Kanunu kabul edildi.

1927 – Bünyan Dokuma Fabrikası hizmete girdi.

1927 – Ankara – Kayseri demiryolu açıldı.

1927 – Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.

1927 – İstanbul Radyosu yayınlarına başladı.

1927 – Samsun – Havza – Amasya demiryolları açıldı.

1927 – Bursa Dokumacılık Fabrikası açıldı.

1927 – Eskişehir Bankası kuruldu.

1927 – Ankara Arkeoloji Müzesi ve Sivas Müzesi kuruldu.

1927 – Okullarda karma eğitime geçildi.

1927 – İlk basketbol ligi düzenlendi.

1927 – İlk Köy Öğretmen Okulu Kayseri’de açıldı.

1927 – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kağıt parası tedavüle çıkarıldı.

1927 – İzmir Müzesi açıldı.

1927 – Ankara’da Çocuk Sarayı açıldı.

1927 – İlk düzenli radyo yayını İstanbul’da başladı.

1928 – Laiklik Cumhuriyetin temel ilkesi olarak kabul edildi.

1928 – Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı.

1928 – Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1928 – Ankara Çimento Fabrikası açıldı.

1928 – Türk halkına okuma-yazma öğretmek için Millet Mektepleri açıldı.(1936’ya kadar 16-45 yaş arasındaki yaklaşık 3 milyon kişiye temel eğitim verildi.)

1928 – Ankara Numune Hastanesi açıldı.

1928 – Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.

1928 – Türk Eğitim Derneği (TED) Atatürk’ün koruyuculuğunda Ankara’da kuruldu.

1928 – Türk Vatandaşlığı Yasası kabul edildi.

1928 – İstanbul Bomonti’de Türk Mensucat Fabrikası hizmete girdi.

1928 – Amasya – Zile demiryolu açıldı.

1928 – Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkındaki kanun kabul edildi.

1928 – Malatya Elektrik Santralı açıldı.

1928 – İlk defa Kadınlar Mahkemelerde Avukat olarak görev aldılar.

1928 – Kütahya – Tavşanlı demiryolu açıldı.

1928 – İstanbul’da Üsküdar, Bağlarbaşı ve Kısıklı’da tramvay hatları açıldı.

1928 – Ankara’nın ilk büyük oteli Ankara Palas açıldı.

1928 – Gaziantep’te Mensucat Fabrikası işletmeye açıldı.

1929 – Mersin- Adana demiryolu yabancılardan satın alındı.

1929 – Ankara ile İstanbul arasında telefon konuşmaları başladı.

1929 – Ayancık Kereste Fabrikası açıldı.

1929 – Trabzon Vizera Hidroelektrik Santralı hizmete girdi.

1929 – İstanbul’da Fatih-Edirnekapı tramvay hattı hizmete girdi.

1929 – Anadolu-Bağdat, Mersin- Tarsus Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1929 – Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı.

1929 – Kütahya- Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolları açıldı.

1929 – Deniz Ticaret Kanunu kabul edildi.

1929 – Paşabahçe Rakı ve İspirto Fabrikası açıldı.

1929 – Yeni Türk harfleriyle ilk posta pulları basıldı.

1930 – Ankara – Sivas Demiryolu Hattı ulaşıma açıldı.

1930 – Kadınlar Belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı.

1930 – Ankara’da Ziraat Enstitüsü kuruldu.

1930 – Kayseri – Şarkışla demiryolu açıldı.

1930 – Türkiye Gazeteciler Birliği kuruldu.

1930 – İstanbul Galata Köprüsü’nden 70 yıldan beri alınan köprü geçiş ücreti kaldırıldı.

1930 – Ankara Etnografya Müzesi halka açıldı.

1931 – Bursa- Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı.

1931 – Gölbaşı – Malatya demiryolu açıldı.

1931 – 10 ilde Bölge Sanat Okulları açıldı.

1931 – Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu.

1931 – Tekel Genel Müdürlüğü kuruldu.

1931 – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu.

1931 – Uluslararası ölçü birimleri kabul edildi.

1931 – Türk Tarih Kurumu kuruldu.

1932 – Devlet Sanayi Ofisi (DSO) kuruldu.

1932 – Samsun- Sivas demiryolu açıldı.

