Yarını düşünürken bugünü kaybedenler

Yarını düşünmek kötü bir şey midir? Elbette hayır. Ancak işin ucunda yarına odaklanıp bugünü yaşayamamak var ise yarını düşünürken bugünü kaybetmek de muhakkaktır.

Yarını düşünürken bugünü kaybedenler

Yarın çok mu çok yakın? Onu göz ardı edip bir hayat sürebilmek pek mümkün değil. Bu noktaya kadar yarını önemsemek her sorumluluk sahibi insanın yapması gereken.
Ya fazlasını yapanlar? Yani yarını düşünmek adına bugünden vazgeçenler ne yapmış oluyorlar? Şimdiyi ıskalıyorlar!

Şimdi diye tabir ettiğimiz yaşanmakta olan an, aslına bakılırsa insan hayatının tek somut zaman dilimi. Bir nevi hayatların canlı yayını.

O zaman sormak lazım. Neden canlı yayın esnasında ertesi günkü canlı yayını tercih eder bir insan? Bu tercihin temeli gelecek korkusuna dayanıyor. Ancak bahsi geçen gelecek korkusu, kontrolden çıkmış ve kişiyi olumsuz etkileyen bir korku. Çünkü kişi yarına ulaştığında bu sefer de yarının yarını üzerine endişelenmeye başlıyor. Dolayısıyla bir kısır döngü meydana geliyor ve kişi sürekli stres yükleniyor.

Bugünü yaşamak, yarından vazgeçmek değil!

Yarın, hakettiği kadar önemsenmeli. Elbette bugünü yitirmemek şartı ile. Zira yarın aç kalma ihtimalini düşünüp bugün aç kalmak, bugünün yitirilmesi anlamına gelecek.
Çok daha büyük ölçekli ve uzun vadeli yarın kaygıları ise ister istmez hayatın bir bölümünü ipotek etmek anlamına gelecek. Yarın için bugünü kısıtlayarak yapılan yatırımlar, ilk olarak bugünün yaşam kalitesini düşürecek.

Yarın kaygısı her insanda bulunmalı ama asgari seviyede tutulmak kaydı ile. Yarının yakın olduğu ve fakat ulaşılması garanti olmadığı hatırda tutulmalı. Şayet bir vazgeçilmezlik sıralaması yapılacaksa bugünün yarından daha önemli olduğu gerçeği akıllara kazınmalı.
Sınırlı olduğu kesin olan insan yaşam süresinde değerlendirmeye en yatkın olan zaman diliminin bu an yani şimdi olduğu göz ardı edilmemeli.

Bugünün taze düşüncesinin ya da taze isteğinin bugün gerçekleştirilmeye çalışılması, yarına bayatlayacak ve belki de vazgeçilecek bir fikri ya da arzuyu taşımamış olmak demektir. Böylece yarın da bugünden aklı işgal eden şeylerle doldurulmamış olacaktır.

İstiyorsan, arzuluyorsan yapmak, en azından yapmaya çalışmak bugünün temel güdüsü olmalı. İşte o zaman daha konforlu ve yaşanmayı bekleyen bir yarın gelmiş olacak.

Geri dönemeyenler: Ağacın yuttuğu bisikletin hikayesi

14.03.1985 tarihinde Kadıköy'de dünyaya geldim. Kadıköy'de doğdum, Kadıköy'de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011'in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500'ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.