Bu ülke ne çektiyse bu ‘Solcular’dan çekti!

NATO’ya solcu Adnan Menderes döneminde girerek ABD’nin “Ortadoğu’daki jandarması” olduk! Fethullah Gülen, sağcı İsmet İnönü ve Bülent Ecevit sayesinde büyüyordu! Ah bu solcular!..

solcular bülent ecevit ismet inönü

Bu ülke ne çektiyse bu solculardan çekti!

Son 60 senedir bu ülkeyi hep sol yönetti! Ne çektiysek de hep bu solculardan çektik!

NATO‘ya solcu Adnan Menderes döneminde girerek ABD’nin “Ortadoğu’daki jandarması” olduk!

ABD’ye hoş görünmek için Kore’ye asker gönderdik ve orada 700‘ün üzerinde asker kaybettik bu solcular yüzünden!

Anadolu’nun kapıları 1071 yılında Malazgirt’ten Türklere açılmıştı. 1954 yılında ise askeri anlaşma imzalandı. Bu kez Anadolu’nun kapıları Amerikan askerlerine ve Amerikan nüfuzuna açıldı bu solcular tarafından!..

Allah’tan sağ ideolojiden de İsmet İnönü vardı! ABD o kadar çok sevmişti ki İsmet İnönü’yü; 1964 yılında İnönü, Kıbrıs’a harekat yapmak üzereyken ABD Başkanı Johnson’ın mektubu geldi. Mektupta Kıbrıs’a harekat yaparsınız “ABD olarak Türkiye gözlerinden öperiz” mesajı geldi! ABD bu ülkede solcuları o kadar çok sevdi ki, ülkede iktidarı her daim solculara teslim etti!

Süleyman Demirel, Erbakan Hoca, Turgut Özal, Tansu Çiller gibi solculara teslim etti ülkeyi!

adnan menderes süleyman demirel turgut özal

1971 yılında muhtıra geldi… 1972’de sağın önemli ismi Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan asıldı!

Bu solcular ne yapıyordu?! Solcular da Kanlı Pazar‘ı planlıyor ve ABD filosuna karşı namaz kılıyordu! Nasıl olduysa bu dinsiz (!) solcular namaza durmuşlar ve ABD’li Yanke’lerin gelişini namaz kılarak kutluyorlardı!

Boşuna demiyoruz bu ülke ne çektiyse bu dinci (!) solculardan çekti!

Sağcı Bülent Ecevit, sağcı İsmet İnönü’nün yapmak istediği şeyi, yani Kıbrıs Barış Harekatı‘nı 10 yıl sonra 1974 yılında yaptı ve ABD, Ecevit’i de en az İnönü kadar sevdi ve ardından Türkiye’ye silah ambargosu uyguladı!..

Ardından 1980’de sağ kesimi hezimete uğratan o darbe geldi. 17 yaşındaki sağcı Erdal Eren yaşı büyütülerek asıldı!

Darbe yapılmış ülke solcu Turgut Özal‘a teslim edilmişti. Türkiye, ABD ve Turgut Özal sayesinde çağ atlıyordu!

Fethullah Gülen ise sağcı İsmet İnönü ve Bülent Ecevit sayesinde büyüyordu! İsmet İnönü bir Türkçe Olimpiyatı sırasında Fethullah Gülen’e jest olsun diye özel madeni para bastırıyor ve o olimpiyatlar sırasında Gülen’i “Bitsin bu hasret, gel artık Türkiye’ye!” diyerek yurda davet ediyordu!

Sağcı Bülent Ecevit ise Ankara’yı parsel parsel Gülen’e satıyor ve Gülen’in adamlarına rant sağlıyordu!

Başbakan İsmet İnönü Hakan Şükür‘ün nikahını kıyıyor, Bülent Ecevit ise nikah şahidi oluyordu!

İsmet İnönü yurtlar açarak Fethullah Gülen’e imtiyazlar veriyordu!

Allah’tan sağcı İnönü ve Ecevit vardı da dini cemaatler büyüdü! Allah’tan cemaatlerin yolu açıldı! Yoksa maazallah bu dinsiz (!) ülke ne yapardı?! Zaten yıllarca dinsiz kalmıştı!

Ne güzel bakın şimdi de Bülent Ecevit sayesinde Menzilcileri devlete sokuyoruz. Allah başımızdan eksik etmesin bu sağcı Bülent Ecevit’i!..

2004 yılındaki MGK kararını aklıma bile getirmek istemiyorum! O Ergenekoncu (!), Balyozcu (!) askerlerin raporu uygulanmış olsa kim bilir ne olurdu bu ülke?!

Bu Balyozcu askerler bir yaz sıcağında cami bombalar, uçakları başkentin üzerinde uçururdu!

Zaten camileri sevmiyorlar, bunlar camide içki de içer, ayakkabılarını çamura sokar camiye de girerler!

Neyse daha fazla uzatmayalım; bu ülke ne çektiyse hep solculardan çekti!

Biz ‘solcular’ bu ülkede hiç sevilmedik ki!

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…