1932 – Diyarbakır Tekel Rakı Fabrikası açıldı.

1932 – Sanayi Teşvik Kanunu ile toplam 1473 işletme teşvikten yararlandırıldı.

1932 – İzmir Rıhtım İşletmesi yabancılardan satın alındı.

1932 – Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.

1932 – Kütahya – Balıkesir demiryolu açıldı.

1932 – Ulukışla – Niğde demiryolu açıldı.

1932 – Halkevleri açıldı. (1951’de Adnan Menderes hükümetince kapatıldıklarında 478 Halkevi, 4322 Halk Odası vardı.

1932 – Türk Dil Kurumu kuruldu.

1932 – Türkiye Milletler Cemiyetine üye oldu.

1933 – Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.

1933 – Sümerbank resmen faaliyete geçti.

1933 – İstanbul – Ankara arasında düzenli uçak seferleri başladı.

1933 – Adana-Fevzipaşa demiryolu açıldı.

1933 – Ulukışla – Kayseri demiryolu açıldı.

1933 – Yerel Yönetimlere finansal yardım için İller Bankası kuruldu.

1933 – İstanbul Üniversitesi kuruldu.

1933 – Zonguldak Yatırım Bankası ve Kayseri Milli İktisat Bankası kuruldu.

1933 – Havayolları Devlet İşletmesi kuruldu.

1933 – Samsun- Çarşamba demiryolu hattı yabancılardan satın alındı.

1933 – Halk Bankası kuruldu.

1933 – Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.

1934 – Bandırma- Menemen- Manisa demiryolu yabancılardan satın alındı.

1934 – İlk Türk Operası sahnelendi.

1934 – Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce genel seçimlerde seçme/seçilme hakkı kazandı.

1934 – İzmir-Kasaba demiryolu yabancılardan alınarak devletleştirildi.

1934 – Keçiborlu Kükürt Fabrikası üretime başladı.

1934 – Soyadı Kanunu kabul edildi.

1934 – Turhal Şeker Fabrikası açıldı.

1934 – Isparta Gülyağı Fabrikası üretime başladı.

1934 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikasında yapılan ilk uçağın deneme uçuşu yapıldı.

1934 – Basmane İzmir – Afyon demiryolu yabancılardan satın alındı.

1934 – Sümerbank Bakırköy Bez Fabrikası’nın açılışı yapıldı.

1934 – İlk Süttozu Fabrikası Bursa’da açıldı.

1934 – Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası işletmeye açıldı.

1934 – Demiryolu Elazığ’a ulaştı.

1935 – Haftasonu tatili Cumartesi-Pazar olarak kabul edildi.

1935 – Aydın Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1935 – MTA Enstitüsü kuruldu.

1935 – ETİBANK kuruldu.

1935 – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kuruldu.

1935 – Türkkuşu kuruldu.

1935 – İstanbul Rıhtım Şirketi yabancılardan satın alındı.

1935 – Ankara’da troleybüs hattı işletmeye açıldı.

1935 – Fevzipaşa-Ergani-Diyarbakır demiryolları açıldı.

1935 – İlk Arkeolojik kazılar Alacahöyük’te başladı.

1935 – Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası üretime başladı.

1935 – Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası işletmeye açıldı.

1935 – Afyon – Isparta demiryolu açıldı.

1935 – Sümerbank Kayseri Dokuma Fabrikası’nın açılışı yapıldı.

1935 – Ankara Mamak’ta Gaz Maskesi Fabrikası açıldı.

1935 – Ayasofya müze olarak ziyarete açıldı.

1935 – Ankara’da Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi açıldı.

1936 – Kabotajın Deniz Yolları İdaresi’ne geçmesi sağlandı.

1936 – Ankara Çubuk Barajı açıldı.

1936 – Motreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.

1936 – Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında askerden arındırılmış bölgelere Türk askerleri yerleştirildi.

1936 – Ankara’da Devlet Konservatuarı açıldı.

1936 – Edirne-Sirkeci Şark Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1936 – Haydarpaşa Numune Hastanesi hizmete girdi.

1936 – Sümerbank Malatya İplik ve Bez Fabrikası kuruldu.

1936 – İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası hizmete girdi.

1936 – Elazığ Şark Kromları İşletmesi kuruldu.

1936 – İzmir Enternasyonal Fuarı açıldı.

1936 – İzmir Havagazı Şirketi yabancılardan satın alındı.

1936 – İstanbul Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.

1936 – SEKA’nın İzmit’teki fabrikasında ilk kağıt üretildi.

1936 – Ankara 19 Mayıs Stadyumu hizmete açıldı.

1937 – Sümerbank Konya Ereğlisi Dokuma Fabrikası üretime başladı.

1937 – Ziraat Bankası Kanunu kabul edildi.

1937 – Kozlu Kömür İşletmeleri yabancılardan satın alındı.

1937 – Çatalağzı – Zonguldak demiryolu açıldı.

1937 – İstanbul Resim Heykel Müzesi açıldı.

1937 – Ankara’da ilk Bira Fabrikası kuruldu.

1937 – Toprakkale – İskenderun demiryolu yabancılardan satın alındı.

1937 – Ankara’da Motorlu Tayyarecilik Okulu açıldı.

1937 – Urfa’da Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği açıldı.

1937 – Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası açıldı.

1937 – Denizbank kuruldu.

1937 – İstanbul ve Trakya Demiryolları yabancılardan satın alındı.

1937 – Diyarbakır – Cizre Demiryolu açıldı.

1937 – Yozgat Termo-Elektrik Santralı hizmete girdi.

1938 – Gemlik Suni İpek Fabrikası açıldı.

1938 – İzmir Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.

1938 – Ankara Radyoevi hizmete girdi.

1938 – Divriği Demir Madenleri üretime başladı.

1938 – Bursa Merinos Fabrikası faaliyete geçti.

1938 – Murgul Bakır İşletmeleri satın alındı.

1938 – Türk askerleri Hatay’a girdi.

1938 – Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu.

1938 – Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü kuruldu.

1938 – Eskişehir İspirto Fabrikası açıldı.

1938 – İstanbul Elektrik Şirketi yabancılardan satın alındı.

1938 – Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kuruldu.

1938 – Sivas – Erzincan demiryolu açıldı.

1938 – Giresun’da Fiskobirlik kuruldu.

ATATÜRK’ün VEFATINDAN SONRA

1939 – Ergani Bakır İşletmesi hizmete girdi.

1939 – Karabük Demir Çelik Kok Fabrikası üretime başladı.

1939 – İstanbul’da yabancıların işlettiği Tramvay Şirketi tesislerini hükümete devretti.

1939 – İstanbul’daki Tünel İşletmesi tüm tesislerini hükümete devretti.

1939 – Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.

1939 – Adana Elektrik Şirketi devletleştirildi.

1939 – Sivas Demiryolu Makinaları Fabrikası kuruldu.

1939 – Aydın’da 4000 köylüye toprak dağıtıldı.

1939 – İstanbul’da İETT kuruldu.

1939 – Fransız askerleri Hatay’dan çıkartıldı, Hatay Türkiye’ye katıldı.

1939 – Karabük Demir Çelik Fabrikası Yüksek Fırınları hizmete girdi.

1939 – Ankara Havagazı Şirketi devletleştirildi.

1939 – Karabük Demir Çelik Boru Fabrikaları hizmete girdi.

1939 – Milli Piyango İdaresi kuruldu.

1939 – Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.

1939 – İlk Türk denizaltısı Haliç’te denize indirildi.

1939 – Sivas – Erzurum demiryolu açıldı. Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılan demiryolu 3.000 km’ye ulaştı.

1939 – Tekirdağ Şarap Fabrikası hizmete açıldı.

1940 – Kozabirlik kuruldu.

1940 – Türk Petrol Şirketi kuruldu.

1940 – Köy Enstitüleri kuruldu. (Toplam sayısı 21’i bulan köy enstitüleri 1954 yılında Adnan Menderes Hükümeti tarafından tamamen kapatıldı.)

1940 – İstanbul Radyo İstasyonu hizmete girdi.

1940 – Ereğli Kömür İşletmesi kuruldu.

1940 – Haliçte yapılan İkinci Türk denizaltısı donanmaya katıldı.

1940 – Taksim Gezi Parkı İstanbul’da açıldı.

1940 – Eğitim amaçlı Halk Odaları kuruldu. İlk etapta 141 Halk Odası açıldı.

1940 – Ankara’da Milli Halk Kütüphanesi açıldı.

1940 – Garp Linyitleri İşletmesi kuruldu.

1941 – Gebere Barajı açıldı.

1941 – Petrol Ofisi kuruldu.

1941 – Türk Hava Kurumu Ankara’da uçak fabrikası kurdu.

1941 – THY Yurtiçi uçuş merkezlerinin sayısı 11’e çıktı.

1942 – Ankara Etimesgut’ta üretilen ilk Türk uçağı deneme uçuşları yaptı.

1942 – Türk Devrim Tarihi Enstitüsü kuruldu.

1942 – İlköğretim seferberliği başladı.

1942 – Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.

1942 – Dalaman ve Hatay Devlet Üretme Çiftlikleri kuruldu.

1942 – Bursa, Denizli, Mersin, Çorum ve Urfa’da Kız Sanat Enstitüleri açıldı.

1942 – İlk büyük Türk ilaç fabrikası Eczacıbaşı İlaç Fabrikası Levent’te açıldı.

1942 – Atatürk Devrim Müzesi açıldı.

1943 – Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsası Kanunu kabul edildi.

1943 – Zonguldak-Kozlu demiryolu hattı açıldı.

1943 – İstanbul’da Atatürk Bulvarı açıldı.

1943 – Ankara’da Gençlik Parkı açıldı.

1943 – Diyarbakır – Batman Demiryolu açıldı.

1943 – Seyhan Regülatörü açıldı.

1943 – Sivas Çimento Fabrikası açıldı.

1943 – İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü kuruldu.

1943 – İstanbul’da Yıldız Parkı açıldı.

1943 – Ankara Fen Fakültesi açıldı.

1944 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kuruldu.

1944 – İzmit Klor Alkali Fabrikası hizmete girdi.

1944 – İzmit Selüloz Fabrikaları işletmeye alındı.

1944 – Türk Hava Kurumu’nun Ankara’daki uçak fabrikasında 140 eğitim uçağı, ambulans uçakları ve çok sayıda planör üretildi. (Ne yazık ki; Ankara, Kayseri ve Eskişehir’deki Uçak ve Uçak Motoru Fabrikalarının tamamı 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümeti tarafından kapatılmıştır.)

1944 – İzmit’te Gazete ve Sigara Kağıdı Fabrikası açıldı.

1944 – Yeşilköy’de yerli sermaye ile üretilen ilk Türk özel yolcu uçağının denemesi yapıldı.

1944 – Anıtkabir’in temeli atıldı.

1944 – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kuruldu.

1944 – Mersin Limanı hizmete açıldı.

1944 – Gaziantep Havaalanı açıldı.

1944 – Fevzipaşa – Malatya ve Diyarbakır – Kurtalan demiryolları hizmete girdi.

1944 – Sakarya’da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası üretime başladı

1944 – İzmir’de Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu açıldı.

1945 – Şirketi Hayriye devlet tarafından satın alındı.

1945 – Türkiye Birleşmiş Milletler’e kurucu üye olarak katıldı.

1945 – İskenderun Limanı hizmete girdi.

1945 – Türkiye ilk defa yerli ampul üretimine başladı.

1945 – Balıkesir, Van, Rize, Erzurum, Erzincan ve Çankırı’da liseler ve enstitüler açıldı.

1945 – Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edildi.

1945 – Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçti.

1945 – İstanbul – Londra ve İstanbul – Paris uçak seferleri başladı.

1946 – İş ve İşçi Bulma Kurumu hizmete başladı.

1946 – İşçi Sigortaları Kurumu yürürlüğe girdi.

1946 – İstanbul – Ankara arasında yataklı tren seferleri başladı.

1946 – Ankara Üniversitesi kuruldu.

1946 – Elazığ Tekel Şarap Fabrikası açıldı.

1946 – İstanbul ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.

1946 – Türkiye’nin ilk çok partili seçimleri yapıldı.

1947 – Heybeliada Senatoryumu hizmete girdi.

1947 – İstanbul Açıkhava Tiyatrosu açıldı.

1947 – İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu kabul edildi.

1947 – Palu-Genç demiryolu açıldı.

1947 – Türkiye Dünya Sağlık Örgütüne üye oldu.

1947 – Rize Çay Fabrikası hizmete girdi.

1947 – Eskişehir Demiryolu Takım Fabrikası hizmete girdi.

1947 – İstanbul’da İnönü Stadyumu açıldı.

1948 – Köprüağzı – Maraş demiryolu açıldı. Açılan son demiryolu hattı oldu; çünkü 1950’deki Adnan Menderes hükümetinden itibaren demiryolu yapımları durduruldu.

1948 – Çatalağzı Termik Santralı hizmete girdi.

1948 – Türkiye Milli Talebe Federasyonu kuruldu.

1948 – Milli Kütüphane hizmete girdi.

1948 – Ankara Etimesgut’ta kurulan Uçak Motor Fabrikası hizmete girdi.

1949 – Porsuk Barajı açıldı.

1949 – Emekli Sandığı kuruldu.

1949 – Türkiye İnsan Hakları Bildirgesini onayladı.

1949 – Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kuruldu.

1949 – İstanbul’da Kartal- Yalova araba vapuru hattı açıldı.

1949 – Sümerbank Ateş Tuğla Fabrikası Kilyos’ta açıldı.

1949 – Muş’ta Alparslan Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.

1949 – Murgul Bakır İşletmeleri üretime başladı.

1949 – Türkiye Avrupa Konseyi’ne kabul edildi.

Tüm bunlar borç alınmadan yapılmış, ayriyeten bu dönemde Osmanlı’dan kalan borçlar da ödenmiştir. Bu arada dünyada da 1929-1939 yılları arasında büyük ekonomik buhran dönemi, 1939-1945 yılları arasında da 2. Dünya Savaşı geçirilmiştir.

Bu mucize değildir de nedir?!

Yokluk içinde tüm bu mucizelerin yapımı devam ederken Atatürk’ün bir yandan da meclis içerisinde tek partili sistemin mevcudiyetinden endişeleri olmuş, bir konuşmasında bu endişesini şu sözleriyle dile getirmiştir:

“Büyük Millet Meclisi’nde ve millet karşısında ulus işlerinin serbest münakaşası ve iyi niyet sahibi kişilerin ve partilerin özel görüşlerini ortaya koyarak milletin yüksek menfaatlerini aramaları, benim gençliğimden beri âşık ve taraftar olduğum bir sistemdir. Siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur. Ancak tek partili bir mecliste, özellikle o parti, olayların yüceleştirdiği bir başkanın kurduğu teşekkül olunca, o teşekküle dayanan hükümeti mesuliyet esasına dayanan ciddi bir denetleme imkânsız olur. Milletin güveni var. Böylece devam edip gidiyor. Fakat bu doğru bir gidiş değildir. Benden sonrası ne olacak? Samimi bir denetleme kurulmadıkça hükümet de ve iş başında bulunanlar da bilinçaltlarında saklı, gizli ve hususi emel ve heveslerini, devletin gerçek ihtiyaçlarından ayıramazlar. Hükümeti ve hükümet adamlarını hatadan ve bu hatalar yüzünden devleti zararlardan korumak için bir muhalif partiye ihtiyaç açıktır”.

mustafa kemal atatürk

Atatürk’ün 1930’da çok partili döneme geçiş denemesi olmuş, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasını kendisi sağlamıştır. Bu fırkanın kuruluş amacı o dönemde devletle bütünleşmiş olan, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına rakip olması değil, daha çok CHP iktidarının icraatlerini meclis içerisinde denetleyecek bir mekanizma olarak görev yapmasıydı. Ancak, kurulan yeni fırka bir anda muhalif çevreler tarafından sahiplenilmiş, hızlı bir büyüme göstermiş, esas kuruluş amacından sapmıştır. Atatürk de partinin amacından saptığını görünce desteğini çekmiş, bunun üzerine partinin devam etmesi durumunda Atatürk’ün iktidarıyla mücadeleye girişmesi gerektiğini anlayan partinin başkanı Fethi Bey (Okyar) tarafından kurulduktan 3,5 ay sonra fesih edilmiştir.

1930’lar yalnızca yüzyıllardır din güdümünde, Osmanlı Hanedanlığı esareti altında yaşamış Türk Halkı için değil, dünyada bir çok devlet için de demokrasi anlayışının yerleşmesi için çok erken bir zamandı. Dünyada demokrasinin yaygınlaşması 2. Dünya Savaşından sonra başlamış, o döneme de Atatürk’ün ömrü vefa etmemiştir. Hatta, 2. Dünya Savaşından sonra bile Avrupa’da İspanya ve Portekiz gibi uzun yıllar demokrasiye geçiş yapmamış devletler bulunmaktaydı.

1945 Mart ayında, 2. Dünya Savaşı henüz yeni sonlanmışken ve Rusya’nın savaştan güçlenerek çıkıp, ülkemizi Boğazlar üzerinde hak iddia etmekle tehdit etmesiyle ülkemiz savaşın diğer galibi ABD’yle yakınlaşmak durumunda kalmıştır. 1947’de ABD’nin Truman Doktrini yardımlarını kabul eden o dönemin cumhurbaşkanı İsmet Paşa, bu yardımlar karşılığında ABD’nin ülkemizde sözde demokrasinin yerleştirilmesi talebini de kabul etmek zorunda kalmıştır.

O dönemin koşulları altında İsmet Paşa eminim ki, emperyalizme boyun eğmeden dönemin zor koşullarını atlatacak daha iyi bir çözüm yolu bulamamış, ülkenin en yüksek menfaatinin bu yoldan geçtiğine inanarak böyle bir karar vermiştir. Ancak ne yazık ki, bu karar Atatürk cumhuriyetinin temellerinin emperyalizm tarafından zayıflatılma çalışmalarının da başlangıcına vesile olmuştur ister istemez. Çünkü, bu karar ülkemize temelleri sağlam olmayan ABD güdümlü demokrasi anlayışının yerleşmesine de vesile olmuştur.

ismail hakkı tonguç köy enstitüleri

Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetiminde özellikle üzerinde durduğu şu üç nasihatten ikisi de bu kararla dikkate alınmamıştır:

Birincisi: Kuzey komşunuzla (Rusya) ile ilişkilerinize çok dikkat ediniz.

İkincisi: Ortadoğu’daki mezhep ve din savaşlarına bulaşmayınız. O konularda çekimser kalınız.

Üçüncüsü: Emperyalizme çok dikkat ediniz, asla emperyalizmin buyruğu altına girmeyiniz.

1946’da ABD’den gelen talep doğrultusunda iç siyasette gerekli adımlar atılmış ve Demokrat Parti kurulmuştur. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimle Demokrat Parti Adnan Menderes başkanlığında iktidar olmuş ve Türkiye’nin sözde demokrasi deneyimi başlamıştır. Demokrat parti başkanı Adnan Menderes bir toprak ağası ve milletvekilidir. Kendisi henüz Demokrat Parti kurulmadan önce mecliste görüşülen büyük toprak sahiplerinin toprak alanlarının sınırlandırılıp, bir kısmının köylüye de dağıtılıp, tarımın geliştirilmesini amaçlayan Çiftçiyi Topraklandırma yasa tasarısına muhalefet ediyor.

Yani, demokrasinin inşaa edilmesi için daha sonra kendisine parti kurdurtulan adam aslında demokrasinin özü olan hak ve eşitlik ilkesine karşı çıkıyor. Ülkenin ‘demokrasi’ deneyimi feodal zihniyette, din taciri bir adamın, adı ‘Demokrat’ olan bir parti kurup iktidar olmasıyla başlıyor.

Balık baştan kokmuş bir kere!

1950’de sözde demokrasinin ülkemize gelişinden bu yana, ülke gerçek demokrasinin temellerini oluşturan insan hakları, hukukun üstünlüğü, eğitim, ekonomik bağımsızlık gibi konuların hiç birisinde esaslı bir gelişim gösteremediği gibi, 1923-1946 döneminde gerçekleştirmiş olduğu ekonomik, eğitimsel, hukuksal, kültürel gelişim ivmesini de bir daha asla yakalayamamıştır. 1950’den itibaren ülke yönetimine gelen hükümetler, Atatürk’ün ebedi vizyonu olan Türk halkının ileri medeniyet seviyelerine ulaşmasını sağlayacak, esaslı bir demokrasinin temellerini oluşturan yatırımlar yerine halkın bilinçlenmesine engel olan, dini ön plana çıkaran yatırımlar yapmışlardır.

Atatürk cumhuriyetinin aksine, sözde demokrasinin ülkemize gelişinden itibaren devlet tarafından halkın düşünsel beyin fonksiyonları yerine sürüngen beyin fonksiyonlarını geliştirecek yatırımlara ağırlık verilmiştir. (Daha önce yayınlanan Düşünüyorum Öyleyse Özgürüm başlıklı yazımda sürüngen ve düşünsel beyin fonksiyonlarını detaylı bir şekilde açıklamıştım.)

1950’de iktidara gelen Demokrat Parti’nin ilk icraatleri ülkemizde Türkçe okunan ezanın Arapça okunmasını sağlamak ve 1930’da öğrenci yetersizliği nedeniyle kapanmış olan imam hatipleri 1951’de yeniden açmak olmuştur. Yine, 1954’te halkın düşünsel beyin fonksiyonlarına hizmet eden köy enstitüleri Adnan Menderes tarafından emperyalizmin baskılarıyla tamamiyle kapatılmıştır.

Ülkenin dış kredilere bağımlılığı da yine DP döneminde başlamış, esaslı bir demokrasinin temeli olan ekonomik bağımsızlığımız dövize ve dış kredilere olan bağımlılığımıza feda edilmiş, ülke ekonomisi ABD’den alınan kredilerle ayakta tutulmaya çalışılmıştır.

Demokrat partinin iktidarıyla başlayan sözde demokrasinin başlangıcından bu yana ülkemiz, adeta sürüngen bir iç güdüyle siyasi arenada varlıklarını sürdürmek uğruna her ne pahasına olursa olsun halkı kandıran ve halkı kolayca yönlendirmek amacıyla aslında bilinçli olarak kendilerinin katkıda bulundukları halkın cehaletini sömüren, halka demokrasiyi yalnızca sandıkta verilen bir skor savaşı olarak dikte eden bir takım siyasi grupların ve kişilerin kurbanı olmuştur.

Yıllardır ülkemizin siyaset arenası, bu ülkeye gerçek demokrasinin temellerini oluşturan konuların hiç birisiyle ilgili bir katkısı bulunmadığı gibi, ülkenin Avrupa Birliği’ne girmek üzere vermiş olduğu mücadele yolunda demokratikleşme adına atmış olduğu adımlarla ayakta kalmaya çalışan kör topal demokratik düzenine de büyük darbeler indiren kişilerce işgal edilmiştir.

Ancak, ne var ki, ‘demokrasi’ kelimesi yalnızca kelime olarak dillerinden hiç düşmemiştir.

Her iki lafından birisi ‘demokrasi’ olan siyasilerin ağzından Allah, Cenab-ı Hak, Kuran, mübarek…,terör, şehit, ecdad, Avrupa ve ABD’nin Türk düşmanlığı gibi söylemleri bol bol duymamıza rağmen, aynı kişilerin ağzından gerçek demokrasinin temellerini oluşturan insan hakları, özgürlük, hukukun üstünlüğü, ekonomik bağımsızlık, eğitime, bilime dair söylemleri neredeyse hiç duymamışızdır.

platon demokrasi nedir oligarşi diktatörlük

Yukarıda sıralanan mucizeleri gerçekleştirmiş Atatürk CHP’si ise, bu siyasi oyun arenasında hep oyuncu pozisyonunda kalmıştır. Bugün CHP iktidar olsa bu mucizeleri tekrar gerçekleştirebilir mi? Gerçek Atatürk vizyonu ve altı okun (cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, inkılapçılık, laiklik) hakkını veren politikalar üretebilmesi koşuluyla gerçekleştirebilir belki. Ancak ne yazık ki, CHP uzun zamandır bu vizyondan kopmuş, partinin gerçek kimliğini 1950’den itibaren siyasi arenada dönen bu sözde demokrasi oyununun içinde kaybetmiştir.

Ne yazık ki, Atatürk vizyonundan kopalı yıllar olmuş olan CHP, sözde demokrasi adına, 2002 yılında üniversite diploması olup olmadığı o tarihte de şaibeli olan siyasi yasaklı bir adamın siyasi yasağının kaldırılıp, başbakan olması için mecliste onay vermiştir. Şimdi de o adama karşı demokrasi ve adalet mücadelesi vermektedir. Hatta, aynı kişi şimdi CHP’nin varlığını tehdit etmektedir.

Besle kargayı oysun gözünü!

Gelinen noktada CHP’nin sesi cılız bir adalet ve demokrasi söylemiyle çıkmakta ancak demokrasi enkazının altından sesi duyulmamaktadır. Hani nerede Atatürk’ün ilerici, üretken, proaktif, halkın menfaatini her türlü siyasi çıkardan üstün tutan, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, inkılapçı, laikliğin savunucusu CHP?

Ülkemizin baştan çarpık başlayan demokrasi süreci her geçen gün daha da bozulmakta, ülke Atatürk vizyonundan uzaklaştıkça gerçek demokrasi anlayışından da uzaklaşmaktadır. Atatürk demek çağdaş demokrasinin özü olan insan haklarının, eşitliğin, özgürlüğün, hukukun üstünlüğünün, eğitimin, ilericiliğin ta kendisi demektir. Atatürk ilkelerinin tamamı bu kavramları içinde barındırmaktadır zaten. Aradığımız gerçek demokrasi, bu cumhuriyeti bize ilelebet muhafaza ve müdafaa edelim diye teslim eden Atatürk’ün vizyonundadır.

Üç-beş senede bir içine bir kağıt parçası attığımız çakma sandıklarda değil!

Kaynaklar:

  • Yakınçağ Türkiye Tarihi-1 – Sina Akşin
  • Atatürk ve CHP’nin Saklı Tarihi- Ali Kuzu
  • www.beyaztarih.com

Hakikatin tokadını yemiş Türkiye Cumhuriyeti

Önceki yazıSahte maskelerimiz: Beden ile ruh arasındaki ayırım
Sonraki yazıArakan: Hepimizin bu katliamda suçu var!
8 Kasım 1974 Ankara doğumluyum. 1998 yılı Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. 2000 senesinden itibaren dış dünyamdan gelen büyük değişimler beni iç dünyamla derin bir bağlantı kurma yolunda yönlendirdi. 2000 senesinden itibaren içsel yolculuğumda almış olduğum yol, dış dünyamdaki yaşantımda büyük değişikliklere neden oldu. Bu süre içerisinde hayatımdan kendimle ilgili bana çok şey gösteren bir yığın insan geçerken, iş hayatımda da çeşitli iş değişiklikleri oldu. Şu an geldiğim noktada, dış dünyamda yaşadığım her şeyin ruhsal yaşam amacımı gerçekleştirmemde aracı olduğuna ve bu aracın amaca hizmet ettiği sürece her zaman değişebileceğine inanıyorum. Taşıdığımız isimlerin frekanslarının da yaşam amaçlarımızı gerçekleştirmede büyük bir etkeni olduğuna olan inancımdan dolayı, 2016 yılında ismime, profesyonel bir isim analistinden almış olduğum danışmanlık neticesinde ‘Melisa’ ismini ekledim. Aile işimizden dolayı çocukluğumdan itibaren hep ticaret ve iş hayatının içinde bulundum. İnsanları tanımanın en kestirme yolunun ticaretten geçtiğine inanırım. Ticaret hayatım boyunca Türkiye’de her kesimden insanla iş ilişkim gereği muhatap olduğum için Türk halkını çok derinden analiz ve tetkik etme fırsatım oldu. Bu analizler beni siyasete olan ilgim neticesinde siyaset ve yaşam üzerine yazılar yazmaya teşvik etti. Yazılarımı şimdilik amatörce Facebook sayfamda ve Yaşam Senaryosu adlı bloğumda yayınlıyorum. İndigo Dergisinde yazmak benim için belki de profesyonelce yazmaya adım atmak için ilk adım olacaktır. Geçen yıl almış olduğum karar neticesinde, 3 ay önce ABD’nin Washington D.C. şehrinde yaşamaya başladım. Buradaki hedefim, bir yandan ticaret hayatıma devam ederken, bir yandan da Georgetown Üniversitesinde politika, din, terörizm, dış ilişkiler gibi konuları kapsayan ‘Master of Arts in Liberal Studies’ mastır programına katılıp, bu konular üzerine araştırma yapmaya ve yazmaya devam etmektir.